Batı’da Abdülfettah el Sisi’nin otoriter yönetimine eleştiriler artıyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Mısır’da olan bitenler, iç siyasetteki sorunlarla tükenmiş, Ortadoğu’da yorgun ve Arap müttefiklerinin istikrarından memnun Washington’un pek umurunda görünmüyor. Fakat ABD’nin kilit müttefiklerinden bu Arap dünyasının en kalabalık ülkesinde tehlike çanları çalıyor: Devlet Başkanı Abdülfettah el Sisi, Mısır’ı selefi Hüsnü Mübarek’ten daha da totaliter bir yere taşıyor.

2013’te seçilmiş fakat hoşgörüsüz Muhammed Mursi hükümeti darbeyle düşürüldükten sonra başa gelen Sisi’nin destekçileri, generalin ülkede demokrasiyi yeniden tesis edeceğini öne sürüyorlardı. Fakat Sisi son yıllarını anayasayı ayaklar altına alarak, tüm iktidarı kendi elinde toplamak ve İslamcı düşmanlarını ve diğer muhaliflerini acımasızca aşağılamakla geçirdi.

Amy Harthorne ve Andrew Miller, Foreign Policy için kaleme aldıkları “Mübarek’ten Daha Kötü” adlı yazıda, Sisi’nin yeni anayasal değişikliklerle kişisel bir diktatörlük kurmayı amaçladığını öne sürerek son yıllarda antidemokratik savruluşu Batı tarafından kale alınmayan Mısır’da, bu değişiklerin anlamını tartıştılar.

“Sisi’nin 2014 Anayasası’na getireceği yeni değişiklikler, otoritesini üç ana başlık altında daha da güçlendirmiş olacak:

İlk olarak, 2022’ye kadar değil 2034’e kadar iktidarda kalabilecek. Fakat halkta bu yönde bir talep olmaması bir yana, ülkede onun baskıcı yönetiminden halkın yorgun olduğuna dair işaretler var.

İkincisi, değişikliklerle yüksek yargı atamaları ve hatta yargı bütçesi doğrudan Sisi’nin kontrolünde olacak. Böylece bağımsız yargının son kalıntıları dahi ortadan kaldırılacak.

Sisi bir askeri törende.

Son olarak değişiklerle, ‘anayasa ve demokrasiyi’ ve ‘devletin temel bileşenlerini’ korumak için Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne iç siyasete karışma yetkisi tanınacak. İlk bakışta böyle bir maddeyle askerlerin, devlet başkanının gücünü daha da kısıtlayacağı düşünülebilir fakat Sisi, ikramiyeler, korkutma ve görevden almalarla geçen yıl ordu üzerindeki gücünü daha da sağlama aldı. Bu madde ile aslında Sisi, orduyu her türlü muhalif harekete karşı kendisini savunacak bir muhafız alayına çevirmiş oldu.

Değişikliklerin böyle bir zamanlamaya sahip olması tesadüf değil. Muhtemelen, devalüasyon, sosyal yardımlarda kesintiler gibi birtakım acı verici ekonomik reformlara girişmeden önce, olası tepkileri bastırmak için gücünü sağlama almayı amaçlıyor.

Mısır’da otoriter yönetimler çok uzun bir tarihe sahip olsalar da son değişikler, Mısır’ı önceye kıyasla daha da totaliter bir noktaya taşıyacak. Selefi Mübarek en azından sivil örgütlere ufacık da olsa bir alan tanırken Sisi, halktaki karşılığı daha da az olan, diktatörlüğe daha yakın bir rejimi kurumsallaştırmak istiyor.”

“Batılı liderler Mısır’da demokrasiyi değil, diktatörlüğü destekliyor”

ABD Başkanı Donald Trump, Sisi’yle Oval Ofis’te.

Sara Khorsid, yine Foreign Policy’de kaleme aldığı yazısında, Batılı liderlerin Mısır’a yönelik tavrını eleştirerek Batı’nın Mısır’da daha da otoriter bir yönetim tesis etme çabasında olan Sisi’nin çıkarlarına hizmet etmekte olduğunu öne sürdü.

“Maalesef, Sisi’nin son iktidar gaspı, insan hakları ve demokrasiyi umursadığını iddia eden Batılı liderler tarafından sessizlikle karşılandı.

Pek çok Mısırlı internet üzerinden son değişikliklere karşı çıktıklarını duyurdular. Videolar genellikle, çoğu tutuklu ya da sürgünde olan yüksek profilli aktivistlerden çok, sıradan insanlardan geliyor. Rastgele yüzlerin görüldüğü videolarda insanlar evlerinin önünde kısa açıklamalar yapıyorlar. Altta, ‘Allah seni korusun’ ‘Bravo’ ‘Başaracağız’ gibi yorumlar görülüyor.

Bu insanlar arasında henüz tutuklanan olmasa da herkes haklı bir korku içinde. Sisi rejiminin gelişigüzel tutukladığı kişilere karşı acımasız olduğu bir sır değil. Darbeden beri 60 bin kişi ‘siyasi sebeplerle’ tutuklandı.

Halkın öfkesi gittikçe büyüyor. Sisi iktidara geldiği zaman olduğu kadar popüler değil; Mısırlı araştırma şirketi Baseera’ya göre, 2014’ten beri Sisi’ye destek yüzde 54’ten 27’ye düştü. İnsan hakları ihlalleri dışında devalüasyon ve akaryakıt teşviklerinin kaldırılması da öfkenin artmasının sebepleri arasında.

Maalesef uluslararası kamuoyu, Sisi’nin yanında durarak Mısır halkının iradesini reddetmekte. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçen ocak ayındaki ziyareti, Sisi lehine bir destek gösterisiydi. Yanında savaş uçağı üreticisi Dassault’nun temsilcilerinin bulunması tesadüf değildi. Fransa son yıllarda Mısır’ın en büyük silah tedarikçisine dönüştü.

Sisi, Macron ile Kahire’de akşam yemeğinde.

ABD Devlet Başkanı Donald Trump’ın Eylül 2018’de Sisi’yle görüşmesinde ‘iki ülke arasındaki ilişkilerin hiç bu kadar iyi olmadığını, ticari ve askeri alanlarda birlikte çalıştıklarını’ söylemişti.

Avrupalı ve ABD’li liderler, Mısır halkı ile vatandaşlarının haklarını çiğneyen bir rejim arasında seçim yapmalılar. Batılı güçler ya adaleti, hakları ve özgürlükler hakkındaki söylemlerinin altını dolduracaklar ya da müttefiklerinin bu değerleri ayaklar altına almasına göz yumacaklar.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus