Ekonomistlerin kafası karışık: Küresel kriz sonrası iş gücü talebi artarken, ücretler neden yerinde sayıyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Küresel ekonomi iyileşirken çalışanların ücretleri neden yerinde sayıyor? Euro bölgesinde 2018’in ilk çeyreğinde görülen artış eğilimi devam edecek mi? New York Times gazetesi yazarlarından Jack Ewing, son dönemde ekonomistleri meşgul eden ama henüz tatmin edici yanıtlar bulamadıkları bu soruları ele almış. Özetle aktarıyoruz:

2008’deki finans krizinden bu yana küresel ekonomi büyük ölçüde toparlandı, şirketler rekor kârlar açıklıyorlar, işsizlik oranları düşüyor ve küresel büyüme yeniden rayına oturmuş görünüyor. Buna karşılık, gelişmiş ülkelerin çoğunda çalışanların ücretleri artmıyor. Nitekim siyasetbilimcilere göre, ABD’de Donald Trump’ın seçilmesinin, Avrupa’da ise aşırı sağın yükselmesinin gerisinde, ekonomik büyümeden paylarına düşeni alamayan çalışanların tepkisi var.

Oysa eskiden işsizlik oranları düştükçe maaş ve ücretler artar, işverenler çalışmak istedikleri insanları kazanmak için kesenin ağzını açardı. Sonra pahalılaşan emeğin maliyeti tüketiciye yansıtılır, bu da enflasyon artışını tetiklerdi. Yeni Zelandalı iktisatçı A.W. Phillips’in İngiltere ekonomisi üzerinde yaptığı bir araştırma sonucunda geliştirdiği, enflasyonla işsizlik arasındaki ters yönlü ilişkiyi anlatan Phillips Eğrisi, ekonomiye giriş dersleri ile para politikalarının baş tacıydı.

iş var zam yok

Ama artık ekonomistler için büyüme, istihdam, ücretler ve enflasyon arasındaki ilişkileri anlamak eskisi kadar kolay değil. İşsizlik oranları düşerken, ücretler neden artmıyor sorusuna birçok yeni faktörü hesaba katarak yanıt aramak gerekiyor. Nitekim Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) geçen ay Portekiz’de düzenlediği yıllık toplantısında, sendikaların zayıflamasıyla çalışanların pazarlık gücünün azalması, taşeronlaşma, Uber ile Airbnb örneklerindeki gibi “paylaşım ekonomisi”nin yol açtığı güvencesiz ve esnek işgücü, Apple, Google ya da Amazon gibi tröstleşen şirketlerin rekabet üzerindeki olumsuz etkileri ücret artışları önündeki engeller arasında sıralandı.

Bu arada nedenini henüz çözemedikleri için ekonomistleri şaşırtan bir başka gelişme daha yaşandı: Euro bölgesinde yıllar süren durgunluktan sonra ücretler yeniden yükselişe geçti. Habere en çok sevinenlerden biri ise kuşkusuz Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi oldu. Zira ücret meselesi ECB için mühim: Yasa uyarınca bankanın işi enflasyonu %2’de tutmak. Ama beş yıldır istikrarlı büyümeye rağmen, yakın zamana kadar 19 üyeli Euro bölgesinde enflasyon inatla bu hedefin altında kalıyor.

European Central Bank (ECB) President Mario Draghi addresses a news conference following the ECB's governing council's interest rate decision in Frankfurt, Germany, September 7, 2017. REUTERS/Kai Pfaffenbach

İyi haber geçen ay geldi: Resmi veriler, Euro bölgesinde 2018’in ilk üç ayında saat başına ücretlerde %2’lik bir artış olduğunu gösterdi. Mario Draghi de Perşembe günü (26 Temmuz) düzenlediği basın toplantısında müjdeyi verdi: Euro Bölgesi’nde enflasyon görünümündeki belirsizliklerin azaldığını belirten Draghi, “para politikası tedbirleri, ekonomik büyümenin devam etmesi ve artan ücret artışı desteğiyle” enflasyonun yıl sonuna kadar toparlanacağını ve ardından orta vadede kademeli olarak artacağını söyledi.

Peki bu trend devam edecek mi? Avrupa’dan sonra ABD, Japonya ve diğer gelişmiş ülkelerde de ücretler artacak mı? Bu sorulara şimdilik net yanıtlar verebilen yok. Euro bölgesinde ücretlerin artması neden bu kadar uzun zaman aldı, ekonomistlerin önce bunu keşfetmesi gerekecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus