Çin, ABD’li şirket ve bilim insanlarının yardımı ile Uygurların DNA bilgilerini topluyor

Çin’in Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar’dan DNA örneği topladığı ortaya çıktı. İnsan hakları grupları ve Uygur aktivistler, DNA bilgilerinin muhalif seslerin bastırılması için kullanılabileceğini savunuyor.

New York Times’ın haberine göre, Uygurlar’ın DNA veritabanını hazırlamak için gerekli ekipman için Çin, “Thermo Fisher” adında ABD’li bir şirketle anlaştı. Çin ayrıca, Uygurlar’ın DNA’sının dünyanın her yerinden farklı kişilerin DNA’larıyla karşılaştırılması için Yale Üniversitesi’nden tanınmış bir genetikçi ile çalıştı.

Otoriteler bunun ücretsiz sağlık kontrolü için yapıldığını söylese de Tahir İmin’in (38) şüpheleri vardı. İmin’in yüz taraması yapıldı, sesi kaydedildi ve parmak izi alındı. Genel sağlık kontrolü denmesine rağmen doktorlar, kalp ve böbreklerini kontrol etmekle uğraşmadılar. İmin sonuçları öğrenmek isteyince görevliler tepki göstererek “Bunu sormaya hakkın yok. Daha fazla soracaksan, git polise sor” dediler.

İmin, Çin devleti tarafından yürütülen geniş baskı ve gözetim kampanyasının kurbanlarından biri. Çin’in şimdi de ABD’li şirket ve bilim insanlarının yardımıyla Uygurlar’ın DNA veritabanını oluşturarak bu kampanyayı daha üst bir seviyeye taşıdığı ortaya çıktı.

Genetik materyal toplanması Çin’in baskı politikasının önemli bir ayağını oluşturuyor. İnsan hakları örgütlerine göre bu veritabanı, muhaliflerin yakalanması için kullanılabilir. ABD ve başka ülkelerde şüphelilerin ailelerinin DNA bilgileri suçluların yakalanması için kullanılıyor. Ulusal çapta büyük bir DNA veritabanı oluşturan Çinli yetkililer de bunun suçla mücadeledeki faydasına dikkat çekiyor.

Çin’in birlikte çalıştığı Amerikan şirketi Thermo Fisher geçen çarşamba günü, sattıkları teknolojinin ne amaçla kullanıldığını araştırdıklarını ve Çin’e ekipman satışını durdurduklarını açıkladı.

Bilgiler insanların rızası olmadan alındı

Çin’e dünyanın başka yerlerinden insanların DNA bilgilerini sağlayan Amerikalı genetikçi Kenneth Kidd, bu bilgilerin ne amaçla kullanıldığını bilmediğini, Çin’in bilimsel normlara uygun davrandığını sandığını söyledi. Ancak Çinli bilim insanlarının bilimsel normlara aykırı bir şekilde, farklı bahanelerle Uygurlar’ın DNA’larını kaydederek bilimsel rıza normlarını ihlal ettiği belirtiliyor.

Çin, Doğu Türkistan’ı demir yumrukla yönetiyor.

Sincan’da DNA toplama programının resmi adı “Herkes için Muayene.”

Çin resmi haber ajansı Xinhua’ya göre program kapsamında 2016-2017 arasında 36 milyon kişinin bilgileri toplandı. Uygurlar ve insan hakları gruplarına göre insanların DNA örnekleri, irislerinin fotoğrafları ve diğer bilgileri toplandı. Aynı kişinin birden fazla defa bilgi verip vermediği ise bilinmiyor.

En azından birkaç vakada DNA bilgilerinin rızasız alındığı biliniyor. New York Times’ın konuştuğu Uygurlar’a göre, ücretsiz muayene olmaya ikna etmek için polis ve yerel parti kadroları insanları telefonla aramış ve mesaj göndermiş.

Kaşgar’da bir pazar.

ABD’li genetikçi: “Örneklerin bilimsel amaçlarla kullanılacağını sanıyordum”

77 yaşındaki ABD’li genetikçi Kenneth Kidd, 1981’de Çin’i ziyaret ettikten sonra içinde ülkeye karşı bir merak uyandığını söylüyor. 2010’da Çinliler masraflarını karşılayacaklarını söyleyerek onu Pekin’e davet edince, olumlu yanıt vermiş.

Doktor Kidd genetik alanında tanınmış bir isim. Yale Üniversitesi profesörünün, ABD’de adli amaçlarla DNA bilgilerinin kullanılmaya başlanmasında önemli bir payı bulunuyor.

Kidd’i Çin’de Kamu Güvenliği Bakanlığı, yani polis yetkilileri karşılamış. Gezi sırasında Kidd, bakanlığın Adli Bilim Enstitüsü’nün başhekimi Li Kaişia ile tanışmış ve dostlukları ilerlemiş. Aralık 2014’te Li, 11 aylık bir görev için Kidd’in laboratuvarına geldiğinde, ülkesine dönerken yanında birtakım DNA örnekleri de götürmüş. Kidd “DNA örneklerini ortak araştırma için paylaştığımızı sanıyordum” diyor.

Kidd’in elindeki veriler Çin’in DNA veritabanının bir parçası oldu. 2014’te bakanlık araştırmacıları bilim insanları için etnik grupları birbirinden nasıl ayırt edileceği üzerine bir makale yayınladı. Makalede verilen örnek, bir Uygur’un bir Hintli’den nasıl ayırt edilebileceği üzerineydi. Yazarlar 40 DNA örneğinin Sincan’daki Uygurlar’dan, diğer etnik gruplardan örneklerin ise Kidd’in laboratuvarından alındığını belirtti.

“ABD’li genetikçiler naif davranıyor”

New York Üniversitesi Tıp Okulu’ndan Arthur Caplan, “Dürüst olmak gerekirse ABD’li bilim insanları, diğer araştırmacıların da nereli olurlarsa olsunlar aynı kural ve standartlara uyacaklarını düşünmekle naiflik ediyorlar” diyor.

Kidd, New York Times ile konuşana kadar topladığı verilerin böyle bir amaçla kullanıldığından habersizdi.

Thermo Fisher isimli genetik şirketi, doğrudan Sincan’daki yerel makamlara gerekli ekipman sattı. Satış belgelerine göre ekipmanın en azından belli bir kısmı polise verildi. Şubat 2013’te altı bakanlık araştırmacısı, Thermo Fisher’in Applied Biosystems markası ürünlerinin Han Çinlisi, Uygur ve Tibetli DNA’larının analiz edilmesi için kullanıldığını ve DNA örneklerinin ayırt edilmesinin “terörle mücadele” için gerekli olduğunu söyledi.

Thermo Fisher, ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio tarafından Sincan’daki kitlesel tutuklamalara katkısından ötürü eleştirilmişti.

Sincan’da polis tarafından kendisinden kan örneği alınan ve halen ABD’de yaşayan Uygur Tahir Hamut, Uygurların gönüllü olarak DNA örneği vermesinin “hayal dahi edilemez” olduğunu söylüyor.

ABD’li milletvekilleri ve yetkililer Sincan’da olup bitenleri dikkatle izliyor. Donald Trump hükümeti Çin’in Uygurlar’a baskılarından ötürü Çinli yetkili ve şirketlere yaptırım uygulamayı düşünüyor.

Çin’in Uygurlar’ın izini sürme politikası Tahir Hamut gibi insanları öfkelendiriyor. Mayıs 2017’de Urumçi polisi 69 yaşındaki Hamut’tan kan örneği ve parmak izi almış, sesini kaydetmiş ve yüz taraması yapmıştı. Bir ay sonra kendisine ücretsiz muayene yapılacağı sebebiyle yerel bir kliniğe çağrıldı.

Film yapımcısı Hamut, kendisi gibi onlarca Uygur daha tanıdığını belirtiyor.


Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar

Haftanın En Popüler İçerikleri