May’in ‘B planı’ çözüm üretemedi, Brexit’te belirsizlik sürüyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Normal takvime göre İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasına sadece 67 gün kaldı ve hâlâ bu ayrılığın olup olmayacağı, ne zaman ve nasıl olacağı belli değil.

İngiltere Başbakanı Theresa May’in, Avrupa Birliği (AB) ile vardığı anlaşmanın geçen hafta parlamentoda reddedilmesi üzerine dün açıkladığı yeni plan da belirsizliği giderebilmiş değil. İngiltere Başbakanı, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada milletvekillerinin anlaşmaya yönelik itirazlarını AB’ye ileteceğini ve bu itirazları giderecek bir formül bulunması için çaba göstereceğini söyledi.

May, böyle bir formül bulunsun ya da bulunmasın, İngiltere’yi AB’den çıkarmakta kararlı olduğunu da vurguladı. AB’de kalmanın seçenek olarak sunulacağı ikinci bir referandum ya da Brexit sürecinin iptali seçeneklerine kapıları kapatan May, 2016’daki referandumun kendisine Brexit’i gerçekleştirme görevi verdiğini savunarak, AB ile anlaşma olsa da olmasa da Birlik’ten çıkış sürecini tamamına erdireceğini kaydetti.

Başbakanın stratejisi zamana oynamak ve itirazcı milletvekillerini AB’den anlaşmasız ayrılmak seçeneği ile -belki birkaç rötuş ile- halihazırdaki anlaşma arasında bir seçime sıkıştırarak, ikincisine razı etmek. Fakat anlaşmasız Brexit, milletvekillerinin çoğunluğu için tam bir kâbus senaryosu. Nitekim bugün İngiliz basınında, May’in bu seçeneği eleyecek adım atmaması halinde kabineden istifa etmeyi düşünen bakanlar olduğuna dair haberler yer aldı. Örneğin, The Times gazetesi manşetten verdiği haberde, bakan ve bakan yardımcısı gibi üst düzey pozisyonlarda yer alan 40 kişinin istifa etmeye hazır olduğunu yazdı:

May’in AB ile vardığı anlaşmaya yönelik başlıca itiraz konusu ise, AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile İngiltere’ye bağlı Kuzey İrlanda arasındaki sınırın nasıl düzenleneceği ile ilgili.  

Söz konusu anlaşma, 29 Mart’taki Brexit’ten sonra, AB ile İngiltere arasında 21 aylık geçiş döneminde müzakere edilecek yeni ve kalıcı bir ticaret anlaşması yapılana dek, AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti ile İngiltere’ye bağlı Kuzey İrlanda arasında fiziki bir sınır oluşturulmamasını öngörüyor. Yani her iki taraf Tek Pazar ve Gümrük Birliği üyesi olduğu için şu anda mallar gümrüksüz ve kontrolsüz nasıl serbestçe geçebiliyorsa, Brexit sonrasında da bu durum devam edecek. Bu arada taraflar da Tek Pazar ve Gümrük Birliği’nin yerini alacak yeni bir ticaret anlaşması için müzakere edecek.

Umulan, bu 21 ay içerisinde varılacak serbest ticaret anlaşmasının İrlanda adasındaki sınır sorununa da çare üretmesi. Fakat ya böyle her derde deva bir serbest ticaret anlaşmasına varılamazsa ne olacak?

May’in anlaşması bu durumda “backstop” diye tabir edilen düzenlemenin devreye girmesini öngörüyor. Backstop, taraflar anlaşamasalar bile İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasına fiziki bir sınır çekilmesine, sınır kontrolü, gümrük denetimi uygulaması sistemine geçilmesine engel oluyor. Yani İngiltere Tek Pazar’dan ve Gümrük Birliği’nden çıksa da, parçası olan Kuzey İrlanda çıkmamış oluyor. Bu durumda örneğin Londra’dan Belfast’a gönderilecek bir malın Kuzey İrlanda’ya girişinde AB standartlarına uygun olup olmadığının –araya konulacak bir sınır noktasında- denetlenmesinin gerekmesi gibi tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

May’in AB’yi backstop konusunda geri adım attırması çok zor. Nitekim AB’nin Brexit baş müzakerecisi Michel Barnier AB ile İngiltere arasında gelecekte kurulacak ilişkiye dair anlaşma üzerinde çalışmaya hazır olduklarını, ancak mevcut anlaşmanın olabilecek en iyi anlaşma olduğunu söyledi. Kulis bilgilerine göre AB, İngiltere’nin ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin önerisi olan Gümrük Birliği’nde kalarak AB’den çıkma planına sıcak bakıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus