Dünyanın Gidişi (25): Brexit için kritik hafta: AB’den ayrılık bir başka bahara kalabilir

İngiltere Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılacak mı, yani Brexit gerçekleşecek mi, gerçekleşmeyecek mi? Gerçekleşecekse, İngiltere’nin üyeliği hangi koşullarda, ne zaman sona erecek? Bu sorulara iki yıldır yanıt verebilen yok. Başbakan Theresa May’in 29 Mart 2017’de hukuki ayrılık sürecini resmen başlatarak takvime Brexit günü olarak işaretlemiş olduğu 29 Mart 2019’a üç haftadan az bir süre kala, bugün de bu soruların yanıtlarını bilmiyoruz. Ama hiç değilse bu hafta nihayet 30 Mart itibariyle İngiltere’nin üyeliği sona erecek mi, ermeyecek mi, bunu öğrenmiş olacağımızı umut ediyorum.

Çünkü üç kritik oylama var bu hafta İngiltere parlamentosunda. İlk olarak yarın, 12 Mart Salı günü Theresa May’in Brexit anlaşması bir kez daha oylanacak. Ocak ayındaki ilk oylamada tarihi hezimet yaşayan May, o günden bugüne anlaşmanın kabul edilmesini sağlayacak değişiklikler için AB ile pazarlıklarını sürdürüyor ama May’in Brüksel’den istediğini alamayacağı anlaşılıyor. Hatta en son haberler Brüksel’le pazarlıkların tıkanıp çıkmaza girdiği yönünde. Bu da yarın Brexit anlaşması oylandığında bir kez daha yenilgi yaşayacağı anlamına geliyor. Yani AB’den söz konusu anlaşmanın belirlediği koşullarla ayrılığa, bu salı da, milletvekillerinin hayır demesi bekleniyor. En güçlü itiraz, İngiltere ile Avrupa Birliği’nin karadan buluştuğu Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınırın şimdiki gibi açık kalmasını sağlayacak “backstop” protokolüne.

Anlaşmasız Brexit seçeneği de oylanacak

Olur da anlaşma İngiltere Parlamentosu’ndan geçerse -büyük bir sürpriz olur- 30 Mart’tan itibaren İngiltere için üyelikten tam çıkış için iki yıllık geçiş süreci başlayacak. Piyasalar da bayram eder muhtemelen ama beklendiği gibi anlaşma reddedilirse, bu kez milletvekilleri 13 Mart Çarşamba günü, kimilerinin “uçurumdan paraşütsüz atlamaya” benzettiği, “sert Brexit” tabir edilen Birlik’ten anlaşmasız ayrılık seçeneğini oylayacak. İktidardaki Muhafazakâr Parti içinde anlaşmalı ya da anlaşmasız 30 Mart’ta AB’den ayrılmış olmak isteyen, tabiri caizse AB düşmanı kanat, bu teklifin geçmesine yetecek oya sahip değil. Dolayısıyla teklifin reddedilmesi bekleniyor.

Fakat İngiliz parlamentosunun bu seçeneği dışlamış olması, Brexit sürecini otomatik durdurmuyor. Dolayısıyla, 14 Mart’ta da Brexit’in 29 Mart’tan daha sonraki bir tarihe ertelenmesi için oylama yapılması muhtemel. Ne kadarlık bir erteleme isteneceği ise, parlamentonun üzerinde uzlaşmakta zorlandığı bir başka konu olarak tartışılmaya devam ediyor. Bu arada Muhafazakâr Parti içindeki sert Brexitçi kanat da, ertelemeyi önlemek için Başbakan Theresa May’i istifaya zorlayacaklarını söyleyerek ağır baskı yapıyor.

Brexit’in ertelenmesine AB nasıl bakıyor?

Brexit’in ertelenebilmesi için AB üyesi 27 ülkenin talebi oy birliği ile kabul etmesi şart. Veto eden olursa çıkış için 29 Mart tarihi geçerliliğini koruyacak. Brüksel, erteleme talebinin kabul edilmesi için, Londra’nın ekstra süre zarfında Brexit açmazını nasıl çözeceğine dair net bir plan ortaya koyması gerektiğini söylüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, uzatma isteyecekse İngiltere’nin “yeni seçenekler” ortaya koyması gerektiğini söylemişti. Macron adını koymadı ama İngiltere’nin ikinci bir referandumu gündemine alması halinde, ertelemeye onay verilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Ama Başbakan Theresa May referandumu yenilemeye hep karşı çıktı. Yine de fikrini değiştirmesini sağlayacak bir gelişme olabilir. Parlamento içinde, anlaşmanın nihai karar için halk oyuna da sunulması ve AB’de kalmanın da seçeneklerden biri olarak sunulması şartıyla May’in Brexit anlaşmasına destek vermeyi vaat eden muhalefet milletvekilleri var. Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de mart başında direksiyon kırmasıyla, artık parlamentodaki muhalefet partilerinin tümü ikinci referandumdan yana. Ama oya sunulduğunda gerekli oy çokluğu sağlanabilecek mi net değil.

Birliğin erteleme talebini 22 Mart’taki AB zirvesinde gündeme alması mümkün. Eğer AB uzatma talebini kabul etmez ise, o zaman, anlaşmasız ayrılığı engellemek için İngiltere’nin önünde iki seçenek kalıyor: Ya mevcut anlaşma parlamentoda bir kez daha oylanıp kabul edilecek ya da hükümet Brexit sürecini tek taraflı olarak iptal edecek. Avrupa Adalet Divanı tek taraflı iptal kapısını aralık ayında açmıştı. Ama Theresa May şimdilik Brexit’in iptalini kırmızı çizgisi olarak savunmaya devam ediyor.

29 Mart’ta ayrılık zor

Gelişmeler, Brexit’in 29 Mart’ta gerçekleşmeyeceğine işaret ediyor. Hükümetin AB’den çıkış gününe kadar yürürlüğe sokması gereken çok sayıda yasa ve düzenleme bulunduğundan, üç haftadan daha fazla zamana ihtiyacı var. Dolayısıyla Başbakan May’in, Brexit anlaşması salı günü kabul edilse de edilmese de, Brexit takviminde kısa süreli, belki birkaç aylık, muhtemelen Temmuz 2019’a kadar erteleme için Brüksel’e başvurması olası. Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin ise daha uzun süreli bir erteleme için baskı uygulaması şaşırtıcı olmaz.

Örneğin İşçi Partili eski başbakanlardan Gordon Brown, en az bir yıllık uzatma için kamuoyu yaratmaya çalışıyor. Brown bu bir yıllık süreçte İngiltere’nin geleceğinin halkın aktif katılımıyla, halk meclisleri aracılığıyla tartışılıp belirlenmesini öneriyor.

Brexit sürecinin son dakikaya kadar belirsizlik içermesinin, en önemli nedenlerinden biri ülkedeki iki ana partinin içinde de derin çatlaklara yol açmış olması. İktidardaki Muhafazakâr Parti, AB’den tamamen kopmaktan yana olanlar, May’in anlaşmasını destekleyenler ve ikinci bir referandum isteyenler olarak üç parçaya ayrılmış durumda. Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nde ise, Brexit’i biz tamamına erdirelim diyen liderlikle, ikinci bir referandumla üyelikte kalma seçeneğini gündemde tutmak isteyenler arasındaki mücadele, Corbyn’in ikinci referanduma kapı aralamasıyla yatışmış görünüyor. Bu parçalı görünüm parlamentoda seçeneklerden herhangi birinin kabulüne yetecek çoğunluğun sağlanmasına engel. Ama seçmenin durumu da farklı değil. Şöyle ki, örneğin kamuoyu araştırmaları yapan ICM adlı şirket parlamentoda tartışılan mevcut Brexit seçeneklerini ocak ayında halka sormuş: Buna göre, herhangi bir seçenek için çoğunluk parlamento içinde olduğu gibi halk arasında da sağlanamıyor. En çok destek gören seçenek yüzde 28’le anlaşmasız Brexit olurken, ikinci referandumda yüzde 24 ile ikinci sırada yer almış. May’in anlaşması ile devam diyenlerin oranı ise yüzde 8’de kalmış. Yani parlamentodaki bölünmüşlük halkın bölünmüşlüğünü yansıtıyor.

Gordon Brown’ın halk meclisleri önerisi, işte bu bölünmüşlüğü aşacak formülün demokratik katılımla bulunacağı varsayımına dayanıyor. İngiltere’yi dümensiz, pusulasız, haritasız ve hatta can yeleksiz karanlık sularda seyreden bir gemi olarak tasvir eden Brown, gemi kayalıklara oturmadan Brexit sürecini durdurup, halkın önerileriyle politika üretmenin uzun soluklu faydalarına dikkat çekiyor.

“Bir yıl erteleme belirsizliği bir yıl daha uzatır ve ülkeyi istikrarsızlaştırır” diyenlere, hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin belirsizliğin devam edeceğini üzülerek hatırlatmak zorundayım. Anlaşma olsa bile, Avrupa dramının henüz daha ilk perdesindeyiz. Yani çıkış anlaşması. Bunun ikinci, üçüncü ve dördüncü perdesi de var. Geçiş süreci, Avrupa ile gelecekteki ilişkilerimizin yeniden müzakere süreci ve dünyanın geri kalanıyla ilişkilerimizin yeniden müzakere süreci. Geleceğimize ya kısa vadeli palyatif çözümlerle karar vermeye çalışır, böyle açmazlar yaşarız ya da yapıcı bir yöntem seçip ortak zemin bulmak için daha sistematik bir yaklaşımla ulusal diyalog süreci başlatırız.”

Yakın zamana kadar anlaşmasına destek için anlaşmasız Brexit’i tehdit olarak kullanan Başbakan May’in, “anlaşmamı kabul etmezseniz Brexit hiç gerçekleşmeyebilir” demeye başlamasında Brown gibi düşünenlerin sayısının artmaya başlamasının etkisi var. May geçen hafta “Brexit anlaşmasını destekleyin, AB’den çıkalım. Reddederseniz kimse ne olacağını bilemez. AB’den aylarca çıkamayabiliriz. Anlaşmayla sağlanan güvenceler olmaksızın ayrılmak zorunda kalabiliriz, hatta asla çıkamayabiliriz de” dedi.

May’in parti içi muhalefet yüzünden kendi koltuğunu da tehdit eden bir seçenek olduğu için erteleme yerine, önce Brexit anlaşmasını parlamentodan bir kez daha geçirmeyi denemesi de olası. Fakat dün açıklanan yeni bir kamuoyu yoklaması, May’in alıcı bulmakta zorlanmaya devam edeceğinin kanıtı: İngiltere merkezli uluslararası kamuoyu araştırma şirketi YouGov’un yaptığı araştırmaya göre, İngiltere’deki 632 seçim bölgesinden yalnızca ikisinde seçmenlerin çoğunluğu May’in anlaşmasına destek çıkmış.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar