Yaşamın İzleri (9): Sevgililer Günü’nde Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu ile “aşk, yas ve hayat” üzerine

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Kamera/yönetmen: Engin Pulat – Kurgu: İlknur Yılmaz

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, programda hayatının aşkını, yasla yaşamayı nasıl öğrendiğini, hukuki açıdan Necip Hablemitoğlu dosyasında gelinen noktayı, Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü’nün çalışmaları ile Hablemitoğlu Toplumsal Duyarlılık Ödülleri’ni, toplumdaki farkındalık eksikliğinin etkilerini ve sevginin nasıl insanın yaşam gücü olabileceğini anlatıyor. 

Doğma büyüme Ankaralı olan Hablemitoğlu için Ankaralı olmak kıymetli. Ankara’nın herkesin birbirini tanıdığı, aynı okullara gittiği, aynı zorlukları yaşadığı için kalıcı dostluklar kurduğu küçük bir kent olduğunu belirten Hablemitoğlu, ayrıca Ankara’yı her zaman “Cumhuriyet’in merkezi” olarak gördüğünü vurguluyor. 

Halen Lefke Avrupa Üniversite’sinde çalışan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu çocukluk hayali olan akademisyenliği meslek edindiği için şanslı olduğunu düşünüyor. Akademisyenliğin bir hayat biçimi olduğunu ve gençlerle bir arada olmaktan keyif aldığını söylüyor. “İnsanın hayal ettiği işi yapabilmesi bence lüks” diyen Hablemitoğlu, üniversite tercihinden yana herkesin şanslı olmadığını, kendisinin de bu grupta olduğunu anlatıyor. Ailesinin tıp okumasını istediğini, fakat kendisinin istemediğini, tıp tercihlerine giremediği için önce açıkta kaldığını, daha sonra ön kayıtla girdiği Ziraat Fakültesi’ni ilk beşte bitirdikten sonra master ve yüksek lisans aşamasında aile ve kadın çalışarak meslek isteğini dönüştürdüğünü açıklıyor. 

“Ben hiçbir şeyin tesadüf olduğuna inanmam” diyen Hablemitoğlu, zor bir çocukluk geçirdiğini, anne babasının pek anlaşabilen bir çift olmadığını, ağır anne baba kavgalarının olduğu bir evde büyüdüğünü anımsıyor. Annesinin yaşadıklarından ve kendisiyle yaşadıklarından çıkardığı dersleri programda paylaşan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu “Annem tutucu ve dindar bir kadındı, hep o sosyal bakışla beni yetiştirdi. Mutsuz bir kadındı ve mutsuz öldü. 45 yaşımda bir gün bana dedi ki ‘Sen hiç istediğim gibi yetişmedin’ diye anlatıyor. Mutsuz evliliklerde çocuklara ‘sizin için’ denilerek evliliğe devam edilmesinin çocuklar için sakıncalarını anlatan Hablemitoğlu, yıllar sonra aile danışmanlığı vermesinin bu nedenlerle tesadüfi olmadığına inandığını söylüyor. 

Necip Hablemitoğlu ile “çarpışarak” tanışma hikayesini de detaylı olarak anlatan Hablemitoğlu, “Biz Necip’le kitap fuarında çarpışarak tanıştık. İlk çıktığımız akşam evlenme teklif etti. Necip güzel bir adamdı, kadın hassasiyeti olan bir adamdı. Güzel bir 16 yıl geçirdim Necip’le, o yüzden şanslıyım” diyor. Suikast sonrası yaşadıkları için, “Çok zor bir zamanlardı. Yalnız bir anne olarak iki kız çocuğu yetiştirmek değildi zor olan, böyle bir olaydan sonra bu olayı taşıyan bir kadın olarak çocuk yetiştirmek, adalet ve güven duygusunun kalmamış olması zordu” diyen Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, hislerini şöyle paylaşıyor: “Boşanmış bir eş olmayı, eşimi başka türlü kaybetmiş olmayı tercih ederdim diyorum bazen, bazen de bunu yaşamamız gerektiği için yaşadık diye düşünüyorum.”

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, faili meçhul bir suikast sonucu yaşamını 17 yıl önce yitiren Necip Hablemitoğlu dosyasının son durumunu anlatırken, “Açılmış bir dava yok, sadece 15 Temmuz’dan sonra dosya yeniden incelenmeye başlandı. Biz zamanaşımına girmeden dava açılmasını istiyoruz. Doğrusu bu iktidardan bir beklentimiz yok” diyerek durumu özetliyor.

Necip Hablemitoğlu Toplumsal Duyarlılık Ödülleri ile topluma katkısı olanları hatırlatmak istediklerini açıklayan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü bünyesinde ödül organizasyonu ve kendisinin profesyonel alanı olan sosyal hizmetler kapsamında yas danışmanlığı, aile danışmanlığı ve benzeri eğitimlerle atölyelerin düzenlendiğini anlatıyor.

Halen Türkiye’deki en büyük sorunu farkındalık eksikliği olarak gören Hablemitoğlu, “En büyük sorunumuz farkındalık. İnsanların farkındalığı yok, yokmuş gibi davrananlar ve gerçekten farkında olmayanlar var.Toplumcu değerlerin yerine geçen bazı değerler var, kapitalizm farkındalığın olmamasından faydalanıyor” diyor.

14 Şubat Sevgililer Günü bağlamında İrem Afşin’in “Sevgi her şeyin ilacı mıdır?” sorusunu ise Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu “İnsan aşka da âşık olabilir. Ben hâlâ aşka ve sevgiye inanacak kadar romantiğim, sevgi ve aşk insanı daha çok insan yapan, yaşam gücü veren değerler. Sevgi ve aşk, kötülüğün ilacı” diyerek cevaplıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus