Isabel Allende: “Ulusçuluk, ırkçılık, kindarlık ve fanatizm artıyor. Demokrasileri ayakta tutan değerlerimiz ve prensiplerimiz kuşatma altında”

Şilili Yazar Isabel Allende, ABD’de verilen prestijli ‘Ulusal Kitap Ödülleri’ gecesinde “yaşam boyu başarı” ödülüne layık görüldü. Ödülü kendisi gibi yeni bir hayat peşinde topraklarından kopan milyonlara adayan Allende, günümüzün yükselen milliyetçiliğine karşı tutkulu bir duruş sergiledi. Ödül kabul konuşması sonrasında Allende, dakikalarca alkışlandı. Ayrıca ödül, ilk defa İspanyolca yazan bir romancıya verildi.
Allende’nin ödül konuşmasının çevirisi:
Öncelikle bu beklenmedik onuru bana layık gördüğünüz için teşekkür ederim. Bu ödülü, benim gibi Amerika’ya yeni bir hayat arayışı içerisinde gelmiş milyonlarca göçmene adıyorum.
Hayatım boyunca bir yabancı hibi hissettim. Peru’da doğdum, Şili’de büyükbabamın evinde büyüdüm.
Diplomat olan üvey babamın peşinde dünyayı gezdim. Şili’de yaşanan darbe sonrası 13 sene boyunca siyasi göçmen olarak Venezuela’da yaşadım ve son 30 senedir ABD’de göçmen olarak hayatımı sürdürüyorum.
Kronik göçmen olmanın bazı avantajları var. Roman ve yazılarımın çoğunda nostalji, ayrılık ve bir yere ait olamamanın derin üzüntüsünü yakalayabilirsiniz. Şili vatandaşına benziyorum. İspanyolca hayal görüyor, sevişiyor, yazıyor ve yemek yapıyorum. Sevgilim ise tek kelime İspanyolca bilmiyor. Evet, inanmayacaksınız ama 76 yaşındayım ve bir sevgilim var. Cesur bir adam…
  
Bir yabancı olarak, her anın kıymetini bilmeye özen gösteriyorum. Gözlem yapmaktan ve dinlemekten asla sıkılmıyorum. Sorular sormaya ve kısaca sorgulamaya devam ediyorum. Romanlarım için hayal gücüme başvurmama gerek bile kalmıyor, biriktirdiğim yaşanmışlıklar bana yetiyor. Başka insanların hayatları bana ilham kaynağı, özellikle güçlü ve tutkulu kadınlar kahramanlarım. Hayatın akışı içerisindeki zorluklar ve hüzünlerle beraber, yaşamanın sade mutlulukları ve ölümden korkmamanın verdiği gücü resmediyorum. Yaşamaktan da korkmuyorum ve korkarak yaşamayı ve oy vermeyi reddediyorum.
Dostlarım; karanlık zamanlardan geçiyoruz. Dünyanın pek çok yerinde savaş ve çatışma, pek çok başka noktasında ise düşmanlık kol geziyor. Ulusçuluk, ırkçılık, kindarlık ve fanatizm artıyor. Demokrasileri ayakta tutan değerlerimiz ve prensiplerimiz kuşatma altında. Pek çokları yokluk ve şiddet gerçeğiyle beraber yaşıyor. Kitleler, ait oldukları toprakları terk etmek zorunda bırakılınca bilinmeze doğru tehlikeli yolculuklara çıkıyorlar. 
2015 senesinde Türkiye’de bedeni kıyıya vuran 3 yaşındaki küçük çocuğu hatırlıyor musunuz? İsmi Aylan Kurdi. Sizin oğlunuz veya benim torunum olabilirdi. Aynı gün Aylan’ın babası, karısını ve bir çocuğunu daha kaybetti. Suriye’den kaçarken güvenilmez bir şişme bota binmek zorunda kalmışlardı. Aylan, milyonlarca göçmenin çektikleri ızdırabın sembolü oldu. Bir an için tüm dünya o küçük oğlanın resmiyle sarsıldı, sonra dünya unuttu ve hayat devam etti.
Yazar olmamın nedenlerinden biri de kayıtsızlıkla savaşmak ve insanları bir araya getirmek. Hikayelerimizin gücüne inanıyorum. Eğer başkalarının yolculuklarına kulak verirsek ve kendi hikayemizi anlatmaya başlarsak, kutuplaşmadan, öfkeden uzaklaşır ve iyileşmeye başlarız. O zaman göreceksiniz ki, birbirimizden hiç farklı değiliz.
Anlamak için de yazıyorum. Kitaplarımda, bazı hikâyelerin ve temaların neden diğerlerinin önüne geçtiğini başta bazen ben de anlamakta zorluk çekiyorum. Fakat zamanla görüyorum ki geçmişimde barışmam gereken olaylar var ve hikâyelerimde kendi zayıflıklarıma çapa atmışım. 
Topraklarından uzak kalanlar için, hafıza ve özgeçmişleri devamlılık yakalamak için bir zorunluluk. Geçmiş saplantısı olmayan bir yazar ne anlatabilir ki? Anılarımın ne kadarı gerçek ne kadarı kurmaca emin olamıyorum. Belki de hiç olmamış olayları hatırlıyorum. Hafıza sübjektif bir kavram, duyguların ve inançların esiri. Kendi hikâyemizde bazı anıları yok saymayı, bazılarını da öne çıkartmayı tercih ediyoruz böylece kendi efsanemizi yaratıyoruz.
ABD’de herkesin ortak bir özelliği var, herkesin ataları uzak diyarlardan geliyor. Amerikalı yerlileri bu konunun dışında tutarsak, siz ve ben arasındaki tek fark sizin atalarınızın benimkilerden önce bu kıtaya ayak basmış olması. Dev bir diasporanın parçasıyım. Ülkeme her zaman eleştirel bakmaya devam etsem de, kendime ABD vatandaşı demekten gurur duyuyorum.
Hayal ettiklerimden çok daha fazlasını elde ettim bugüne kadar ve topluma geri verme şansını da her zaman kullandım. Bu ulusal kitap ödülü benim için olağanüstü bir hediye ve belki de zannettiğim kadar da yabancı olmadığımı söylüyor bana. Belki de köklerimi salıp, büyüdüklerini görebilir ve bir derin nefes alabilirim. Belki de ait olduğum yerdeyim ve bundan sonra gideceğim başka bir yer yok.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar