İSTANBUL (Medyascope, The New York Times) – Dünyaca ünlü çizgi roman serisi Persepolis’in yazarı Marjane Satrapi 56 yaşında yaşamını yitirdi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Persepolis’in yazarı Marjane Satrapi, 56 yaşında hayatını kaybetti.
- Satrapi, İran İslam Devrimi ve İran-Irak savaşını bir çocuğun gözünden anlatan ünlü bir çizgi roman serisi yazdı.
- Son eseri ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük’, İran’daki halk hareketini ele alıyordu.
- Satrapi, sürgünde yaşadığı hayatını ve memleketiyle olan bağlarını eserlerinde sıkça işledi.
- Fransız sanat dünyasında önemli bir figür olan Satrapi, 2024’te Académie des Beaux-Arts’a seçildi.

İran İslam Devrimi’ni ve İran-Irak savaşını bir çocuğun gözünden anlatan dünyaca ünlü çizgi roman serisi Persepolis’in yazarı, İran asıllı Fransız sanatçı ve kadın hakları savunucusu Marjane Satrapi 56 yaşında yaşamını yitirdi.
Satrapi’nin ölüm haberini ailesi ve arkadaşları AFP’ye şu sözlerle duyurdu:
“Marjane Satrapi, eşi ve hayatının aşkı Mattias Ripa’nın ölümünden biraz fazla bir yıl sonra, kederden yaşamını yitirdi.”
Yazarın nerede, ne zaman ve nasıl öldüğüne dair herhangi bir bilgi henüz verilmedi. Fransa Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, “Vefatı, Fransız kültürünün önde gelen isimlerinden birini ve evrensel bir mesaj taşıyan ve kendisine büyük uluslararası beğeni kazandıran özgürlüksever bir sanatçıyı kaybetmemiz anlamına geliyor” sözlerine yer verdi:
“Paris’e ve onun tarif edilemez güzelliğine ne kadar aşık olursam olayım, tüm çirkinlikleriyle Tahran benim gözümde sonsuza dek dünyadaki tüm şehirlerin gelini olarak kalacak.”
Persepolis neden bu kadar önemli?
Satrapi’nin Paris’e yerleştikten sonra kaleme aldığı “Persepolis” serisi, modern İran toplumunun iç dünyasını ve sıradan insanların hayatta kalma mücadelelerini grafik roman estetiğiyle birleştirdi. İlk iki cildi sırasıyla 2003 ve 2004 yıllarında İngilizce yayımlanan eser, 2007 yılında sinemaya da uyarlandı ve Cannes Film Festivali başta olmak üzere küresel çapta prestijli ödüller kazandı. Çizgi roman yerine endüstrinin kullandığı “grafik roman” teriminden hoşlanmadığını belirten Satrapi, bu durumu şu sözlerle eleştirdi:
“Bence bu terimi, burjuvazi çizgi romanlardan korkmasın diye uydurdular. Yani sanki, ‘Bakın, bu sizin de okuyabileceğiniz türden bir çizgi roman’ demek istiyorlar.
Son çalışması: “Kadın, Yaşam, Özgürlük”
Satrapi, son yıllarını İran’daki ahlak polisinin gözaltına aldığı Mahsa Amini’nin 2022’deki ölümünün ardından başlayan halk hareketini anlatan “Kadın, Yaşam, Özgürlük” adlı eser üzerinde çalışarak geçirdi.
2024’te yayımlanan projede kendisini çizimler yapan birinden ziyade sanatçı, aktivist, akademisyen ve gazetecileri bir araya getiren bir “yönetmen” olarak tanımladı. Kitabın yayımlanmasının ardından İran rejimine yönelik, “Temel insan haklarını bile bize çok görüyorlar. Dans etme hakkın yok, şarkı söyleme hakkın yok” eleştirisinde bulundu.
Marjane Satrapi kimdir?
İran’ın Hazar Denizi kıyısındaki Reşt kentinde 1969 yılında doğan ve Tahran’da büyüyen Satrapi, henüz 10 yaşındayken şah rejiminin yıkılışına ve ardından gelen baskıcı politikalara tanıklık etti. Ailesi, güvenliği ve eğitimi için onu 14 yaşında Avusturya’ya gönderdi. Eğitiminin ardından 1994 yılında Paris’e yerleşen sanatçı, hayatının büyük bölümünü sürgünde geçirdi.
Paris’te, daha sonra eşi olacak ve Persepolis’in İngilizceye çevrilmesine de yardım edecek olan İsveçli Mattias Ripa ile tanıştı. Çift, Ripa’nın 53 yaşındaki vefatına kadar evli kaldı.
Büyük amcasının ölümünü konu alan Tavuk ve Erik ile İranlı kadınların ilişkileri konuştuğu Nakışlar gibi önemli eserlere de imza atan Satrapi, 2024 yılında Fransız sanat dünyasının en prestijli kurumlarından Académie des Beaux-Arts’a seçildi.
Sürgünde yaşamanın yarattığı kopukluk duygusunu yazılarında sık sık işleyen Satrapi, memleketine olan bağını şu sözlerle özetledi:
“Paris’e ve onun tarif edilemez güzelliğine ne kadar aşık olursam olayım, tüm çirkinlikleriyle Tahran benim gözümde sonsuza dek dünyadaki tüm şehirlerin gelini olarak kalacak. İran’ı ev olarak görüyorum çünkü ne kadar Fransız hissetsem de ‘ev’ kelimesinin benim için tek bir anlamı var: İran.”








