Uluslararası Kriz Grubu: “Venezüela’ya askeri müdahale krizi daha da derinleştirir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Kriz Grubu tarafından yayınlanan “How to Respond to Venezuela’s Humanitarian Emergency” (Venezüela’nın insani krizi için ne yapılabilir?) başlıklı değerlendirmede, mevcut sosyoekonomik ve siyasal gelişmelere ilişkin durum tespiti yapılarak, Venezüela’da yaşanan ve bölgesel çapta olumsuz sonuçlar doğuran krizin çözülmesine yönelik öneriler sunuluyor.

Sözkonusu yazıda yapılan tespitler ve öneriler şöyle:

Ekonomik kriz nedeniyle kamu hizmetleri sağlanamıyor

“Venezüela ekonomisi, Nicolás Maduro’nun 2013’te devlet başkanı olmasından bu yana esas itibarıyla ekonomik kötü yönetim ve bunu müteakiben petrol üretiminin çöküşü nedeniyle neredeyse yarı yarıya küçüldü. 2017 sonlarında ekonomi hiperenflasyon sarmalına girdi ve fiyatlar ayda yüzde 200 oranında artmaya başladı. Kritik bir şekilde ithalata bağımlı ve güçlü bir para biriminden yoksun Venezüela gıda, ilaç ve diğer hayati ürünlerde derin bir kıtlık yaşıyor. Su, elektrik ve doğalgaz gibi kamu hizmetlerinin sağlanması uzun zamandır sekteye uğrarken kamu sağlığı hizmeti de çöktü. Salgın hastalıklar ülkenin büyük bir kısmını etkiliyor ve Venezüela’nın komşu ülkelerine yayılma tehlikesini barındırıyor.”

Venezüela halkının neredeyse tamamı yoksulluk içinde

“Venezüelalılar’ın yüzde 90’ı yoksulluk içinde yaşıyor, üçte birinden fazlası günde üç öğün yemek yiyemiyor ve binlerce insan ise çöpten yemek bulmaya çalışıyor. Uluslararası Göç Örgütü’nün verilerine göre, geçen üç yılda 1,6 milyon kadar Venezüelalı’nın ülkeyi terk etmesi büyük bir insani krize yol açtı. Bu durum ayrıca Brezilya’nın kuzey eyaleti Roraima’nın yanısıra Kolombiya, Ekvador ve Peru gibi bu insanları kabul eden ülkelerin sosyal hizmetlerinde ve iş piyasalarında derin bir sıkıntıyı beraberinde getirdi.”

Hükümet ekonomik krizin yabancı medyanın icadı olduğunu iddia ediyor

“Venezüela hükümeti ise krizin yabancı medyanın bir icadı olduğunu iddia ediyor ve kıtlık nedeniyle Ağustos 2017’de ülkesine yaptırımlar getiren ABD’yi suçluyor.”

“Venezüela siyasal bir krize de gark olmuş durumda. 2016 seçimlerinde muhalefet, parlamentonun kontrolünü eline geçirdi, ancak o zamandan beri hükümet muhalefetin barışçıl bir siyasal değişim başarma çabalarını bloke etti. Hükümet, güvenlik güçleri üzerinde kontrolü sağlamak, protestocuları bastırmak, hapse atmak, sürgün etmek veya yasaklar koymak için yargıyı kullandı. Muhalefetin çoğu 20 Mayıs’taki başkanlık seçimlerini protesto etti ve seçim sonuçları ABD, Avrupa Birliği ve 2018 Ocak ayına kadar hükümet ile muhalefet arasındaki müzakereleri destekleyen 14 Latin Amerika ve Karayip devletinden müteşekkil Lima Grubu tarafından kabul edilmedi.”

Venezüela’daki krizin çözümü için atılabilecek üç adım sırasıyla şu şekilde ifade edilebilir:

1) Göç krizi ve insani krizin üzerine eğilen acil önlemler:

“Göç krizinin yükünü sırtlayan ülkeler, donörlerden acil ve ilave destek almaya ihtiyaç duyuyor. Yabancı donörler Venezüela’ya insani yardım sağlayan sivil toplum gruplarını güçlendirmeli ve desteklemelidir. Öte yandan, uluslararası örgütlerle birlikte Latin Amerikalı ve Avrupalı ülkelerin ısrarcı olup, Devlet Başkanı Maduro’yu, dış yardımın yabancıların nüfuz kurma aracı değil, Venezüela halkının acılarının daha da kötüleşmesini engellemenin bir aracı olduğuna ikna etmesi gerekmektedir.”

2) Siyasal ilerleme için baskı:

“Bu baskıların Maduro hükümetine değişimi başarması için etkili olabilmesi maksadıyla uygulanması gerekecektir. Yaptırımlar bu araçlardan biri. Ancak uygulanacak müeyyidelerin, Karakas hükümetinin muhalefetle anlamlı müzakerelere başlaması ve muhalefet liderleri ile partileri üzerindeki baskıları rahatlatmasına yönelik adımlarıyla orantılı olarak tedricen kaldırılabileceği yönündeki açık işaretlerle birleştirilmesi gerekiyor. Petrol endüstrisi gibi ülkenin stratejik ekonomik sektörlerini etkileyecek türden geniş çapta hasara yol açacak yaptırımlardan kaçınılmalıdır. Aksi takdirde bu, halkın zararına olur; daha fazla sıkıntı yaşanmasına yol açar.”

“Askeri müdahale gerçekleştirilecek olursa bunun feci sonuçlar doğurması neredeyse kesin görünüyor. Nitekim böyle bir eylem, sadece Venezüela hükümetinin kuşatılmışlık düşüncesini derinleştirmeye yarar. Askeri müdahale ayrıca, devlet-dışı vahşi silahlı grupların mevcudiyeti ve geçici olacağı varsayılan hükümetin kim tarafından yönetileceğine dair konsensus eksikliği nedeniyle ülkenin daha büyük bir istikrarsızlığa ve düşük yoğunluklu çatışma haline girmesine sebep olacaktır.

Maduro hükümetinin üst düzey yetkililerinin bazı garantilerini içeren ve daha kapsayıcı siyasetle ve temsili bir hükümetin yeniden inşasına dayalı olan, anayasal denge-denetlemenin yeniden dahil edildiği ve ekonomiyi istikrarlı hale getirmeye yönelik müzakere edilmiş bir geçiş, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm için umut verecektir.”

3) En kötü durum senaryosuna hazırlık:

“Latin Amerika hükümetleri ve diğer uluslararası ortaklar, Karakas’ta ani bir siyasal değişime, büyük bir olasılıkla da hizipler arası gerilimlerin sonucuna ve liderlik makamındaki değişikliğe karşı hazırlıklı olmalıdır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus