Kongo’dan Meksika’ya: ABD’ye ulaşmaya çalışan yüzlerce Afrikalı göçmenin hikayesi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Washington Post’un haberinden alıntıdır.

Cédric De Jesus Meksika’nın güney sınırına vardığında, Kongo’daki evinden beri yaklaşık 14 bin kilometre katetmişti. Atlantik Okyanusu’nu gemiyle aşarak, Güney Amerika’dan otobüsle ve yürüyerek Meksika’ya yol almıştı.

Altı aylık yolculuktan sonra geçilmesi gereken tek bir ülke kalmıştı. Fakat geçen mart ayında tam da Meksika’ya gelmişken, ABD Başkanı Donald Trump sınırı kapatma tehdidinde bulunmuştu ve Meksika hükümeti de topraklarından geçen mültecileri durdurma baskısı altındaydı.

Şimdi De Jesus diğer binlerce göçmenle birlikte Meksika’nın güneyinde bekleyişte.

Meksika’dan ABD’ye geçen göçmenlerin ezici çoğunluğu Orta Amerikalı olsa da, yüzlercesi de Kongo, Kamerun ve Etiyopya gibi Afrika ülkelerinden geliyor.

Bazıları geçiş izninin yolunu gözleyerek Tapachula’da, federal göç ofisinin dışında toplanmış.

Meksikalı yetkililer göçmen akınıyla baş etmeye çabalarken, diğerleri ise ABD sınırının hemen güneyindeki barınaklarda aylardır çürüyor.

“Bu ülkeler bizim için oldukça sıra dışı”

Meksika Göç Ajansı’nın başındaki isim Tonatiuh Guillén, “Bu çok büyük bir sorun” diyor, “Bu ülkeler bizim için oldukça sıra dışı.”

Meksika hükümeti geçen aylarda ülkeye ulaşan Afrikalı göçmenler hakkında istatistiklerin bulunmadığını ve bu tür göçmen akışlarının aslında yeni olmadığını söylüyor. Meksika yıllardır dünyanın her yerinden sığınmacılar ve göçmenler için bir geçiş noktası olageldi ve Afrika ve Asya ülkelerinden gelen göçte zaman zaman periyodik artışlar da görülüyor.

Fakat ülkenin sınırlarında toplanan Afrikalı göçmenler, şimdiye dek hiçbir zaman Meksika’da bu kadar göze çarpmamışlardı. Mart ayının sonlarında Tapachula’daki Afrikalı göçmenlerin sayısı, yüzlere ulaşmıştı.

Geçiş izni için birkaç hafta bekledikten sonra Afrikalılar, Meksikalı yetkililerin ırkçı olduğunu söyleyerek bir eylem gerçekleştirdi. Göçmenlerle polis arasındaki itişip kakışmalar, Meksika televizyonlarına yansıdı.

Göçmenler bu hafta da bekleyişlerini sürdürüyor. Yetkililer ofisin önümüzdeki ay da kapalı kalacağını açıkladı.

Güvenlik kaygılarından ötürü ismini vermeyen Kongolu bir göçmen, “Buradaki insanlar bize belgeleri vermek istemiyor,” diyor, “Hâlâ buradayız.”

Avrupa Birliği’nin politikaları göçmenleri ABD’ye yöneltti

Sahra Altı Afrika’dan kaçan göçmenlerin pek çoğu Nijer ve Libya üzerinden Akdeniz yoluyla Avrupa’ya geçmek için insan kaçakçılarına para ödüyor. Diğerleri ise çoğunlukla ABD’ye sığınmak için Birleşmiş Milletler’e (BM) başvuruyor. Fakat son yıllarda her iki seçenek de daha zor hale geldi.

Trump yönetimi mülteci kabullerini ciddi ölçüde azalttı. Avrupa Birliği de Akdeniz’de göçmenleri taşıyan gemileri geri çevirmesi için Libya sahil güvenliğine baskı uyguladı.

De Jesus, “Libya’da bana şimdi siyahileri öldürdüklerini söylediler” diyor, “Göçmenleri öldürüyorlar, Korktum, bu yüzden Amerika’ya gitmeye karar verdim.”

De Jesus Kongo’nun başkenti Kinşasa’dan. Anlattığına göre kardeşi ülkenin eski Devlet Başkanı Joseph Kabila’ya bağlı güvenlik güçlerince öldürüldü, askerler ayrıca onu da tehdit etti.

De Jesus da yanına annesini alıp önce Angola’dan Peru’ya gemiyle, sonra da kara yoluyla Kolombiya, Panama, Kosta Rika, Nikaragua, Honduras ve Guatemala üzerinden Meksika’ya geldi.

Panama’da annesini kaybeden De Jesus, haftalar sonra şans eseri Meksika’nın güneyinde annesiyle tekrar buluştuklarını söylüyor.

Son aylara kadar Afrikalı göçmenler kolayca geçiş izni alabiliyordu. Fakat Meksikalı göç yetkilileri, hükümet binlerce Honduraslı ve Guatemalalı göçmenle mücadele etmeye çalışırken izin sürecini yavaşlattı. Meksikalı yetkililer geçmişte Kübalı, Haitili, Kolombiyalı göçmenleri sınır dışı ettilerse de Afrikalıların sınır dışı edilmesinin özellikle zor olduğunu belirtiyor.

“Bu ülkelerin burada diplomatik temsilcilikleri bulunmuyor” diyor Guillén.

Bu göçmenlerin çoğu ülkelerindeki siyasi şiddetten kaçan sığınmacılar. Kongoluların çoğu yıllarca Portekizce konuşulan Angola’da yaşayıp İspanyolcalarını geliştirecek kadar Portekizce öğrenmişler.

Angola geçen yıl 300 bin Kongoluyu sınır dışı etti.

“Öldürülmekten korktum”

27 yaşındaki Kamerunlu Atagwo Nesco, eninde sonunda ABD’de sığınma hakkını elde edeceğini düşünüyordu. İngilizce konuşan pek çok Kamerunlu gibi Nesco da ordunun zulmünden kaçıyordu. Askerler, İngilizce konuşan Kamerunlulara yönelik askeri operasyonlarda tamirci Nesco’nun da dükkanını yakmış. Öldürülmekten korkan Nesco da ailesini saklanmaları için kırsala götürmüş.

Genç ve erkek olduğu için öldürülme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünen Nesco, internet üzerinden seyahat planları yapmaya başlamış.

Önce Nijerya’ya kaçmış; sonra Türkiye’ye, Panama’ya, Ekvador’a sonra yukarıya, Kolombiya’ya. Oradan otobüse bindikten sonra yemeden içmeden yedi gün Kolombiya ile Panama arasındaki Darien Aralığı’nda kalmış. Oradan Meksika’ya ulaşması ise üç ay zaman almış.

Ailesinin Nesco’nun Latin Amerika’nın neresinde olduğunu dair hiçbir fikri yok.

Teksas sınırındaki Casa Del Migrante Amar göçmen sığınma evi, 80’den fazla Afrikalı göçmene ev sahipliği yapıyor. Çoğu Kongo, Etiyopya ya da Eritre’den. Kimisi aylardır sığınma başvurusu işlemleri için ABD göç yetkilileri tarafından çağrılmayı bekliyor. ABD’li yetkililer ise günde ancak birkaç göçmeni çağırabilecek kapasiteye sahip olduklarını söylüyor.

Sığınma evinde kalanlardan biri de, tarihin en büyük ebola salgınıyla boğuşan ve yerel savaş ağaları ile hükümet temsilcileri arasındaki şiddetin neredeyse Almanya büyüklüğündeki bir alanı etkileyen çatışmalara dönüştüğü Kasai bölgesinden, 24 yaşındaki Danny.

Danny bir çıkış yolu bulmuş.

“İnsan haklarının ve güvenliğin olduğunu duyduğum tek yer Amerika Birleşik Devletleri.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus