Eşcinsel olduğu için ailesinden şiddet gören genç: “Kararlı durmasam belki de yaşamayacaktım”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ahmet, özel güvenlik görevlisi olarak çalışan bir genç, bir eşcinsel. Sekiz yıl önce annesine cinsel yönelimi ile ilgili açılmış ve başta annesi olmak üzere tüm aile bireyleri bu durumu büyük bir tepki ile karşılamış. Ahmet ise ailesinden gördüğü şiddete ve aşağılamalara rağmen onlara cinsel yönelimi konusunda açıldığı için pişmanlık duymadığını söylüyor, “Bu kadar kararlı bir şekilde durmasaydım belki de yaşamayacaktım. Olmazsam, ölürüm çünkü” diyor. 

Ahmet ile ilk olarak telefon ile haberleşiyoruz, “Anlatabilir miyim, bilmiyorum. Anksiyetem var ve bu konuyu yazarken bile ağlaya ağlaya yazıyorum, çok zorlanıyorum” diyor. Sonrasında bir kafede buluştuğumuzda ise biraz tedirgin bir şekilde hikayesini anlatmaya başlıyor. 

Ahmet 27 yaşında, annesi ve kardeşiyle yaşıyor. Cinsel yönelimini ailesine açıklayalı sekiz yıl olmuş, kardeşiyle aynı evde yaşamasına rağmen onunla hiç görüşmüyor. Kardeşinin kendisine karşı çok fazla tepkili olduğunu söylüyor. Annesi ile olan iletişimine ise “Şöyle böyle” diyor, annesinin sekiz yıl öncesine göre az da olsa kendisine karşı yumuşadığını söylüyor.

Aylarca süren oda hapsi: “Eşcinsel olmaya devam edecek misin?”

Ahmet ilk olarak annesine açılmış, annesinden ise hiç beklemediği kadar büyük bir tepki görmüş. Açılmadan önce annesiyle ilişkisinin çok iyi olduğunu söyleyen Ahmet, eşcinsel olduğunu söylediği andan itibaren annesini tanıyamadığını söylüyor, “Açıldığımda ‘Bunu öldürün’ diyen annemdi” diyor.

Annesiyle aralarında geçen bu konuşmanın birkaç ay ardından akrabalar ve diğer aile bireyleri durumdan haberdar oluyor. Duruma en büyük tepkiyi gösteren ise amca. Aile bireyleri toplanıp, Ahmet’i karşılarına alıp gerçekten eşcinsel olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorlar; Ahmet onlara da  cinsel yönelimini açıklıyor, kendisini öldürseler bile bunun değişmeyeceğini söylüyor. Ardından Ahmet’i bir odaya kapatarak aylarca odadan dışarı çıkmasını engelliyorlar ve sık sık gelip, “Eşcinsel olmaya devam edecek misin?” diye soruyorlar. Ahmet ise o dönem çok kötü bir durumda olduğunu, bazen günlerce yemek bile yemediğini anlatıyor ve onların bu sorusu karşısında ağzını bile açamadığını söylüyor.

“Beni arabasıyla altına alan amcamı dolduran annemdi, neden amcama tepki göstersin ki?”

Odadan çıkamadığı dört ayın ardından durum pek iyiye gitmese de Ahmet artık bir odaya hapis değil. Daha sonra bir gün yolda yürürken amcasının üzerine araba sürdüğünü ve arabanın altında kaldığını anlatıyor Ahmet. Kolunda hâlâ duran yara ve dikiş izlerini gösteriyor.

Ağır bir şekilde yaralanmasına rağmen aile korktuğu için Ahmet’i günlerce hastaneye götürmüyor. Aradan 4-5 gün geçtiğinde ise Ahmet’in durumu kötüleşiyor ve bir gece hastaneye götürülüp apar topar ameliyata alınıyor. Ahmet’e amcasından şikayetçi olmaması gerektiği tembihleniyor, Ahmet şikayetçi oluyor fakat amca polise verdiği ifadenin ardından serbest bırakılıyor.

Annesi bu olayın ardından amcasına tepki göstermiyor, Ahmet, “Beni arabasıyla altına alan amcamı dolduran annemdi, neden amcama tepki göstersin ki?” diyor ve ekliyor: “Babam ben cinsel yönelimimi açıklamadan birkaç ay önce vefat etmişti, belki yaşasaydı böyle olmazdı, bu süreç bu kadar şiddetli ve ağır yaşanmazdı.”

“Evden kovulduğum süreçte beni ayakta tutan, toplumun ‘top, ibne’ dediği insanlardı”

Ahmet’in cinsel yönelimini açıklamasının ardından geçen zaman hiçbir şeyi normalleştirmeye yetmiyor, evde kardeşiyle sürekli kavga ediyorlar. Ahmet kardeşinin bu tavrının, kardeşi askere gidip geldikten sonra daha da arttığını, kendisini sürekli aşağıladığını belirtiyor. Daha sonra yine böyle bir kavganın ardından annesi Ahmet’i evden kovuyor ve Ahmet birkaç ay boyunca arkadaşlarıyla yaşıyor. O dönemin kendisi için çok güzel olduğunu söyleyen Ahmet, toplumun “top, ibne vs.” dediği insanlarla yaşadığını ve onu süreçte ayakta tutanın bu dayanışma olduğunu anlatıyor.

Daha sonra Ahmet’i annesi arıyor ve ağlayarak çok pişman olduğunu söyleyerek eve geri dönmesini istiyor. Bunu yaklaşık 15 gün düşündükten sonra, Ahmet eve dönüyor. Annesiyle arası biraz yumuşasa da bugün de normalleşmiş değil, kardeşi ile aynı evde yaşamalarına rağmen görüşmüyor, ekonomik durumunu düzeltebildiğinde ayrı bir eve çıkma düşüncesi olduğunu söylüyor.

“Olmazsam, ölürüm”

Ahmet’e, kendisini bu kadar kararlı ve güçlü kılanın ne olduğunu sorduğumda ise, “Yanlış olan biz değiliz, onlar çünkü” cevabını veriyor ve ekliyor: “Ahmet Yıldız mesela arkadaşım; ailesi tarafından öldürüldü. Roşin Çiçek vardı, arkadaşım; amcası tarafından öldürüldü. Ben de öldürülebilirdim. Bu kadar kararlı olmasaydım öldürülürdüm de. Olmazsam, ölürüm çünkü!”

İsim ve yaş güvenlik sebebiyle değiştirilmiştir.*

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus