Anthony Barnett: “Kavala’yı cezaevine koymak, demokrasiyi hapsetmektir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Anthony Barnett, İngiltere’de 20 yıldır demokrasinin genişletilmesi ve yazılı bir anayasa hazırlanması için kampanya yürüten Charter88 adlı hareketin önde gelen isimlerinden, OpenDemocracy adlı online fikir platformunun kurucusu, Türkçe’de “Sovyetler’de Özgürlük” adıyla basılmış bir kitabı var. Barnett’in arkadaşı Osman Kavala için kaleme aldığı ve 3 Kasım’da çıkan yazıyı Işın Eliçin çevirdi.

Anthony Barnett
Anthony Barnett

“Osman Kavala hakkında yazıp anlatacaklarımı, kimse kendisi hakkında duyup okumak zorunda kalmamalı.
Bir kadın ya da bir erkek için övgülerin, ölümleri ardından düzülecek methiyeye saklanması gereken bir nokta vardır. Sadece onları mahçup etmemek için değil, kendimiz için de. Mahcubiyet duymadan, onların iyi, cömert, özenli ve insani olan ne varsa hepsinin vücuda gelmiş hali olduklarını, huzurlarındayken nasıl söyleyebilirsiniz ki? Ya sarsılırlarsa? Hiç kimse böylesi bir övgünün yükünü omuzlamak zorunda kalmamalı.
Yine de, yazacağım. Osman Kavala’yı otuz yılı aşkın süredir tanıyorum. İyi, cömert, özenli ve insani olan herşeyin ete kemiğe bürünmüş halidir. Ülkesine ve insanlarına duyduğu sevgide sonsuz nâzik, asla züppelik etmeyen, herkese eşit ihtimam gösteren, yorulmak bilmeyen ve sonsuz zeki biridir.
İyi olmaya çalışanlar vardır. İyi olanlar vardır. Bir de bu konuda kendi ligini yaratmış Osman Kavala vardır. Onun kadar erdemli bir başka kişi tanımadım.
Böyle birinin hayatta oluşu, onu tanıyan herkese umut verir ve bu umut onun adaletsizliğin acısını yenip, diyalog ve karşılıklı anlayışı desteklemek için gösterdiği alicenaplık dolu çabaları sayesinde güçlenmiş herkese dalga dalga ulaşır.

İnatçı ve muhalif bir aziz değil, örnek bir iletişimci ve uzlaştırıcı

İki hafta gözaltında tutulduktan sonra, Osman Kavala şimdi, onu yıllarca hapiste tutma amaçlı uyduruk suçlamalar ve saçma sapan yalanlarla karşı karşıya.
Dehşet verici hukuk ihlalinin sadece adli bir hatadan kaynaklandığı zamanlar vardır; düzeltilmeleri için protestolar düzenlenir ama sistematik değillerdir. Diğer zamanlarda –çünkü hiçbir iyilik cezasız kalmaz deyişinde bir doğruluk payı vardır- kin ve haset yüzünden skandal bir adaletsizlik yüce gönüllü olanları bulur.
Ama Osman Kavala’ya yönelik tehdit farklı. Ona yapılanın kötülük olduğunu söylemekle yetmez. Bu edimin sonuçları, Ortadoğu, Kafkaslar, Avrupa ve Rusya ile simbiyotik ilişkisi olan muazzam ve güzel bir ülkenin kendi içine doğru patlama olasılığına işaret ediyor.
Önce, böyle bir kişinin demir parmakların arkasında olmasına öfke vardı. Onun bir barış insanı olduğunu herkes biliyor. Ama ikinci olarak, dikkatli biridir. Uzlaşma aramanın tehlikelerinin her zaman farkındaydı. Çabalarına meşruiyet ve saygınlık edinmek için Türkiye’de ve uluslararası çapta ilişkiler ağı oluşturmaya zaman ve emek harcadı. İnatçı ve muhalif bir azizden değil, örnek bir iletişimci ve uzlaştırıcıdan bahsediyorum.
Dolayısıyla ancak merhametsizce ve kasti olarak hasmane bir güç, Osman Kavala’yı fiziksel olarak cezalandırıp, hapsedilmesi gereken olası bir düşman olarak değerlendirebilir. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kendisini böyle bir gücün başı konumuna sokmuştur. Cumhurbaşkanı hukuku hor görerek, daha suçlamalar kendisine yöneltilmemişken, Osman Kavala’yı terör ağlarına finansman sağlayan biri olarak tanımladı. Bu arada, Osman Kavala’yı terörü finans etmekle suçlamak, zürafayı timsah olmakla suçlamak kadar saçma.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sözü Osman Kavala’nın ‘milleti içeriden vurmaya gayret ettiği’ne getirdiği anlaşılıyor.
Bu olağandışı bir ifade. Osman Kavala’nın Erdoğan’ın damarına –iyi insanların bencil insanları öfkelendirip küplere bindirmeyi başarması gibi- bastığını gösteriyor.
Dinleyicilerine, ‘iyi insandı’ gibi güzellemelerle hedef saptırılmaya çalışıldığını söyleyerek, Cumhurbaşkanı bu tespitimi kendi üslubunca doğruladı. Oysa, Erdoğan sözlerine devam ediyordu, ‘Bağlantılar çıkıyor meydana. Ya siz kime neyi yutturuyorsunuz?’

Kendini barışa istihdam ettirmiş biri

Bağlantıların türü farklı. Meydana çıkarılması gereken gizli birşey yok. Osman Kavala, özel bir şekilde, hem bir bütün olarak Türkiye sivil toplumunu hem de ülkesinin laik yarısını temsil etmektedir. Özellikle Kürtlere ve Ermenilere yönelik damgalamayı kaldırmaya, laik ve hoşgörülü bir demokrasiyi güçlendirmeye çalışmıştır. Ortak çevre sorunları ile karşılıklı nüfus mübadelesi ve Türkiye’nin eski Rum mirasının tanınması konularında komşusu Yunanlarla birlikte çalışmıştır.
Türkiye’deki gazeteci ve insan hakları çalışanlarının hapse atılması ve haklarında devam eden davalar, onun maruz kaldığı tehdit kadar adaletsiz bir durum (…)
Biraz daha bahsedeyim size ondan. Uzun boylu, atletik, hareketlerinde saygılı, fiziksel varlığı çarpıcı birdir. Yanıt vermekte yavaş, gülümsediğinde çevresindeki herkesi ışıtır. Dinler; ki bu başlıbaşına az bulunur bir nitelik. Tartışmaları sindirir ve tartar. Kendine özgü bir şekilde amelidir: daha iyi bir dünyanın örgütlenmesine yardım etmek ister.
Teorisyen ya da yazar değildir. Babasının gemicilik şirketinden ona bir servet miras kalmıştır, öncelikli olarak bir işadamı değildir. Aksine, uygar toplumların tam da ihtiyacı olandır. Varlıklı ve iyi eğitimli olduğu için hayatını kamu yararına adayabilen ve kültür ve tarih bilinci inşa etmenin önemini anlayan biri.
Kendini barışa istihdam ettirmiştir. Bu Türkiye’de azınlıklara kötülükler yapıldığını kabul etmek ve onlara toplumda tam ve eşit bir yer vermek anlamına gelir. Türkiye toplumunu, Ermeniler ve Kürtleri bir araya getirmek için yorgunluk nedir bilmeden çalıştı. Ülke içinde meşruiyet, ülke dışında tanınma kazanmalarına yardım etmek için, şiddet kullanımını daima reddederek on yıllar boyu çalıştı. Ermenilerle Kürtlerin yanısıra Rumların ve Hıristiyanların ve de Türklerin de dahil olmak üzere herkesin tarihini ve deneyimini barışçıl bir şekilde ve tüm gerçekliğiyle ifade edebilmesini destekledi. Gerçeklerin paylaşılması için sergiler, galeriler, mekanlar yaratılması için çalıştı; seminerler, araştırmalar düzenleyen kuruluşlara destek oldu. Aynı zamanda içlerinden biri olarak yurttaşlarını serbestiyet ve hürriyet ihtiyacı konusunda ikna etmek ve eğitmek isteyen biridir.
İşte tam da bu yüzden, Osman Kavala’yı cezaevine koymak, demokrasiyi hapsetmek demektir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus