Bylock tespitlerinde FETÖ kumpası iddiası: Av. Ali Aktaş ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

 

Yayının tam metni

Hazırlayan: Ali Mert İnal

Merhabalar Medyascope TV izleyenleri. Bugünkü konuğumuz avukat Ali Aktaş. Ali hocam hoş geldiniz
yayınımıza.
Ali Aktaş: Hoş bulduk merhabalar.
İzleyicilerimiz için yine tekrarlayalım, Bylock konusunda dördüncü kez yayın yapıyoruz sizinle ve
aslında en kritik yayınlardan birisi olarak görüyorum bunu. Çünkü çok önemli bir bulguya ulaştığınızı
iddia ediyorsunuz. İzleyicilerimiz için de hemen aktaralım, Periscope üzerinden sorularını iletebilirler
ve bu sorulara da cevap vermeye, size tekrar dönüş yapmaya gayret götereceğiz. Ali hocam şuradan
başlamak istiyorum, tespitiniz sekiz uygulamaya Bylock bağlantısı yerleştirildiği ve bu alakasız
uygulamalara tıklayan insanların da Bylock listelerinde isimlerinin yer aldığı yönünde. Bunu biraz daha
izleyicilerimiz için açar mısınız?

Ali Aktaş: Şimdi, bu tip insanların özellikleri itibariyle baktığımız zaman mahkemelere BTK’den IP’ verileri
geliyor. Sekiz, on, on beş, yirmi civarında. Bu insanlar yönünden bugüne kadar bu meselenin anlaşılması
çok güçtü. IP çakışması diyorduk, başka gerekçeler diyorduk. Çünkü bu insanların FETÖ yapısıyla başkaca
herhangi bir bağlantısı yok. Yani bir delil yok. Bu insanlarla ilgli bir bulgu elde etmiş olduk. Bu, şu ana
kadar anlamlandıramadığımız ve işin içinden çıkamadığımız bu meseleyi şu şekilde bir bulguya ulaşmış
olduk: Biz, Ankara’da alınan bir bilirkişi raporu doğrultusunda Koray Peksayar’dan bir rapor tanzim
etmesini talep ettik. O rapor şu: Bir telefon üzerindne elde edilen log kayıtları çerçevesinde bir takım
uygulamaların bir çarpı bir piksel ebadında bir takım reklamlar vermek suretiyle Bylock IP’sine
yönlendirme yaptığını tespit ettik. Bu şöyle oluyor, Bylock’u normalde cep telefonunuza
yüklemiyorsunuz. Dolayısıyla tıpkı film ve dizi web sitelerinde olduğu gibi filmi başlat butonuna bastığınız
zaman hani bir reklam açılıyor ya burada böyle bir reklam yönlendirmesi olmuyor. Siz ona tıkladığınız
zaman ara ekranda Bylock cep telefonunuzda olmadığı için ona gitmiyorsunuz ama BTK veirlerinde Bylock
IP’si kaydı yapmış oluyorsunuz. Böylelikle esasen bu Gülen yapısıyla ilgili olmayan hatta tam tersi mesela
CHP meclis üyesi, mesela radikal İslamcı, mesela fanatik AK Parti’li, darbe gecesi fiilen mücadele etmiş
insanlar arasında bu tip Bylock tespitlerinin kaynağına ilişkin böyle bir bulgu elde etmiş olduk. Bu insanlar
muhtemel ki bizim saydığımız sekiz program ve bir kısmı hala ticari olan ve bu işi biz ortaya çıkardıktan
sonra ismini değiştiren, emailini değiştiren, yerleşim yeri adresini değiştiren Google’da bazı programlar
var ve genelde mütedeyyin insanların kullandığı programlar bunlar. Bunlar üzerindne bir IP yönlendirmesi
yapıldığı iddiasındayız biz. Bu konuya ilişkin de çok sayıda şikayet aldık. Şöyle şikayetler, mesela bir tanesi
diyor ki: “ Efendim ben falanca tarihte Kayseri’ye gitmiştim yüksek lisans müracaatım için müracaat
günümde bir otelde kaldım. Kredi kartı ekstreme baktığım zaman otelin tarihini tespit edebliyorum. Bana
söylenen Bylock tespit tarihinde ben kıblemi bulabilmek için falanca programı indirmiştim. Aynı tarihe
tekabül ediyor” diyor. Mesela bir tanesi şikayet konusundaki freezee ilgili olarak şu hikayesini paylaşıyor:
“Arkadaşım freezee kullanıyordu, ben ondan aldım, ben de indirdim. Sonra teyzemin oğlu indirdi.
Üçümüz de Bylock’çuyuz.” Bu da bir müzik programı değil mi? Yani herkesin indirip böyle bir…

Ali Aktaş: Evet ama freezee değil bu, rezee, R ile. Yılında çalışmış, şu anda uygulamada olmayan bir
program.

Anladım. Peki ne tarz programlar var. Nerelere girildiğinde, mesela morbeyin.com diye bir
uygulamadan bahsediyorsunuz. Onları da biraz açarsak, bahsedersek…

Ali Aktaş: Morbeyin bu 8 uygulamanın uygulama, tasarım ekibi muhtemelen. Eğer bir kişi değilse bir
tasarım ekibinden söz ediyoruz. Morbeyin.com’un içerisine gömülü halde yani tıpkı Google’ ın reklamları
hani bazı web sitelere anlaşma yaptığınız zaman sizin rızanız dahilinde ama sizin müdahaleniz olmaksızın
reklam yönlendirmeleri oluyor ya, bu uygulamalar morbeyin üzerinde, morbeyin sitesinde gömülü olan
bir takım reklamları uygulamaların içerisine gömüyor. Siz mesela şunu diyelim freezee’den Tarkan’ın Kuzu
Kuzu şarkısını dinlemek için bastığınız zaman eğer o 1×1 piksel ebatındaki butona tıklamış olursanız sizi
Bylock IP’leri 177 ile 131 ile 171 ile 183 ile biten Bylock IP’sine yönlendiriyor. Dolayısıyla siz BTK
kayıtlarına anlamlandıramadığımız 3, 5, 6, 19, 60 gibi çok kısa süreli mesela veyahut da anlamsız gün ve
saatlerde tespiti yapılan, iddia edilen Bylock IP’lerine ilişkin bir veri bu. Bu insanlar bu programları cep
telefonlarına indirmişler ve bu cep telefonlarında bu uygulamaları kullanırken bu gizli reklamlar
vasıtasıyla Bylock IP’sine temas kurmuşlar yönlendirme nedeniyle. Bugün bu insanların MİT listesinde
isimleri var. Bu insnaların ortak bir özelliği var Fırat Bey’cim. Yani iddiamızı güçlendirecek çok ortak bir
özellik. Bütün mahkemeler, hakimler, savcıların bildiği bir özellik. Bu insanlardan birincisi Bylock içeriği
gelmiyor. Çünkü bu program öyle bir program ki Bylock indirdiğiniz zaman size bir ID veriyor. Arkadaş
ekleyebiliyorsunuz ve konuşuyorsunuz. Şimdi, mahkeme dosyalarında gördüğümüz şey şu: Önemli
oranda diğerlerinin Bylock içerikleri geliyor. Eksiktir, eksik bulunmuştur vs. yani tam olarak elde
edememiştir bu ayrı mesele ama profil bilgileri geliyor, eklediği arkadaşları geliyor, log kayıtları geliyor,
bir içerik bilgisi geliyor ama bu insanlarda Bylock içerik bilgisi yok. Hiçbirisine gelmedi. Çünkü bu insanlar
fiziken cep telefonlarına Bylock indirmiş değiller. Bu birinci özellik. İkinci özellik nedir, BTK’den IP verileri
geliyor, mesela fiili Bylock kullanıcıları içerisinde ben 24bin, 35bin, 88bin IP tespiti yapılan insan gördüm.
Bu insanların IP’leri ise çoğu 10’un altında. Evet 20, 30, 40, 50, 183 olan var. Ama sınırlı sayıdaki gün
itibariyle baktığınız zaman 2014 yılında bu insanların özellikleri şu: Hemen hemen tamamı 2014 yılının
ağustos, eylül ve ekim ayı tepiti. Yani bu şekilde olan kişilerin Bylock tespitleri bu tarihlerde. Dolayısıyla
biz anlıyoruz ki buradan bu uygulamalar üzerinden reklam yönlendirme, IP yönlendirme programı 2014
yılının ağustos, eylül ve ekim ayında yapılmış. Bu insanların bir üçüncü özelliği hiçbir başka delillerinin
olmaması. Yani diğer Bylock iddialı sanıklar yönünden mesela dershane geçmişi olabiliyor, aleyhe tanık
ifadesi olabiliyor, banka olabiliyor, sendika olabiliyor, pek çok başka yan deliller de olabiliyor. Ha bu da bir
terör örgütü delili olup olmama meselesi ayrı bir konudur ama cemaat bağlantısı bakımından diğer
sanıklarda böyle deliller de var. Ama bizim bu söz konusu ettiğimiz kişilerde Bylock haricinde yan delil
yok. Hatta öyle ki mesela bir tane müvekkilim var Ebubekir Eryılmaz diye, babasını 20 yıldan beri tanırım.
Milli Gençlik Vakfı’ndan çalışmışbiriydi babası. Ebubekir Eryılmaz’ın 2010 yılından itibaren bütün
Facebook paylaşımlarını biz mahkemeye sunduk. Gülen Cemaati’nin aleyhine ve iktidardaki partinin
aleyhine paylaşımlar yapmış. Mütemadiyen ve sürekli olarak bunu yapmış. Dolayısıyla hiçbir bağı
olmayan, mesela Gültekin Sincan diye bir arkadaşımız var. Antalya’da ÖZGÜRDER şube başkanlığı yapmış,
abartılı bir yorum yapmam gerekirse Zaman Gazetesi’ni piknikte sofra altına sermeyecek kadar bu yapıya
muhalif duran bir isim. Sadece altı IP bağlantısıyla altı aydan beri tutuklu. Öyle ki mesela Gültekin Sincan
ile ilgili Antalya’daki bütün sivil toplum kuruluşlarının leyhte şahitlikleri var ve Gültekin Sincan aleyhine
geçmişte zaman gazetesi değişik defalar yayınlar yapmış. ÖZGÜRDER ve Gültekin Sincan aleyhine.
Dolayısıyla bu insanların teorik anlamda ve pratik anlamda bu yapıyla bağlantıları da yok. Ve zannediyorum bendeki ortalama 8-10bin civarında böyle bir mağdur kitlesinin çıkabileceği yönünde Fırat
Bey.
Evet çok ciddi bir sayı bu aslında. 8-10 bin diyorsunuz. Peki Ali hocam şunu sormak istiyorum, siz de
siyasetle içli dışlısınız, siyasal boyutuyla ilgili şu soruyu yöneltmek istiyorum: Dinlerken de
izleyicilerimizin aklına geliyordur, benim kafamda da hemen şu soru işareti oluşuyor: Peki
Fethullahçılar bunu bilerek ve kasıtlı olarak mı yapmıştır? Yani bu IP yönlendirmesinden hep
bahsettik, programlarda da konuştuk. Çok fazla gündeme geliyor. Ve aynı zaman diliminde suçlanan
insanlardan bahsediyorsunuz. Böyle bir şey söz konusu olabilir mi aparat uygulamalar yaratarak?

Ali Aktaş: Burada iki şey gündeme gelebilir. Bir tanesi bunlar Bylock’u yaygınlaştırmak için reklam
vermişlerdir tezi belki gündeme gelebilir ama bu çok zayıf bir tezdir. İnsanlar Bylock’u yaygınlaştırmak için
elbette gizli reklam vermezler, açık reklam vermelere gerekir. İkinci tez sizin bahsettiğiniz şeydir. Benim
kanaatim de şu: Örgütün operasyonel birimleri 2014 başındna itibaren bunu kullanmışlar. Sonra HSYK
seçimleri sırasında bunu kullanmışlar. Sonra bir bilgi kırıntısı olarak gelen bir şey, devletin birimleri bunu
çok daha iyi bilecek emniyet istihbarat Bylock’u tespit etmiş. Bu Bylock’un tespitinden sonra yani takibe
alınmak, fiziki takip diyelim, Bylock’u öğrenmişler ve fiziki takibe başlamışlar öğrendiğimiz kadarıyla.
Bundan sonra yapı Bylock’u bu operasyonel kanadı deşifre olmasın diye cemaatin tabanına yaymış.
Cemaatin tabanına yayma zamanı da 2014 yazına tekabül ediyor. Aynı zamanda 2014 ağustos, eylül,
ekim, aylarında sayıları 8-10 bini bulduğunu tahmin ettiğimiz IP yönlendirmesi vasıtasıyla yeni bir kitlenin
yaratılması da aynı aylara tekabül ettiğine göre benim kanaatim o ki bu yapı FETÖ dediğimiz örgütsel
hiyerarşinin ve devletin içindeki kademesinin ortaya çıkmaması için hem bunu cemaate yayarak 100
binlik bir rakam elde etmek hem de ilgisiz insanları, bir takım mütedeyyinlerin kullandığı özellikle
programları veya müzik programlarını kullanmak suretiyle bunu yaygınlaştırmış. Biz bunda ciddi zoka
olduğunu düşünüyoruz. Bunun kumpas değil bir tuzak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü insanların profilleri
yani bu mağdurların sanım profilleri bırakın örgütçü olmayı, cemaatçi olmayı bile mümkün kılmayan
profiller. Burada çok açık ve bariz ki yani iddiamız o ki bu yapı ileride bu tip yargılama süreci yaşayacak
olursa bu sayı artsın, 100 binli rakamlara ulaşsın ki Fırat Bey şuna dikkatinizi çekmek isterim, Bylock şu an
102 bin kişi. Aslında 102 bin kişi değil değil mi biliyoruz bunu, aslında 226 bin kişiden söz ediyoruz. Bu 226
bin kişi nasıl 102 bine düştü? MİT’in raporunun üst yazısından da anlıyoruz ki bu 226 binin 102 bine
düşmüş olması, 3 günün altındaki kullanımların listeden çıkarılması. Dolayısıyla aslında geride 124 bin kişi
daha var ki ve 1 gün IP bağlantılı olanlar. Dolayısıyla buların da bu reklam tuzakları içerisinde Bylock’çu
ilan edildiğine dair tez ileri sürebiliriz. Benim iddiam bu. Burada kesin olarak bir plan var ve bu plan
ilerideki bir yargı sürecinde yargı sisteminin dinamitlenmesi, sabote edilmesi ve kaos yaratılması için ki şu
and ciddi bir kaos var.

Peki Ali Bey kendi twitter hesabınızdan da çok fazla duyurdunuz. Yine altına yazanlar, sizin paylaştığınız
insanlar da oldu veya mağdur yakınları da çok fazla şekilde Twitter’da yazıyorlar. Bazı örnekler
verdiniz. Benim için en çarpıcı örneklerden bir tanesi, siteye bir saniye veya iki saniye girdiği görülen
insanların yargılanmasıydı. Böyle örnekler var mı? Veya bu örneği biraz…

Ali Aktaş: Çok fazla. Maalesef çok fazla. Mesela az önce ismini andığımız Gültekin Sincar, Ebubekir
Eryılmaz, Ayşe Dinç diye bir hanım var bunu biliyoruz. Mesela Mutlu Alp hakkında bir zabıt metni var ki Kamu-Sen üyesi, alakası yok. Yani geçmişi ile hiçbir elemanın böyle bir bulgusu yok. Bu insanların IP
kayıtları geldiği zaman bir saniyelik tespitler. Yani ki o şuna tekabül ediyor, oraya tıklanmış ve reklam
gitmiş yani IP yönlendirme yapılmış. Sayı itibariyle çok az. Mesela Gültekin Sincan’ın altı tane, Ayşe
Dinç’in yedi IP bağlantısı var. Hepsi de 2014 ağustos, eylül ayında. Bakın Gültekin Sincar’la ilgili geçen
evvelki hafta savcı ceza talep etti. Ve başka dosyalardan arkadaşlarımızdan da biliyoruz ki Türkiye
çapından gelen mailler ve DM’lerden de biliyoruz ki bu tip, bu durumlarda olan insanlara verilmiş cezalar
dahi var. Yargılamalar devam ediyor, verilmiş cezalar var, istinaf aşamasına gelmiş cezalar var. İşin kötüsü
şu, problem şurada; Bylock içeriği olmadığı halde, yan delil olmadığı halde BTK’nin bu veirleri altı, sekiz,
on IP bağlantısı tanısal bir buyrukmuş gibi yargı çevrelerince değerlendiriliyor. BTK verilerine göre ve
KOM2un Bylock tespiti ki aynı kaynaktan geliyor nihayet, son tahlilde ve cezalandırmaya yol açan bir
bulgu olarak değerlendiriliyor. Büyük bir problem olduğunu düşünüyorum.

Gerçekten önemli bir bulgu bu. Sekiz uygulamadan bahsediyorsunuz. Peki bunun üstünde uygulama olma olasılığı var mı sizce? Veya google reklamlarına dahi gömülmüş olabilir mi?

Ali Aktaş: İsmini şu an için anamadığım namaz vakitleri, kıble bulmak, pusula bulmak, bir takım oyunlar
oynamak yani kelime oyunu falan gibi bir takım uygulamalarla ilgili yoğun şikayetler oldu. Hatta insanlara
ben şunu söyledim, bir istatistik oluşturmamız lazım. Çünkü biz savcılığa suç duyurusunda bulunduk
bununla ilgili. Suç duyurusunda bulunduğumuz sekiz uygulamanın dışında başka uygulamalar da olabilir.
Siz bireysel hikayeleriniz anlamında o programı indirdiğiniz Bylock tespit gününüzü tespit edin
savcılardan. Bylock tespitinden hemen önce indirdiğiniz uygulamaların neler olduğunu çıkartın, bize
gönderin diye insanlara yazdık. Bu insanlardan gelen cevaplar çerçevesinde kimisi ndeBylock’la aynı güne
tekabül eden uygulamalar var. Farklı uygulamalar içerisine de gömülmüş bu tip reklamların olabileceğini
değerlendiriyoruz. Mesela bunlardan bir tanesi, ismini söylemeyeyim ama uygulamanın kurucusu Zaman
Gazetesi’nin Amerika ekinde yayın yapmış, siyasi bir muhalif olarak Amerika’ya yazdığı içerikleri görülen
kişi dolayısyla mesela bu uygulamanın içerisinde bunun yüklenmiş olması kendisinin bağlı bulunduğu
meşrep itibariyle son derece kolay ve mümkün görünüyor bize.

Evet. Peki Ali Bey siz bunu paylaştıktan sonra bir sürü tepki de aldınız. Yani memurlar.net’te bu haber
çıktı, çok fazla paylaşıldı. Yine Kamu-Sen başkanı İsmail Koncuk açıklama yaptı, Memur-Sen başkanı Ali
Yalçın yazdı. Bunların bir şey değiştireceğini düşünüyor musunuz veya bu soruşturmaların gidişatını?

Ali Aktaş: Konuşmamızın başında ifade ettiğim gibi ilk defa bu olayların, bu tip hataların kaynağına ilişkin,
sebeplerine ilişkin bir bulgu tespit edilmiş oldu. Bunu 52 sayfalık bir raporla da ispatlamış olduk ki bu aynı
zamanda Ankara’da bir Cumhuriyet Savcılığı dosyasında da var olan bir teknik rapor. Telefondan elde
edilmiş bir teknik rapor var. Onun da bilgisine sahibiz biz. Bunların bir şeyleri değiştireceğine inanıyoruz.
Mesela Ali Yalçın’ın bize söylediği şey, bize vaadi BTK’deki yetkililerle konuşmaktı. Biz bunu aynı zamanda
Antalya milletvekili olan arkadaşlarımızla da konuştuk. Yani meslektaşım var mesela bir tane, onunla
konuştum. Siyasi çevrelerde başka insanlara bunu iletmeye çalışıyoruz. İstediğimiz şey şu, bu konu
yeniden incelensin. İki türlü incelenebilir bu konu Fırat Bey’cim. Bunlardan bir tanesi BTK’nin elinde
mesela garip bir örnek verelim, diyelim ki bir kişinin 6 IP bağlantısı var. Günü, saati ve dakikası belli. Bu 6
bağlantının hemen öncesindeki kullandığı uygulamaların IP’si çıkartılarak elli farklı kişiden böyle örnekleme yapılarak her kişinin kullandığı Bylock IP’sinden hemen önceki gittiği uygulamanın IP’si tespit
edilerek böyle bir istatistik çıkartabilir devlet. Dolayısıyla bizim iddiamıza konu edilen ve dilekçemize
yazmadığımız kimi uygulamalar yönünden bu problemin kaynağı olabileceği değerlendirilebilirse bu
istatistik yapılabilir. İkincisi şu; cep telefonları log tutuyor, dolayısıyla Bylock’a gittiğiniz zaman ya da şimdi
Medyascope’a bağlandınızda Medyascope’a bağlanmanız veya sizinle Whatsapp üzerinden yazışmamız,
her şey cep telefonlarının log kayıtlarında silinmeden duruyor. Bu tip örnekleri olan 50 kişinin cep
telefonları ,ki bunların çoğu cep telefonlarını teslim etmiş durumdadırlar devlete, Bylock iddiası olan gün,
saat ve dakika öncesindeki log kayıtlarından hangi programa gittiği tespiti yapılarak bu sorun çözülebilir.
Bu, çözümün teknik yönü Fırat Bey’cim. Bir de işin hukuki yönü var. Aslında çözümün hukuki yönü çok
daha kolaydır, keşke ona müracaat edilse. O da şudur; bu insanların dediğimiz gibi ortak özellikleri Bylock
içeriklerinin gelmemesi. Bylock’un kendisi öyle bir program ki demiştik siz programı indirdiğiniz zaman
size bir ID veriyor, bir kullanıcı adı veriyor, siz orada bir şifre oluşturmaya başlıyorsunuz. Dolayısıyla profil
bilglerinizi oraya kaydetmeye başlıyorsunuz ve sizin için bir içerik oluşuyor. Yani Litvanya’dan elde edilen
sürücüde fiili Bylock indirenlerin bir içerikleri var. Yazışma olmasa bile profil bilgileri var. Ama bu
insanların ortak özellikleri Bylock içeriklerinin olmaması. Kolay çözüm şudur; sorulacak Gültekin Sincan’ın,
Ayşe Dinç’in, falancanın Bylock içeriği var mı, yok mu? Yoksa bir de şuna bakılacak; IP tespiti sayısı azsa.
Mesela 100’ün altında IP tespiti olup da Bylock içeriği olmayanlar, yan delili olmayanlar için beraat kararı
verilebilir. Çok rahatlıkla verilebilir. Kolay, pratik çözümü budur. Ama devlet veya kamu gücünü
kullananlar ve yargı çevreleri veya istihbarat örgütlerimiz, teşkilatlarımız daha kesin bir delil elde etmek
istiyorlarsa biraz önce ifade ettiğimiz gibi kişilerin Bylock IP’lerinden hemen önce kullandıkları IP’lerin
veya cep telefonlarını teslim edenlerin BTK’den gelen IP verilerine göre Bylock’a bağlandığı gün ve saat,
dakikadan hemen önceki kullandığı uygulamaların tespit edilmesi suretiyle bu kesin neticeye de
ulaşabilirler ve böylece ortaya KOM’dan gelecek bir görüş sunmak suretiyle, mahkemelere göndermek
suretiyle, savcılara göndermek suretiyle işin hukuki çözümünü kolay ve hızlı hale getirebilirler.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına da bir şikayet dilekçesi yazdınız. Ekstra olarak bu anlattıklarınızın dışında bir şey var mı veya o süreç nasıl işleyecek?

Ali Aktaş: O süreç tabi şöyle işleyecek, biz geçen hafta bunu Antalya’dan göndermiştik çarşamba günü.
Bugün muhtemelen Ankara Cumhuriyet Savcılığı da bir esas almak üzere bir savcıya verilecek dosya.
Ondan sonra incelenmeye başlanacak. Tabi Cumhuriyet Savcısından beklediğimiz şey şudur: Bu iddialara
karşı devletin ilgili teknik birimleri ki onların elinde mesela herhangi bir adli bilirkişiden çok daha fazla bu
işi çözebilecek teknik malzeme var. Bu BTK olur, MİT olur, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı olur. Bu
insanlara, bu kurumlara daha doğrusu bu dilekçeyi gönderip bir araştırma talep edebilir. Ve
örneklemelerden yola çıkarak bu şikayet konusunu biraz önce saydığımız delili olmayan ve içeriği
olmayan çrneklemeleri kullanmak suretiyle bu kurumlar bu çalışmayı yaparak görevli savcıya
dosyamızdan görevli savcıya bu konudaki suç delillerini veya suç delili elde edemese bile yapmış olduğu
çalışmanın sonucundaki ortaya çıkan istatistiği yani kişiler Bylock IP’sine bağlanmazdan on saniye önce,
yirmi saniye, otuz saniye önce şu uygulamaları kullanmışlardır. Dolayısıyla bu uygulamalarda biz şüphe
görüyoruz biçimindeki bir raporu savcıya sunmak suretiyle bu olgunlaştırılabilir. Böyle bir çalışmayı çok
hızlı bir biçimde eğer devlet yaparsa Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle veya ikinci bir yöntem de
şudur: Bunu doğrudan doğruya MİT bu çalışmayı yapabilir, doğrudan doğruya Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı bu çalışmayı yapabilir. Bu çok daha hızlı olacaktır. Yani savcıdan bir talimat beklemek yerine bu
mağdur kitlenin mağduriyetinin giderilmesi için devlet mekanizması hızlı hareket ederek bu çalışmayı çok
rahatlıkla yapabilir. Umduğumuz şey, yani ben de nihayetinde bir avukatım, savcının bu soruşturmayı
açarak bizim iddialarımız ve şu tezlerimiz çerçevesinde bu soruşturmada mağdur edilen kitlenin
mağduriyetinin gideirlmesi yönünde bir cezai tahkimata ve soruşturma sürecine girmesidir.
Evet. Peki Ali Bey son olarak da şunu sormak istiyorum: Yine teknik ve hukuki boyutunu çok ayrıntılı bir
şekilde anlattınız. Yine işin, memeleketin içinde bulunduğu siyasal durumla ilgili bir soru sormak
istiyorum. Yani OHAL yine uzatıldı ve aslında bu binlerce Bylock mağduru var. Hani bunlar sosyal
medyadan seslerini duyurmaya çalışıyorlar ancak çok fazla duyurulmuyor. Bu sebepler bile ortaya
çıkmıyor, yazılmıyor, çizilmiyor. Bu durumu yani iktidar açısından bakarsak sonuçta tırnak içinde bir
bedel ödetme hali var ve orada da Bylock listesinde görülen herkesin otomatikman tutuklandığı bir
soruşturma zinciriyle karşı karşıyayız. Yani savcılar da bunu serbest bırakamıyorlar. Bu konu hakkında
ne düşünüyorsunuz? Memleketin gidişatı ve bu FETÖ soruşturmalarının, özellikle de Bylock
soruşturmalarının ilerleyişi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ali Aktaş: Bir örnek vereyim: Bir tanıdğımız, arkadaşımız var. Üç kardeşi ile beraber ihraç edilmiş
durumda. İhraç nedeni, asker olan kardeşinde Bylock tespit edilmiş olması. Hangi günler tespit edildiği,
hangi günler birkaç IP tespiti var ve o IP tespit edilen günlerden o asker olan kişi dağda, telefonu
çekmediği bir yerde operasyondaymış. Bunu da tespit ediyorlar. Diyorar ki bakın bizim başka hiçbir yan
delilimiz yok. Gördüğünüz gibi her şeyimiz ortada. Biz devlette etkin bir durumda çalışıyoruz,
kardeşlerimiz de böyledir. Benim kardeşim o anda dağdaydı ve bunu fiilen de keşif yoluyla inceleyebiliriz
diyor. Şimdi şöyle bir şey var ki askerler yönünden özellikle anneleriyle, babalarıyla görüşmek isteyen
gerek erattan, gerek subay kademesinden aileleriyle görüşmek isteyenler olsun bunlar telefonlarını
birbirleriyle kullanıyorlar. Mesela wifi açıyorlar, cep telefonlarını kullandırıyorlar. Bu anlamda askeriye
içinde de FETÖ’yle ilgisi olmayan, cemaat yapısıyla ilgisi olmayan, geçmişinde asla böyle bir bağı olmayan
insanlar var ihraç eidlmiş. Ve kardeşleri vasıtasıyla hassas birimlerde veya devlet kademelerinde görev
yapmakta olduğu halde mesela geçenlerde bir sekiz aylık bir hakim genç arkadaş geldi ki babası Refah
Parti’liymiş, annesi hala AK Parti’li bir belediye başkan yardımcısı. Babasında Bylock tespiti yapılmış 2014
ağustos ayında. Sadece bu tespit nedeniyle seki aylık hakim ihraç edilmiş. Dolayısıyla oradan gelecek
olursak OHAL sürecinin bu tip haksızlıklara yol açtığını çok net görebiliyoruz. OHAL olmamış olsaydı böyle
durumlarda olan kamu personelinin ihraç edilmesinden çok önce açığa alma ve ciddi bir inceleme ile
bunu delillendirme aşamasına geçilmesi icap ederdi, böyle yaparlardı. Bu, OHAL’in yarattığı problem.
OHAL’in siyasi problemi bence şudur: Siyasi anlamda AK Parti MKYK üyesi olup da Tayyip Bey’e doğrudan
doğruya söyleyen bir eski milletvekilinin ifadesiyle AK Parti bu soruşturma sürecinde kendi etinden
yemektedir. Kendi etinden yemektedir ne demek? Tabanda bu konuda ciddi bir mağdur kitle var. İki tür
mağdur kitle var: Bir ilgisi olmayanlar, ikincisi cemaat bağı olduğu halde örgütle ilgisi olmayanlar. Bunlar
AK Partililer. Dolayısıyla siyasal anlamda AK Parti kendisine zarar veriyor. Bir üçüncüsü Türkiye’de
toplumsal anlamda sosyal barışa zarar veren bir süreç yürütülüyor. Yani 100 bin kişilik bir silahlı terör
örgütünün olmayacağı herkesin malumudur. Herkesn kabulü olmak durumundadır. Evet bir örgüt var,
kesinlikle var. Bu darbeyi cemaatin yaptığı ben yüzde bir milyon inanıyorum. Delilleri var. Mesela Kemat
Batmaz hikayesini çok iyi biliyoruz. Amerika Güvenlik Teşkilatı’nın Türkiye’ye son birkaç ay içinde gönderdiği ve 17. Ağır Ceza Mahkemesine gelen kağıtta Kemal Batmaz’ın Amerika’ya çok fazla gidiş
gelişinin olması nedeniyle göçmen yasasını ihlal edebileceği düşüncesiyle Ameirka’da polisler bunu
alıyorlar havalimanında, sorguluyorlar. Kemal Batmaz ifadesinde ben imam Muhammed Fethullah
Gülen’e gidiyorum Pensilvanya’ya. Falanca arkadaşım beni alacak. Bu gece falanca otelde kalacağım.
İstanbul’da şu işi yapıyorum. Ailem şu çalışmayı yapmaktadır diye bir ifade tutanağı tanzim ediyorlar. Bu
ifade tutanağı bahsettiğim Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemelerine geliyor. Şimdi Kemal Batmaz geçen ay
ekim ayı ifadesinde ise Fethullah Gülen’i asla tanımıyorum, terör örgütünün lideri ve teröristtir diyor.
Şimdi darbe bulguları, delilleri ortaya çıkartabildiğine göre bu yapı bu darbeye teşebbüs etmiştir ama
yapının altında, alt kademelerinde cumhurbaşkanımızın ibadet dediği kısımda çok ciddi bir mağdur kitlesi
de oluşmaktadır. Bu mağdur kitlemizin yanında, bu yayınımızın konusu olan… Bakın Fırat Bey belki de
şimdi şöyle söyleyeyim, MİT’in raporunda şöyle bir ifade vardı: En az bir kez mesaj atmış, veya en az bir
kez mesaj almış kişi sayısı Bylock 66 bin. Şu anda 102 bin Bylock’çu tespit edildiğine göre benim 8-10 bin
rakamının üzerine geçecek bir mağdur kitlesinin yani hiç Bylock kullanmayan ama Bylock tespiti
yapılanların varlığından bile söz edebiliriz. Bu da bir endişedir benim için. Dolayısıyla OHAL sürecinin
normalleşmesi bu kitlenin haklarının iadesi bakımından da son derece önemlidir. Siyaseten de ben OHAL
sürecinin son dereece yanlış buluyorum. Uzatılmasını da yanlış buluyorum.
Peki çok teşekkürler Ali Aktaş görüşleriniz için.

Ali Aktaş: Çok sağolun.
İzleyicilerimiz için tekrarlayalım. Avukat Ali Aktaş önemli bir bulguya ulaştı ve sekiz tane uyulamada
Bylock bağlantısı yerleştirildiği ortaya çıktı ve bu da sonucunda iddia olarak söyleniyor. Bylock’u hiç
kullanmasa dahi Bylock listesinde yer alan 8-10 bin civarı insandan söz ediyoruz. Biz de bu konuyu Ali
Aktaş’la ayrıntılarıyla değerlendirdik. Bizi izlediğiniz için teşekkür ederiz. İyi günler.

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus