Kuzey İrlanda’da Brexit endişesi: Eski çatışmalar tekrar yaşanır mı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Birleşik Krallık içerisindeki Kuzey İrlanda’nın, 1922’de kurulan İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmesi amacıyla 1960’larda başlayan ve 1998’de barış antlaşmasıyla sonlanan silahlı mücadele ve çatışma dönemi hafızalarda hâlâ taze. Zaman henüz kini, korkuyu ve güvensizliği iyileştirmiş değil. Bu sebeple İngiltere’de Brexit meselesi ile ilgili tartışmalar sürerken, Kuzey İrlanda’daki şiddet olaylarının yeniden patlak verebileceği endişesi tartışmaların diğer boyutunu oluşturuyor.

Brexit Kuzey İrlanda’daki eski korkuları yeniden uyandırır mı?

On yıllarca süren ve büyük oranda 1998’deki barış antlaşmaları ile sonlanan çatışma sürecinde 3.700’den fazla kişi hayatını kaybetti. Şu anda Brexit üzerinden yoğun bir biçimde Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınır üzerine yapılan tartışmalar yeni şiddet olaylarının olabileceği endişesini harekete geçiriyor. Analistler de sınırlar konusundaki belirsizliğin şiddet eğilimli grupları hareketlendirebileceği endişesini dile getiriyor.

Kuzey İrlanda’daki cumhuriyetçiler Belfast Antlaşması kurallarının çiğneneceği telaşını mı yaşıyor?

AP News’te yer alan haberde belirtildiği üzere, Kuzey İrlanda’nın ikinci büyük şehri olan Londonderry’de (cumhuriyetçilerin kullandığı ismiyle Derry) cumartesi gece meydana gelen bombalama ve pazartesi günü iki aracın gasp edilmesi olayları çatışmalı sürecin karanlık günlerine mi dönülüyor korkusunu açığa çıkarttı. Şiddet olaylarında şüphe okları Yeni IRA’nın (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) üzerine çevrilmiş durumda. The Politico’da yer alan habere göre, cumartesi akşamı yaşanan bombalı saldırı 1998’den beri nadir görülmüş bir vaka. En son Şubat 2017’de buna benzer bir olay yaşanmış.

Kuzey İrlanda İngiltere tarafından yönetiliyor, fakat iki sene öncesine kadar IRA’nın siyasi kanadı Sinn Fein bölgesel yönetimde Demokratik Birlikçi Parti ile güç paylaşımı yapıyordu. Bölgede tansiyonu yükselten bir faktör de Protestan ve Katolik partiler arasındaki anlaşmazlık sebebiyle İrlanda güç paylaşım hükümetinin iki yıldır askıya alınmış olması.

Bugün şiddetin neden tekrar yükseleceğinden endişe edildiğini anlamak için Kuzey İrlanda’da yaşanan olayların geçmişine bir göz atmak gerekiyor.

Kanlı Pazar’dan Hayırlı Cuma’ya…

Kuzey İrlanda’daki idari bölgelerden altısı Birleşik Krallık’a dahil. Bu idari bölgelerde yaşayanların çoğunluğu Katolik ve güneyindeki İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme isteğindeydi. Bu grup “Milliyetçiler” ya da “Cumhuriyetçiler” olarak anılıyordu. Protestanların çoğu da Birleşik Krallık’ta kalmak istiyor ve “Birlikçiler” diye adlandırılıyordu.

1960’larda başlangıçta İngiliz ordusu, Katolikleri Protestanların saldırılarından korumak için İrlanda’da konuşlandırıldı. İngiltere ordusu korunduğu varsayılan cumhuriyetçi toplum (Katolikler) tarafından işgal güçleri olarak algılandı. Bu algılayışı pekiştirir bir biçimde 1971’de IRA ile bağlantısı olduğu iddiasıyla kitlesel bir biçimde insanlar gözaltına alındı ve tutuklandı.

IRA, Birleşik Krallık ana karasında ve İrlanda adasındaki topraklarda sivillerin de hedef alındığı bombalı saldırılara başladı.

Protestan paramiliter güçleri olan Ulster Gönüllü Gücü ve Ulster Savunma Derneği bir dizi suikast ve şiddeti çerikli olaydan sorumluydu. Her iki tarafın paramiliter güçleri de kendi toplumlarına yönelik gasp ve şantaj faaliyetleri içerisine girmişti.

Bütün bu olaylar içinde hâlâ akılda kalanı “Kanlı Pazar”dı. 1972’de Londonderry’de İngiliz askerleri 14 silahsız Katolik protestocuyu öldürdü.

IRA da 1987 yılında Birleşik Krallık’ta, Enniskillen’deki anma gününde düzenlediği bombalı saldırı ile 11 kişinin ölmesine sebep oldu.

Bu çatışma sürecinde hayatını kaybeden kişiler arasında tanınmış isimler de vardı. IRA mensubu Bobby Sands, 1981’de hapishanede açlık grevinde hayatını kaybetti. Kraliçe Elizabeth’in kuzeni olan Donanma Komutanı Louis Mountbatten, 1979 yılında IRA tarafından düzenlenen suikastta öldü. 1984 yılında Brighton’da Muhafazakâr Parti üyelerinin kaldığı otele IRA tarafından yapılan ve beş kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıdan dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher kıl payı kurtuldu.

1994 yılına kadar çatışma ortamının devam ettiği ve şüpheciliğin baskın olduğu siyasi atmosferde İngiliz hükümeti, Gerry Adams ve Martin McGuinness gibi cumhuriyetçi liderlerin seslerini radyo ve televizyonlarda duyurmasını engelledi. Bu dönem barış görüşmelerine dair herhangi bir gelişme de kaydedilmedi.

Aralık 1993’te İngiltere Başbakanı John Mayor ve İrlandalı meslektaşı Albert Reynolds meseleye dâhil olanların konsensüsünü temel alan bir barış sürecine dair plan niteliğindeki “Downing Street Deklarasyonu’nu açıkladı. Bu süreç 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma / Belfast Antlaşması’na öncülük etti. Bu anlaşmayla Kuzey İrlanda’da çeşitli konularda karar verme yetkilerini Londra’dan devralan güç paylaşımlı meclis dönemi başladı. Bu antlaşmayla ayrıca Kuzey İrlanda’da İngiltere ordusunun operasyonlarını azaltma kararı da alındı.

IRA bağlantılı parti Cumhuriyetçi Sinn Fein ve Demokratik Birlikçileri aynı masada gördükten sonra, İngiltere Başbakanı Tony Blair döneminde barış sürecine dair daha umutlu bir döneme girildi.

Ağır bir bagaja sahip Kuzey İrlanda sorununda Brexit ile birlikte hangi gelişmeler yaşanabilir?

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasıyla İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasındaki sınırın sert bir biçimde restore edilmesi süreci, İngiltere ordusunun kontrol noktalarının olduğu, bombalama, silahlı saldırı ve silah kaçakçılığının norm olduğu eski gerçekliğe geri dönüş korkusunu artırdı.

Şu anda insanların ve malların bir taraftan diğerine serbestçe geçebildiği ortam ticaret, ekonomik istikrar ve ekonomik büyümeyi olumlu etkiliyor.

Başbakan Theresa May, AB’den çıkmak istemelerine rağmen gümrük birliğine devam ederek İrlanda sınırındaki kontrollere gerek kalmamasını düşündüklerini belirtiyor. Bu, meseleye kalıcı bir çözüm bulunana kadar sürecek geçici bir önlem olarak görülüyor.

Fakat Brexit yanlısı Birleşik Krallık milletvekillerinden biri, bu şekilde AB ticaret kuralları ile belirsiz bir bağın Birleşik Krallık’ın aleyhine olmasından korktuğunu belirtiyor.

Financial Times’ta yer alan habere göre; Belfast Quenn Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü ve İrlanda cumhuriyetçi paramiliter güçleri üzerine uzman olan Richard English, “Hedefine ulaşmaya yaklaşan Brexit referandumunda büyük oranda İrlanda’nın görmezden gelindiği tartışmaları olmasına rağmen bomba bize sert sınır politikasının şiddet olaylarının artması potansiyelini taşıdığını hatırlattı” diyor.

İngiltere hükümetinde Kuzey İrlanda Bakanı olan Karen Bradley ise, cumartesi akşamı yaşanan bombalı saldırı ile Brexit tartışmaları arasında kimsenin bağlantı kurmaya çabalamadığını belirtip, “Cumartesi akşamı gerçekleşen saldırı Brexit oylamasından önceden beri olan tehdit seviyesinin sonucuydu” diyor.

Yapılan bir diğer yorum da, Kuzey İrlanda’da, özellikle de Londonderry’de hâlâ İrlanda cumhuriyetçileri ile İngiltere yanlılarının aktif durumda olduğu, dolayısıyla Brexit’in bu olayların direkt sebebi değil fakat olayları hızlandırıcı etkiye sahip olduğu üzerine.

Brexit sonrasında olası bir sorun da vatandaşlık haklarıyla ilgili. Çünkü Belfast Barış Antlaşması Kuzey İrlanda doğumlulara İngiltere vatandaşı, İrlanda vatandaşı ya da ikisine birden vatandaş olma hakkı tanıyor. Brexit sonrasında İrlanda vatandaşı olanların AB içerisinde serbest çalışma, eğitim alma vs. haklarının nasıl şekilleneceği açık değil. Brexit sonrasında Kuzey İrlandalı İrlanda vatandaşları Avrupa Parlamentosu’ndaki politik temsiliyetlerini de kaybedecek. Dolayısıyla Brexit sonrasında Kuzey İrlanda’daki İrlanda vatandaşları ile İngiltere vatandaşları arasında vatandaşlık hukuku ve yetki alanları bağlamında eşitsizlikler yaşanabilir ve bu eşitsizlikler politik istikrarsızlığa yol açabilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus