Suriye’deki Taliban kendini anlatıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2013’te Suriye’de süregiden savaş üçüncü yılına girdiğinde, rejime muhalif silahlı grupların sayısı 1000’i bulmuştu. Kâh birbirleri ile ittifak yapıp yeni isimler alarak, kâh bölünüp dağılarak, sayıları azalsa da hâlâ yüzlercesi cephede. İçlerinden biri, eski adıyla Katibat Taliban (Taliban Tugayı) yeni adıyla Hareket Taliban, 29 Ocak 2017’de halen İdlib’in kontrolünü elinde bulunduran El Kaideci Hayat Tahrir el-Şam’a (HTŞ) katıldığını duyurmuş ama kısa süre sonra HTŞ’den ayrılmıştı. Ibn Nabih adlı twitter kullanıcısı, aralarında Türklerin de bulunduğu Hareket Taliban militanlarından biri ile haberleşme programı Telegram üzerinden yaptığı mülakatı 13 Mayıs’ta İngilizce olarak paylaştı. Işın Eliçin’in çevirisi ile yayınlıyoruz:

HTŞ’ye katıldığını duyurdunuz ama sonra ayrıldınız. Neden ve şu anda bu grupla nasıl bir ilişkiniz var?
Biz Afganistan’daki Taliban’a bağlıyız ve idari olarak kendi yönetim yapımız var. HTŞ’ye ise askeri olarak beraber çalışmak istediğimizi söyledik. HTŞ, bu talebimizi ilettikten kısa süre sonra Hama muharebesini başlattı. Biz de gidip bazı komutanları ile görüştük ve hepsi yabancı 30 kişilik gücümüz olduğunu ve muharebeye katılmak istediğimizi söyledik. Daha önce burada savaşmadığımız için cepheyi tanımıyorduk. HTŞ’nin 30 ila 40 kişiden oluşan her bir müfrezesi içine 5-6 kardeşimizi yerleştirmek istediğimizi söyledik. HTŞ komutanlarından birinden yanıt geldi ve HTŞ’ye biat etmezsek katılmamıza izin verilmeyeceğini söyledi. İkna çabalarımız sonuç vermedi. Muharebeye HTŞ dışında hiç bir grubun alınmayacağını söylediler. İki ay kadar sonra aramızda anlaşmazlık büyüdü ve artık onlarla hiçbir ilişkimiz, iletişimimiz yok. Allah’tan başka kimse için savaşmayacağımızı, ne silahlarını ne cephanelerini ya da araç ve yakıtlarını istediğimizi anlattık. Allah adına savaşmak dışında başka beklentisi olmayan mücahitler olduğumuzu söyledik.

Grubunuz hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorum. Güvenlik açısından bazı detaylara giremeyebileceğinizi anlıyorum ama kuruluş tarihiniz, mücahit sayınız, yardım veya silahları nereden temin ettiğiniz gibi soruları yanıtlar mısınız?
Suriye’ye 2011 sonu 2012 başı gibi geldik. Başlangıçta aramızda birçok farklı ülkeden yabancı savaşçılar da vardı. Ama IŞİD’in fitnesi ardından yabancı savaşçıların çoğu onların saflarına geçti. En kalabalık olduğumuz dönemde 300 muhacir (yabancı) ve 300 ensari (Suriyeli) yaklaşık 600 kişilik bir güçtük ve kalabalık olduğumuz için çok etkin olabiliyorduk. IŞİD’den sonra 80 muhacir ile 100 kadar Suriyeli mücahit kaldık. Ayrıca ailelerimiz de var. Aramızda Türkler, Suriyeliler, Araplar ve diğer bazı yabancılar var.
En son Afrin cephesinde PKK ile savaşıyorduk fakat Fırat Kalkanı ya da Türkiye’den bağımsız olarak orada bulunuyorduk. Kimseden askeri yardım ya da destek almadan kendi silahlarımızla ve kendi gücümüzle mevzi tuttuk. Afrin’in Türkiye’nin kontrolüne geçmesinden sonra geri çekildik. İnşallah Ramazan’dan sonra Lazkiye ve Halep cephelerinde mevzi tutacağız.
7 ay kaldıktan sonra Türklerin gelmesiyle çekilmek zorunda kaldığımız Afrin cephesine geçmeden önce dört yıl Halep’te çalıştık. Idlib ve Hama muharebelerine de katıldık. Lazkiye’de de faaliyetimiz oldu.
Silah ve maddi yardım konusuna gelince hiçbir ülke ya da gruptan destek almıyoruz. Kendi imkanlarımızla savaşıyoruz. Allah en büyük destekçimiz.
Adımız Taliban çünkü liderlerimiz Afganistan’daydı ve Molla Ömer’e biat etmişlerdi. Suriye’ye gelince bu grubu kurdular. Liderimiz fraksiyonlar ve gruplar arasındaki iç çatışmalara müdahale etmememizi emretti.

emir yasir
Suriye Talibanı’nın lideri Ebu Yasir

Grubunuzun Türkiye’nin İdlib’e müdahalesiyle ilgili görüşü nedir? Türklerin İdlib’deki varlığının nasıl bir etkisi var? İdlib’in geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Fırat Kalkanı bölgesi gibi olacak mı yoksa Türkiye’nin askeri üsleri sadece ön cephelerle mi sınırlı olacak?
Öncelikle Türkiye’nin İdlib’e girmesiyle ilgili takınılacak tutumla ilgili karar diğer gruplara kalmış. Biz bağımsız çalışan küçük bir grubuz. Yani onlarla tek başına savaşmaya gücümüz yetmez.
İkinci olarak, biz HTŞ ya da Türkistanlıların (Türkistan İslami Partisi, TİP) vereceği karara uyacağız. Bölgedeki en büyük grup onlar. Mesela TİP’in sadece Türkistanlı muhacirlerinin sayısı 200 civarında.
Biz Türkiye’nin askeri gözlem noktaları kurmakla yetineceğini sanıyoruz. Daha fazlasını yapacaklarını sanmıyoruz. Buraya gelip Fırat Kalkanı ya da başka yerdeki gibi hükümet etmeye çalışırlarsa, bu bizim açımızdan kabul edilemez. Ailemizi ve vatanımızı Türkiye destekli bir yönetim kurulsun diye bırakıp gelmedik buralara. Dolayısıyla bunu kabul etmeyiz.
Türkiye’nin Hama ve Halep’te askeri karakolları var ama İdlib kentine girmek isterlerse, halk bunu kabul etmez. Belki yerlerinden olup da yakın zamanda İdlib’e gelen Suriyeliler buna razı olabilirler ama İdlib’in yerli halkı rıza göstermez.
Halk genel olarak İslami bir yönetim istiyor. Fakat Fırat Kalkanı bölgesinde bombardımanlar olmadığı, iş ve para olduğu için, bizim bölgemizden oraya gitmek isteyenler belki olacaktır. Ama yedi yıldır burada savaşan, çok sayıda şehit veren bizler, bu topraklar için mücadelemize devam edeceğiz ve böyle bir şeyi asla kabul etmeyiz.

CNN Taliban

İdlib’in geleceğini nasıl görüyorsunuz? Türkiye ordusu rejimin İdlib’de ilerlemesine engel teşkil eder mi? HTŞ’ye bağlı Selamet Hükümeti’nin geleceği için ne düşünüyorsunuz? Daha da geniş bir alanda hükmetmeyi başarabilecekler mi?
Şu anda Türkiye’nin İdlib, Halep bölgesinde 8 askeri gözlem noktası bulunuyor (Çevirmenin notu: TSK, 16 Mayıs 2018 tarihi itibariyle İdlib’de 12. gözlem noktasını da kurduğunu duyurdu. Böylece Astana anlaşması çerçevesinde ‘Çatışmasızlık bölgeleri”nin denetimi için Türkiye’nin 12 Ekim 2017’de başlattığı süreç tamamlanmış oldu). Ama bunlar bizi etkilemedi. Örneğin Halep’te gözlem noktalarının bulunduğu Tel el-Eis ve Han Şeyhun’da çatışma yok. Çünkü HTŞ ile Türk hükümeti arasında anlaşma var. Yani biz cephede faaliyette bulunmak istesek bile, buna izin yok.
Dolayısıyla hava saldırıları ve topçu ateşi zaman zaman olsa da, mevcut durumda Türkiye rejimin önünü kesiyor. Bir ay önce Halep’e gittim. Tel el-Eis’te Türkiyenin kontrol noktasının hemen 500-600 metre ötesine hava saldırısı vardı. Türkiye ve Rusya arasındaki anlaşma uyarınca bu bölgelerde büyük çatışmalar olacağını sanmıyoruz. Rejim o bölgelere ilerlemek isterse, bu anlaşma nedeniyle sorun yaşarlar.
Türkiye’nin İdlib’teki askeri varlığından etkilenmiyoruz çünkü köylerde ya da pazar yerlerinde devriye gezmiyorlar ve sınırdan karakollarına girip çıkışları dışında birşey görmüyoruz. Rotasyon zamanları dışında önceden haber vermeden doğruca askeri pozisyonlarına gidip geliyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan İdlib’e girmekten bahsediyor ama bunu nasıl yaparlar bilemiyorum. Şimdilik HTŞ ve Türk hükümeti arasında kuralları net bir anlaşma var ve bu nedenle aralarında çatışma olacağını sanmıyorum.
Fakat yakın zamanda rejim güçlerinin, Türkiye’nin askeri mevzisi bulunmayan Jisr el-Şughur’a saldırmak üzere, lazkiye bölgesindeki Jurin askeri üssüne yığınak yapmaya başladığı söyleniyor. (Röportaj yapan kişini notu: Türkiye söz konusu bölgeye 11 Mayıs’ta askeri gözlem noktası kurdu.)

Taliban’a bağlılığınız nedeniyle size El Kaide ile bir tutan ve Batı ile Türkiye için tehdit olduğunuzu düşünenlere yanıtınız nedir? Batı’ya ve Türkiye’ye düşman mısınız, saldırmayı düşünüyor musunuz?
Şimdilik esas amacımız Beşar Esd rejimi ile savaşmak. Ondan sonra İran’la ve ondan sonra da Rusya ile… Ama mevcut durum buna imkan vermiyor ve öncelik Suriye rejimi olarak duruyor. Suriye rejimini bitirirsek, o zaman bize bir başka cihat kapısı açması içn Allah’ın iznini isteyeceğiz.

özbek
Suriye’de bir Özbek gönüllü

Taliban’a biat etmiş, Özbek Katibat el İmam el Bukhari ve El Kaideci Hurras el Din (Dinin Muhafızları) gibi başka gruplar da var. Neden hepiniz birleşmediniz?
Suriye’ye ilk geldiğimiz 2011’den bu yana tek bir örgütlü grup vardı Ahrar el Şam. Başka gruplar da vardı ama onlar özgürlük için ellerine silah almış yerel halktan kişilerdi. Devrimin başlarında tek İslamcı grup Ahrar el Şam’dı. Sonra el Nusra Cephesi kuruldu ve saflarına muhacirleri de (yabancı militanları) katarak çok güçlendi. Daha önce söylediğim gibi bizim liderlerimiz Taliban’a biat etmiş kişiler. Sözünü ettiğiniz Özbekler ve Hurras el-Din de öyle. Hatta Hurras el Din El Kaide’ye bağlılık ilan ederken izin almadı ve (El Kaide lideri) Şeyh Eyman El Zevahiri izin vermiş, biatlarını kabul etmiş değil. Özbek kardeşlerimize gelince; onların Afganistan’da da savaşçıları var ve Taliban’a biat etmiş liderlerini izliyorlar. Özbeklerle birleşirsek, zamanla HTŞ’den daha büyük bir güç haline gelebiliriz ve HTŞ buna asla müsaade etmez, “sizi hedef alırız, başınıza dert açarız” derler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus