Sandıktan komünizmin çıktığı Kerala’da eğitim ve sağlık hizmetleri Hindistan ortalamasının çok üstünde

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra komünist bir yönetimin demokratik seçimle işbaşı yaptığı ilk ülke San Marino olmuştu. Komünistlerle Sosyalistlerin koalisyon hükümeti, Avrupa’nın bu üçüncü en küçük ülkesinde, 1945’ten Mart 1957’ye tam 12 yıl iktidarda kaldı. Onlar ilk kez seçim kaybettiğinde ise, bu kez Hindistan’da, palmiyeli plajları, Venedikvari kanalları ve baharat bahçeleri ile ünlü turistik bir eyalet olan Kerala’da, Nisan 1957’de Hindistan Komünist Partisi (CPI) ilk kez düzenlenen seçimlerin galibi olacak ve bu başarı dünya çapında San Marino’nunkinden çok daha fazla ses getirecekti. Öyle ki, bugün google’da dünyanın demokratik seçimle işbaşına gelen ilk komünist yönetim diye İngilizce arama yaptığınızda, ilk önce Kerala’yla ilgili sonuçlar çıkıyor karşınıza. Sonradan Marksist kelimesini de ismine ekleyen CPI, 1967, 1980, 1987, 1996, 2006 ve en son 2016 seçimlerinden de galip çıktı; halen de iktidarda.
34 buçuk milyon nüfuslu bu eyalet, hem okuma yazma oranıyla (%95), hem ortalama ömür beklentisiyle (%74,9) Hindistan ortalamasının (%74-%68,35) çok üzerinde bir seyir izliyor. Buna neden olarak da, Komünistlerin uyguladıkları eğitim ve sağlık hizmetleri modeli gösteriliyor. Kerala’daki komünist iktidarın sicili o kadar iyi, o kadar etkileyici ki, Amerikan Washington Post gazetesi Cuma günü, Kerala’nın Maliye Bakanı, CPI Merkez Komitesi üyesi Thomas Isaac’tan sitayişle bahsedip, “komünist partinin onun gibi insanlardan müteşekkil” oluşundan dem vuran ilginç bir yazı yayınladı. “Burası komünistlerin düş kurabildiği birkaç yerden biri” başlıklı yazıdan derlenmiş bir özet aktarıyoruz:

Bir milyon boş ya da kısmen işgal edilmiş ev

Hıristiyan bir ana-babanın çocuğu olan Thomas Isaac, 1970’lerin başında Komünist Parti’ye katıldıktan sonra ateist olmuş. Partideki ilk icraatı ise, babasının mütevazı tekstil fabrikasında grev örgütlemekmiş. Bugün 64 yaşında ve hâlâ çok idealist. Toprağı yok, mülkü yok; yalnızca bir otomobil, bir iphone, bir de ipad. 20 yıl önce eşiyle boşandıktan sonra ABD’ye yerleşen kızları, babalarının bankada az biraz birikmiş parası bile olmayışına üzülüyorlar.

Thomas Isaac
Thomas Isaac

Kerala, sakinlerinin, içinde tuvaleti ve elektriği olan betonarme binalarda yaşayabildiği birkaç eyaletten biri. Isaac, “insanların hayatlarını iyileştirmek dediğin böyle olur” diyor. Tarım ve imalat sanayiinde çalışan işçiler sendikalı; sendikalar eyelet yönetiminden destek alıyor. 1980 ve 90’larda Körfez ülkelerine inşaatlarda çalışmaya giden Keralalı göçmen işçilerin selefleri ise şimdilerde daha eğitimli oldukları için artık muhasebeci, hemşire, avukat ya da doktor olarak iş bulabiliyorlar; yurtdışından ailelerine gönderdikleri paralar da eyaletin gayri safi hasılasının üçte birini karşılıyor.
Kerala’da halkın “Körfez evleri” tabir ettiği bahçeli büyük villalarla basit küçük evler yanyana duruyor. Büyük evlerin çoğu, sahipleri yurtdışında çalıştığı için yılın büyük bölümünde boş. 2011’de yapılmış bir araştırmaya göre eyalette en az 1 milyon boş ya da kısmen işgal edilmiş ev var. Oysa Isaac için yoksulların konut sorununu çözmek öncelikli sorunlardan biri.

Farklı görüşlere açık bir komünizm

Komünist Parti’nin Kerala’daki başarısının en büyük nedenlerinden biri, seçmen taleplerine uygun politikalar üretebilmeleri olduğu kadar, birbirinden farklı hatta birbiriyle çelişen görüşlere bile açık olabilmeleri. Özellikle gençler açısından komünizm Marx ya da Lenin’in ideolojisinden ziyade, 20 yaşında bir üniversite öğrencisinin “Bencil biri değilim, o yüzden komünistim” sözlerinde de ifadesini bulan bir tür fırsat eşitliği idealini temsil ediyor.
Ama şu örnekte olduğu gibi yaşlılarla gençler uzlaşmasını biliyor: Partinin inisiyatifi ile kooperatif olarak kurulan bir eğlence parkına, burjuva değerlerini çağrıştırdığı gerekçesiyle içinde “zevk” sözcüğü geçen öneri itirazlarla karşılaşıyor ve “İnanılmaz Park” isminde karar kırılıyor.
Hint ve laik kimliğin öne çıktığı bir komünizm anlayışı Kerala’daki. Eyaletin başkenti Thiruvananthapuram’da kızlı erkekli yalın ayak çocuklar sokaklarda marşlar söyleyerek dolaşıyorlar: “Ne Hıristiyanız, ne Müslüman ne de Hindu. Açlığımız bir, acımız bir. Kanımızın rengi, gözyaşımızın tadı aynı.”
Eski komünist parti aktivisti yönetmen Amal Neerad’ın Marx’ın doğum gününde, 5 Mayıs’ta, Abu Dabi, Dubai ve Kerala’da eş zamanlı gösterime giren “Amerika’daki Yoldaş” adlı filminde parti içindeki güncel tartışmalara göndermeler var. Kendini fazla önemseyen komünistlerle, onların devrime dair uzun vaazlarının incelikli bir şekilde ti’ye alındığı filmde, kahramanımız yoksullar adına mücadele veren bir komünisttir. Günün birinde Kerala’yı ziyarete gelen Amerikalı bir kadına aşık olur ve aşkını kazanabilmek için canı pahasına ABD-Meksika sınırından kaçak girmeyi göze alarak peşinden ABD’ye gider. En hoş sahnelerinden birinde, efkârdan içkiyi fazla kaçıran kahramanımız, Che ile hayalî bir sohbete dalar. Der ki Che yoldaş: “En iyi âşıklar komünistlerden çıkar. Ve yalnızca, kimseden saklayacak şeyi olmayanlar devrim yapabilir ve gönülden sevebilir.”
Filmin sonunda, kadın tercihini aşktan değil kapitalist ABD’den yana yapar. Kahramanımız kaybetmiştir. Filmin yönetmeni ise, gelir dağılımındaki adaletsizlikle dinler ve etnisiteler arası çatışmaların hem Hindistan’da hem dünyada giderek arttığı bir dönemde, Kerela’daki komünizme bir başka gözle bakmamızı öneriyor: “Başarısızlığa uğramış bir düş olsa da bu bizim tek ümidimiz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus