“Martıların Bitmemiş Filmi”: Suriyeliler ve Türkler ilk kez aynı sahnede

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

“Martıların Bitmemiş Filmi” adlı tiyatro oyunuyla Suriyeliler ve Türkler’in İstanbul’da yaşadığı ortak sorunlara değinen  Suriyeli yönetmen Waseem  Al-Sharqy, Brezilyalı yönetmen ve oyun yazarı Augusto Boal tarafından geliştirilen interaktif tiyatro yönteminin benimsendiği projenin ve ekibin yaratıcısı.

Türkiye’de ilk kez Suriyeliler hakkında bir tiyatro oyunu  İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ve Türkler’in günlük hayatta ve iş hayatında yaşadığı zorlukları konu alıyor. Oyuncuların gerçek hayat hikayelerinden yola çıkılarak gerçekleştirilen tiyatro oyunu her kesime hitap etmesi amacıyla Türkçe, İngilizce ve Arapça alt yazılarıyla veriliyor. Perdesini 22 Aralık Cuma günü açan tiyatro yönetmeni  Al-Sharqy ve oyuncularıyla , oyunun  sergilendiği Önder Babat Kültür Merkezi’nde kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

-Merhabalar Waseem Bey, oyunun yönetmeni olarak sizi tanıyabilir miyiz? Hikayeniz nedir?

Suriye Şam Dramatik Sanatlar Yüksek Enstitüsü’nde  dört yıl boyunca tiyatro eğitimi aldım. Ayrıca Şam Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı okudum. 2012’de eğitim hayatımı tamamladıktan sonra Suriye ve Lübnan’da  sergilenen çeşitli tiyatro oyunlarında 2015’e kadar dramaturg olarak çalıştım. 2015’te Türkiye’ye geldim. İlk olarak Gaziantep’teki  bir radyo istasyonunda altı ay kadar çalıştım. Sonrasında İstanbul’a geldim. Burada bir süre bir medya şirketinde çalışmaya başladım. Aynı zamanda yazarlık da yapıyordum, bu sene Arap Kültür ve Sanat Fonu’na bu proje için hibe başvurusu yaptım. Ve bu proje için hibe kazandım. Proje çalışmalarına Ekim ayında başladım. Yaklaşık iki buçuk aylık bir çalışma sürecinden sonra, projeyi sahneye taşımayı başardık.

-Suriyeliler ve Türkler’in problemlerini bir tiyatro projesiyle hayata geçirmeyi  nasıl düşündünüz?

Türkiye’deki mülteciler hakkındaki tartışmalarda,  genellikle durumun kültürel ve politik boyutu öne çıkıyor . Suriyeliler’in hayatlarını devam ettirmek için neler yaptığından ve nasıl zorluklarla başa çıktığından yeterince bahsedilmiyor. Avrupa’daki mülteciler hükümet desteği alıyor, Türkiye’deki mültecilerin çoğu ise genellikle tekstil sektöründeki veya diğer sektördeki fabrikalarda çalışıyor.  Bu fabrikalardaki mülteciler kayıtsız olarak asgari ücretin dahi altında maaşlar karşılığında çalıştırılıyor. Bu durum gereken ilgiyi çekmiyor.  İstanbul, Türkler için bile çok büyük, yorucu ve pahalı bir şehir. Bu yüzden, dil bilmeden bir mülteci olarak yaşamak çok daha zor bir durum. Bizim felsefemiz bu yaşananları tiyatro aracılığı ile insanlara aktarmak. Gerçek ve samimi bir hikayeyle bunu göstermek.

-Oyun hakkında neler söylemek istersiniz?  

Bu projedeki oyuncularımızın çoğu amatör. İki tanesi daha önce İstanbul’daki fabrikalarda çalışmış Suriyeliler. Amatör oyuncularla çalışmak çok zordu ama daha da zoru onları bu proje süresince kendilerini ve yaşadıkları deneyimleri aktarmalarını sağlamak oldu.  Oyunumuz interaktif tiyatro teorisinden yola çıkarak başladı. Bu yöntemde kişilerin hayat hikayeleri sahneleniyor. Bizim oyunumuzda ise oyuncular kendi hikayelerini ve deneyimlerini kendileri yazdılar. Ben sadece yazdıklarını bir tiyatro oyunu formuna getirdim. Normalde interaktif tiyatro türünde sergilenen gösterilerde sahnede bir joker olur, fakat  dil sorunu sebebiyle bizim gösterimizde bir joker yer almayacak. Proje boyunca çeşitli alıştırma egzersizleri ve yazı yazma etkinlikleri gerçekleştirdik. Amacımız bütün kesimlere hitap etmek. Bu yüzden  Arapça, İngilizce ve Türkçe altyazılar var.  Oyunun temel amacı ise sadece Suriyeler’in değil, İstanbul’da yaşayan herkesin ortak sorunlarına değinmek ve bu konuda farkındalık yaratmak.

Projede yer alan oyuncular ise oyun hakkındaki düşüncelerini şu şekilde ifade etti:

Screen Shot 2017-12-25 at 12.20.10

Beyza Dut (29): “ Çehov’un ‘Martı’ hikayesi sanatçıların problemlerini ele alan bir hikaye.  Oyunumuzda özellikle değinilen konu, İstanbul’da sanat yapmanın ve geçinmenin hem Suriyeliler hem de Türkler  açısından zorlukları.  Benim açımdan  söyleyebileceğim ise oyundaki tek Türk oyuncu olmam ve aldığım  tepkiler. İnsanlar Suriyeliler için çalışılmasına alıştığı için, Suriyeler ile beraber çalışmama şaşırıyorlar. Tanıdık bir durum değil.  Başta ilginç geliyor insanlara. Onun dışında aslında aramızda hiç  iletişim sorunu olmadı. Zaten çoğu Suriyeli  uzun zamandır Türkiye’de oldukları için bir şekilde İngilizce veya Türkçe konuşabiliyor.  Her şeyden önce bu bir sosyal sorumluluk projesi. Benim bu projeye katılma amacım oyunculuk değil. Motivasyonum,  böyle bir sosyal sorumluluk projesinde yer almak. Waseem’e ve projesine güveniyoruz. Son üç yıldır bu konularla ilgili projelerde yer almaya çalıştım. Ama ilk defa bu kadar başarılı bir proje oldu. Bu hem 15 kişilik ekibimizin hem de bize destek veren bütün kurum ve kişilerin katkılarıyla daha başarılı oldu ve ses getirebildi.”

Moumina Arnous (31): “Arkadaşım beni proje hakkında aradığında bu projenin sesimi gösterebilmek için bir şans olduğunu düşündüm. Çünkü zaten müzik bölümünde okuyorum. Waseem’le buluştuğumuz zaman gerçek hikayelerimizi yazmamız gerektiğini konuştuk. Bu durum daha iyi hissetmemi sağladı. Bu sayede yaşadıklarımızı bizi ülkelerinde kabul eden Türkler ile paylaşabilmek, bizi, acılarımızı ve hayallerimizi daha iyi anlayabilmelerini sağlayabilir. Projedeki diğer arkadaşlarla tanıştığımda, hepimizin aynı acıları olduğunu hissettim.  Bu yüzden, bu projenin bir parçası olduğum  için çok gururluyum.  Waseem, Beyza ve bu projedeki herkese çok teşekkür ederim.”

Screen Shot 2017-12-25 at 12.19.52

Abdülrezzak Hallum (21): “Bu proje sadece bizi anlatmıyor. İstanbul’da yaşayan bütün  Suriyeliler ile derdimiz bir. Türk halkı da aslında bizim gibi çok zor bir hayat yaşıyor.  Güzel bir mesaj gönderiyoruz. Suriyeliler kötü insanlar değiller, hepimizin hayalleri var ve ne kadar zor olsa da ulaşmaya çalışıyoruz. Oyunun güzel olduğunu düşünüyorum. Mesela benim karakterim Ömer’in neredeyse bütün repliklerini ben yazdım. O yüzden hissederek oynuyorum. Ve oyunda Türk bir arkadaşımız var. O da bize katıldığı için çok mutluyum.”

Screen Shot 2017-12-25 at 12.33.14

Tajşer Yakup (22): “ Bu önemli bir proje çünkü hem bizim halkımızın hem de Türk halkının endişelerini tiyatro aracılığıyla anlatıyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus