El Beşir devrildi, peki Güney Sudan’a ne olacak?

Washington Post’ta Adam Hay ve Dr. Charles T. Hunt imzasıyla yayınlanan yazıyı, önemli bulduğumuz noktalarıyla siz okuyucularımıza aktarıyoruz.

30 yıldır Sudan’ı yöneten Ömer El Beşir’in devrilmesi, iç savaşın arkasında 400 bin ölü ve 4 milyon yerinden edilmiş insan bıraktığı Güney Sudan’daki kırılgan barış sürecini tehlikeye soktu. Hartum’daki yeni hükümet, devrik Devlet Başkanı El Beşir’in izinden gidip barışı sürdürmek için Güney Sudan’daki taraflara baskı uygulamaya devam edecek mi?

Çatışmanın yeniden başlama riski, dikkatlerin 17 bin askerle Fransa büyüklüğünde bir arazideki sivilleri korumaya çalışan Birleşmiş Milletler Güney Sudan Barış Gücü’nde yoğunlaşmasına neden oldu. Kimine göre bu görev, imkansız.

Birleşmiş Milletler çatışma bölgelerindeki insanları nasıl koruyor?

Yaptığımız araştırmada, BM verilerini inceledikten ve 200’den fazla siville, uzmanla ve Güney Sudanlı hükümet yetkilisiyle görüştükten sonra, Barış Gücü’nün on binlerce kişiyi 2013-2017 yılları arasında ciddi fiziksel tehlikeden kurtardığı sonucuna ulaştık. Barış Gücü ayrıca türlü engellemelere rağmen 100 binden fazla savunmasız insana insani yardım ulaştırılmasını sağladı, aralarında ezeli düşmanlık bulunan topluluklar arasında arabuluculuk yaparak bazı bölgelerde şiddetin azaltılmasına katkıda bulundu.

Hatta kimi Güney Sudanlılar, Barış Gücü’nün Dinka dışındaki diğer etnik gruplara yönelik bir soykırımı engellediğini düşünüyor.

Bulgularımız, barış güçlerinin efektif olduğu, sivilleri koruyabildiği ve uzun vadede çatışmayı azalttığı noktalarında diğer empirik araştırmaların bulgularıyla örtüşüyor.

BM Barış Güçlerinin en efektif rolleri neler?

Fakat aynı zamanda Barış Gücü’ne dair ortada birtakım soru işaretleri de mevcut. Barış Gücü çoğunlukla Jonglei eyaletine yoğunlaşmış durumda ve çoğu ulaşılması zor kırsal alanlara kaçan eyalet halkının sadece çok azı, Barış Gücü korumasından yararlanabiliyor. Barış Gücü birliklerinin olmadığı yerlerde yaşayan insanlar kendilerini güvende hissetmezken; birliklerin kalıcı olarak konuşlandığı ve insanlarla daha fazla vakit geçirdiği bölgelerde yaşayanlar, yaşam koşullarında bir gelişme gözlemlediklerini belirtiyor.

Siviller evlerine dönebilir mi?

Güney Sudan’da barış sürecinde gerçekten ilerleme kaydedildiğini söylemek için pek çok sebep var, fakat işlerin yeniden kötüye gitmesi de ihtimal dahilinde. Görüştüğümüz koruma alanları sakinleri korku ve güvensizlik içinde. Etnik boyutuyla öne çıkan iç savaşta Dinkalardan oluşan ordu güçleri, Dinka olmayan insanları yerlerinden etti ve buralara sonradan başkaları yerleşti.

Yerinden edilen insanlar artık evlerine dönmek istemediklerini, muhalefetin kontrolü altındaki neredeyse sadece kendi etnik gruplarının yaşadığı yerleşim yerlerinde kendilerini daha güvende hissettiklerini söylüyor.

Etnik gruplar kendi bölgelerine çekilirse Güney Sudan’da ne olur?

Korkulan ise şu: daha önce farklı etnik grupların birlikte yaşayıp görüş alışverişinde bulunduğu şehirlerin homojenleşmesi ve Güney Sudan’daki etnik hatların daha da keskinleşmesi. Şehirlerde yaşayan çok sayıda Güney Sudanlı, etnik çatışmalardan ötürü şehirleri terk edip memleketlerine döndü.

Eski ABD’li diplomat Zach Vertin, savaşın yaşlı mimarlarına kıyasla şehirli genç kuşağın etnik farklılıkları aşmakta daha başarılı olduğunu, bu yüzden Güney Sudan’da barış için en büyük umudun bir kuşak değişiminden geleceğini düşünüyor. Savaş sebebiyle göç eden insanlar eğer geri dönmez, kendi etnik “mahallelerinde” yaşamaya devam ederse Güney Sudan’da barış dolu bir gelecek daha da imkansız hale gelebilir.

Araştırmamız, göre gönüllü geri dönüşlerin nasıl gerçekleştirileceği, sivillerin korunması ve ülkeye kalıcı istikrarın nasıl getirileceğinin, Barış Gücü’nün önündeki en büyük soru işaretleri olduğu gösterdi. Ve Hartum’daki karışıklıklar barış sürecine gölge düşürürken ülkenin ve BM’nin karşısındaki zorluklar, pekâlâ büyüyebilir.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar