Yorum: Kadri Gürsel (5): Yerel seçim Türkiye için neden “beka seçimi” değildir?

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhabalar. 31 Mart yerel seçimleri acaba ülke için Cumhur İttifakı liderlerinin iddia ettiği gibi bir beka seçimi midir? Onlara sorarsanız bir beka seçimidir. Ne dediklerini hatırlayalım.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 27 Ocak’ta Antalya’da şunları söylemişti:

“Bölgemizde meydana gelen son hadiseler 31 Mart’ı şimdiden salt bir mahalli idareler seçimleri olmaktan çıkarmıştır. Bu seçimler ülkemiz açısından bir beka meselesine, bir beka seçimine dönüşmüştür.” Bu ilginç. Tabii bütün konuşmasına baktım, okudum. Erdoğan’ın hangi hadiselerden bahsettiğini doğrusu anlayamadım. Ve Türkiye’deki bu seçimlerin bir beka seçimi olduğu iddiasını da dayandırdığı bölgedeki hadiseler ne olabilirdi diye kendime sordum. Suriye’deki hadiseler miydi acaba diye düşündüm. Yani Suriye’de Türkiye’ye yönelik doğrudan bir saldırı mı vardı ya da Türkiye’nin başlattığı bir harekat mı vardı, ülke bir savaş halinde miydi, nedir diye sordum. Bu soruların cevabını doğrusu veremedim kendime, alamadım. “Bölgemizde meydana gelen son hadiseler” sözü biraz bağlam dışı ve havada kalıyordu. 

Öncesinde ise Bahçeli’nin 24 Ocak’ta Ankara’da yapmış olduğu bir konuşma var. Orada da yine konuşması içinde “31 Mart 2019 mahalli idareler seçimleri beka seçimidir” dedi. Ondan önce ise cümlesinde “Seçimi itibarsızlaştırmaya kalkışanlar, yalanlarla hayali seçmen üretmeye kalkanlar, beyhude yere çabalamasın. Alayının oyununu bozacağız” dedikten sonra takip etti bu, “Mahalli idareler seçimleri beka seçimidir” şeklindeki cümle. 27 Ocak’ta yine partisinin bir toplantısında, bu kez İstanbul’da “Şayet İstanbul zilletin yönetimi altında olursa milli bekamız ağır hasar alacaktır. Çünkü zillette hayır yoktur, zillette umut yoktur, zillete gelecek yoktur” dedi. Burada da ilişkiyi kuramadım ben açıkçası. Zillet diye tarif ettiği, işaret ettiği Millet İttifakı.

Millet İttifakı’nın adayı İstanbul’da kazanırsa milli bekası Türkiye’nin neden ağır hasar alsın? Niye zillet dediği Millet İttifakı’nda hayır olmasın, umut olmasın? Bunlar tabii kendi siyasi söylemleri ama yine de İstanbul’un Cumhur İttifakı tarafından kaybedilmesinin Türkiye’nin ulusal bekasını neden tehlikeye düşüreceğini anlatamıyor, yetersiz kalıyorlar. Beka seçimi iddialarını destekleyen argümanlarla çıkamıyorlar seçmenlerin karşısına. Yerel seçimlerin ülke için beka seçimi olduğu iddiaları bağlamından kopuk. Ayrıca neden beka seçimi olsun ki yerel seçimler? 

Bu arada kabul de etmek gerekiyor, yani yerel seçimler 2009’da, 2014’te ve bu önümüzdeki yerel seçimlerde de asla bir yerel seçim havası içinde geçmeyecek. Bir genel seçim havası içinde geçecek, yapılacak.

2009’da öyle olmuştu, 2014’te olmuştu. Ama beka seçimi demek tabii sonucuna göre var olmanın ya da olmamanın seçimi oluyor. Dolayısıyla 2009’da, 2014’te böyle mi yaşanmıştı? Mesela 2009’da iktidar partisinin oyları ekonomideki ani daralma nedeniyle %39’a düşmüştü. O zaman bu bir milli felaket mi olmuştu Türkiye için yerel seçimlerde, sormak lazım. Yerel seçimlerin Türkiye için bir beka seçimi olduğu iddiası temelsizdir ve mesnetsizdir. Çünkü yerel seçimler zaten genel seçimler gibi merkezi idarenin oylandığı ve değiştiği ya da kaldığı seçimler değillerdir, bir bütün olarak kaybedilmesi mümkün olmayan seçimlerdir. Şöyle ki, hiçbir zaman yerel seçimlerde bir parti tek başına 81 vilayetin tamamında bütün seçimleri kazanamaz ya da kaybedemez. Bu parçalı olur. Oylar artar, düşebilir ama aslında yerel seçimler, adı üzerinde siyasi partilerin yerelden merkeze ülkeyi yönetme konusundaki iddia ve vizyonlarını sergiledikleri, ortaya koydukları ve temel belediyecilik hizmetlerinde rakiplerinden daha iyi olduklarında göstermek açısından bir fırsat elde ettikleri seçimlerdir. Yoksa adları yerel seçim olmazdı. Yani bir yerde kazananlar, başka yerde kaybediyorlar ve tersi oluyor. Neden beka seçimi olsun 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri? Genel seçim havasında yaşanacak olsa dahi, neden? Misal Ankara. Cumhur İttifakı Ankara’yı kaybederse ülkenin bekası tehlikeye mi girecek? Böyle bir şey ileri sürülebilir mi? Cumhur İttifakı İstanbul ve Ankara’yı kaybederse ülkenin milli bekası tehlikeye mi düşmüş olacak? Bu sorulara evet yanıtını vermemiz imkansız. Bu konudaki tartışmanın aslında ciddi bir tartışma olduğunu da söylemek imkansız. Çünkü iddiaların temellendirilmesi mümkün değil.

Bu söylemin mantığında aslında ülkenin bekasından ziyade iktidarın bekası ve buradan hareketle iktidarı destekleyen seçmenin de kendi bekasını, onunla özdeşleştirmesinin, varlığını iktidarın bekası ile özdeşleştirmesinin istenmesi var. Böyle bir amaç yatıyor burada. Bu beka tehdidi algısı da aslında iktidarın daha önce işine yarayan bir algı. Ve zaten bu yüzden bugün iktidar, seçmeninin 31 Mart 2019 seçimlerini bir beka meselesi olarak görmesini istiyor. 2015’te olduğu gibi tıpkı, hatırlayalım. 7 Haziran 2015 seçimlerinde iktidar partisi mecliste azınlığa düşmüştü. O zaman oylar iktidar partisinden büyük ölçüde MHP’ye kaymıştı. Neden? Çünkü iktidarın bir kısım muhafazakar ve milliyetçi seçmeni mevcut sözde barış sürecini ülkenin bölünme süreci olarak algılamış ve ülkenin bekasını tehdit altında gördüğü için MHP’ye yönelmişti. 7 Haziran seçimlerinden önce yapılan bütün kamuoyu araştırmalarında ülkenin en önemli sorunları olarak ekonominin kötü yönetilmesinden kaynaklanan sorunlar baş sırada yer alıyordu. İşsizlik gibi, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı gibi. Ne oldu sonra? Benim çatışmasızlık durumu olarak adlandırdığım bu sözde barış sürecine son verildi. Ve ardından terör olayları meydana geldi. Ve 10 Ekim, özellikle 10 Ekim Ankara Katliamı’ndan sonra AKP’nin MHP’ye kaybettiği oylar büyük ölçüde geri döndü ve AKP yeniden parlamentoda tek başına çoğunluğu elde etti. Yani ülkenin bekasının terör tehdidi altında olduğu hissedildi. Yeniden, tekrar yeniden bir beka tehdidi algısı burada yaşandı. Ve 7 Haziran’dan 1 Kasım’a giden yolda sorun algılamaları ters yüz oldu. Ekonomiden kaynaklanan sorun algılarının üzerine çıktı terör sorunu konusundaki tehdit algısı. Ve tekrar seçmen, iktidar seçmeni, değişim talebini erteledi ve AKP’ye geri döndü.

24 Haziran 2018 öncesinde de Türk lirasındaki ani değer kaybı Türkiye’nin ekonomisine dışarıdan gelen bir komplo olarak algılanması neticesinde yine bir beka tehdidi algısı oluştu. Ancak bu beka tehdidi algısı nedeniyle oylar iktidar blokundan muhalefete gitmedi. Cumhur İttifakı içinde kaldı. AKP’den MHP’ye gitti. Yani burada beka tehdidi algısı aslında MHP’ye yarıyor. Bu belki tarihsel olarak böyle diyebiliriz. MHP bu tür tehdit algılarının olduğu dönemlerde güçlenen bir parti. Ve oylar MHP’ye gidiyor ama bugün artık 31 Mart yerel seçimlerinde bir Cumhur İttifakı yapısı olduğu için ve MHP büyük şehirlerde aday çıkarmadığı için, bu beka tehdidi algısı nedeniyle kazananın iktidar olması gerekecek. Sonuç bunu doğuracak, eğer olursa.

Kendileri için beka seçimi midir acaba diye sormak lazım, iktidar açısından veyahut Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından. Bu bir beka seçimi midir gerçekten? Ülke için beka seçimi olmadığını söyledik. Aslında olmaması lazım böyle bir şeyin, normal şartlar altında. Ama bazı koşullara bağlı olarak gerçekten de seçimler iktidardakiler için bir beka seçimine dönüşebilir. Onun da nedeni aslında ülke şartlarından değil, iktidardakilerin kendi durumlarından kaynaklanmaktadır. İktidar eğer seçimleri, kazananın her şeyi aldığı, kaybedenin ise her şeyi kaybettiği, sıfır toplamlı bir oyun olarak görüyorsa -ki sahip olduğu çoğunlukçu ve baskıcı siyasi kültür nedeniyle bu maalesef böyle- işte o zaman seçimi kaybederse iktidar, seçim sayesinde kazandığı her şeyin de elinden gitmesinden korkuyor olabilir. Seçimi kaybedince her şeylerini kaybetmekten korktukları için, bu korku, seçimleri kendileri için bir beka sorunu olarak görmelerine ve seçmenlerin de öyle görmelerini istemelerine yol açıyor olabilir. Yerel seçimler ise beka seçimleri değildir. İktidar kendi seçmenini bu şekilde korkutmak istiyor. İktidarın bir korkusu olabilir ama iktidar kendi korkusunu kendi seçmeninin de yaşamasını istiyor. Bu beka seçimi iddiasının arkasındaki esas motif, esas güçlü motivasyon budur. Türkiye’nin kaderi ile iktidarların kaderi ortak değildir ve olamazlar. Bu hiçbir zaman böyle olmadı, bundan sonra da böyle olmayacak, bugün de böyle değildir. 

Yerel seçimlerin Türkiye için anlamı ve önemi özetle şudur: Bir defa partiler bundan böyle önümüzdeki dönemde bu yerel seçimlerdeki performansları ve aldıkları oy oranları ile bir klasmana tabi tutulacaklardır. 24 Haziran 2018 seçimlerinde parlamentoda aldıkları oy ile bu seçimlerde kendileri için belediye meclisleri seçimlerinde seçmenlerin onlara verdikleri oyun yüzdeleri mukayese edilecektir. Haliyle bu böyle olacaktır. Büyük şehirlerin kaderleri açısından, bundan sonra nasıl yönetilecekleri açısından önemlidir tabii ki bu. Bütün şehirler için önemlidir elbette ama siyasetin psikolojik eşikleri büyük şehirlerde kimin kazanacağı ile kurulmaktadır, oluşmaktadır. İstanbul’u, Ankara’yı, İzmir’i ve Adana’yı kimin kazanacağı, Türkiye’nin bundan sonraki siyasi sürecinde önem taşıyacaktır elbette. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler, büyük belediye bütçelerine sahip. Ve işte mesela geçenlerde okuduğumuz haberlerde, Çiğdem Toker’in Sözcü’de yazdığı haberde, birkaç gün de takip etti bu haberi, İstanbul Belediyesi’nin bütçesinden çok büyük paraların, milyar seviyesindeki paraların iktidara yakın vakıflara nasıl aktarıldığını yazdı. Bu da zaten büyük şehirleri elde tutmanın iktidar açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ama bu büyük şehirlerin seçmeni ve oradan hareketle tüm Türkiye için bir beka meselesi değildir. Olsa olsa, -eğer böyle bir kaynak transferinden mahrum kalmak bir beka meselesiyse- iktidar partisinin beka meselesidir. 

Şimdi aslında esas beka meselesi nedir biliyor musunuz? İstanbul ve Ankara’dan bahsediyorsak burada, bu iki şehrin nasıl kazanıldığıdır. Eğer bu iki şehir özgür, adil, yasal, huzurlu, şiddet tehdidinden uzak, şiddetsiz ve dolayısıyla meşru seçimlerin sonucunda kazanılmışsa, kazanılacaksa, kim kazanacaksa kazansın bu seçimlerin sonucunda bu kimse için bir beka tehdidi olmaz, oluşturamaz. Bu kaybedenler için de geçerli. Ama tersi olacaksa, misal, bu şehirler, İstanbul, Ankara ve tüm diğer şehirler tabii ki, özgür olmayan, adil olmayan, yasal olmayan, huzur içinde gidilmeyen, şiddet tehditleri altında gidilen, yaşanan ve dolayısıyla meşruiyetine gölge düşmüş seçimler sonucunda ve hatta seçim öncesinde ortaya çıkan tescilli birilerinin bir meydanda iktidara desteğini bildirip silahlanma çağrıları yapması sonucu kazanılacaksa ve bu silahlanma çağrılarının karşısında savcılar harekete geçmeyecekse, işte asıl o zaman ülkenin bekası tehdit ve tehlike altındadır. Gerçek beka tehdidi budur. Şimdilik bu kadar.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar

Haftanın En Popüler İçerikleri