AKP Teşkilat Başkan Yardımcısı Azmi Ekinci’nin “İstanbul’u özgüvenden kaybettik” dediği röportajı, Star gazetesi yayından kaldırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Star gazetesi yazarı Fadime Özkan, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Azmi Ekinci ile hem 31 Mart yerel seçimlerini hem de 23 Haziran’da yinelenecek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini değerlendirdiği bir röportaj yaptı. Röportaj, 20 Mayıs 2019 Pazartesi günü Star gazetesinin web sitesinde de yayınlandı. Ancak, “AK Parti’ye mesaj için oy vermeyenler pişman oldular” başlığı ile yayınlanan röportaj, bir süre sonra gazetenin web sitesinden kaldırıldı.

Ne var ki Ekinci’nin röportajdaki özeleştirisi çoktan dikkat çekmiş ve Star gazetesi yayından kaldırsa da röportajın kimi bölümleri birkaç internet sitesinde yayınlanmıştı. Medyascope’un bu kaynaklardan derlediği röportajın dikkat çeken bölümleri şöyle:

Ekinci, röportajı Tweeter hesabından duyurmuştu.

“Bize kızgın vatandaşın asıl tepkiyi 31 Mart’ta vereceğini tahmin ediyordum”

“24 Haziran genel seçimlerinde bize kırgın olan vatandaşlar bizi, yerel yönetimler üzerinden eleştirerek ‘Bu sefer farklı olacak’ cümlesini kullanarak bize ayar vereceğini ima ederek mesaj veriyordu. Tepkisi ve kızgınlığı yerel yönetimler üzerinden geliyordu ve asıl tepkisini 31 Mart’ta da vereceğini tahmin ediyordum ama yine de alternatiflerimizle, muhalefetle karşılaştırdığında yine tercihini bizden tarafa kullanacağını düşünüyordum. Ancak bu sefer çok farklı bir refleksle hareket ettiğine şahit olduk.”

“Seçmenimiz bizimle saatlerce tartışıyor”

“Şimdiye kadar yapılan 15 seçimin tümünde vardım. Daha önce kendi seçmenimize gittiğimizde adres vererek şöyle derlerdi: Bize gelmeyin, filan kişiye/kişilere gidin. Şimdi seçmenimiz oturuyor bizimle saatlerce tartışıyor. Her şeyi sorguluyor. Bu bizim seçmenler konusunda geldiğimiz nokta ve üzerinde çok iyi bir şekilde durmamız gereken bir gerçek.”

“Tabanımız bazı konularda bizi ciddi ciddi sorguluyor, kızıyor”

“Şahsım adına Esenyurt’ta kendi seçmenimizi ikna etmekle uğraştım ben, muhalefetle uğraşmadım. Muhalefetin zaten uğraşılacak bir tarafı da yoktu; projesi yoktu, çalışması yoktu. Ama tabanımız açısından böyle bir durum vardı. 24 Haziran’da da yerel konularla ilgili işaretler veriyordu. Mesela ekonomi en başta gelen şeydir. Bazı konularda bizi ciddi ciddi sorguluyor, kızıyor ve Cumhurbaşkanımızın bundan haberi yok, haberi olsa bunlara müsaade etmez diyor.”

“Belediye başkanı, yardımcıları ve yöneticilerinin israf ve şatafatları eleştiriliyor”

“Adam kayırma, rantçılık gibi negatif şeylerin yanında vatandaşın ayağına gitmeme, halktan kopukluk, marjinalleşme gibi hususlar. Sayın Cumhurbaşkanımız mesela bodrum kattaki bir eve misafir oluyor, diz çöküyor, çorbasını içiyor hemhal oluyor ama beyefendilerin ayağına kadar gittiğimiz halde zahmet edip bize kapılarını bile açmıyorlar diyorlar. Ayrıca belediye başkanı, yardımcıları ve yöneticilerinin israf ve şatafatları eleştiriliyor. Bunların etrafında dolaşan ihalecisi, müteahhidi gibi kesimlerden oluşan gruplarda ciddi bir ekonomik statü farklılığına oluşan tepki. Haliyle vatandaş da ‘Ben sana oy veriyorum, sen beni unutuyor bir kesimi zenginleştiriyor, kendine hayat kuruyorsun’ gibi konularda son derece ciddi eleştiriler var. Bizim hakikaten bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açıp yeni yüzlerle yeni söylemlerle alana inmemiz gerek.”

“Vatandaş ‘Tanzimleri niye açmak zorunda kaldınız’ diyor”

“Mesela vatandaş ‘Tanzimleri niye açmak zorunda kaldınız?’ diyor. Biz de ‘Birtakım art niyetliler domates, patates, soğan üzerinden bizi terbiye etmeye çalışıyorlar. Onun için bunları açtık/açmak zorunda kaldık’ dediğimizde ‘Neden, sizin zabıtanız yok mu, emniyetiniz yok mu, maliyeniz yok mu, niye denetlemiyorsunuz?’ diyor. ‘Yapıyorlar da yetişemiyorlar’ dendiğinde, O zaman ‘Siz yönetemiyorsunuz’ diyor. Artık sorular bu noktaya gelmiş.”

“İstanbul’da özgüven ve tecrübesizlikten kaybettik” 

“AK Parti’nin bana göre iki hatası veya eksiği var. Teşkilatçı gözüyle söylüyorum. İlki şu: 14 seçim yaptık, 15. seçimi yapıyoruz, artık bu işi öğrendik, bizim için çocuk oyuncağı, gözü kapalı yaparız şeklindeki özgüven. İkincisi 24 Haziran’dan sonra İstanbul’da teşkilatlarda büyük değişikliğe gidilmesi. İnsanların şahsına söylediğim hiçbir şey yok ama bu işler tecrübe ister. Tecrübesizlikten kaynaklı bu işin farkına varamama hali. Ben ilçe başkanıyken 5 seçimin sorumlusuydum. Birleştirme seçim sonuçlarını en geç pazartesi saat 2’ye kadar YSK’dan alırdım. Çünkü itiraza mahal bırakacak hiçbir şeyi sahada bırakmamış oluyorduk. Ama bu sefer öyle değil. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe… Daha farklı acemilikler de yaşandı. İtiraz edilmesi gereken konunun farkında bile değil. Teşkilatlar bu sefer acemiydi. AK Parti’nin 25 seneden sonra İstanbul’da iktidardan düşüyor gibi görünmesi bile AK Parti tabanı için çok büyük uyarı oldu. Bunu görüyorum. Cezalandırmak isteyenler dahil, insanlar bu sonucu istemiyorlardı aslında.”

HDP oyları İmamoğlu’na nasıl gitti?

“Birincisi: Yukarıda da değinmiştim ‘’bir araya gelemez dediğimiz beş benzemezi’’ bir araya getiren saik kan ve doku uyumu değil, sadece Sayın Cumhurbaşkanımıza olan karşıtlıktaki ortak paydadır.

İkincisi: Bizim beka konusundaki sert söylemlerimizle ve Sayın Cumhurbaşkanımızın terörle irtibat ve iltisak halinde bulunan HDP üst düzeyleri için söylediği ‘Teröristsiniz, beğenmiyorsanız Kuzey Irak’ta Kürdistan var, oraya gidin’ cümlelerinin alınıp manipüle edilmesiyle HDP tabanının hemen hemen tümüyle o tarafa kayması…

“Üçüncüsü: Selahattin Demirtaş’tan özel siparişle adrese teslim alınan mesaj ve bu mesajın bir gecede tüm tabana yayılması. Mesaj -mealen söylüyorum şöyle: Diyor ki ‘Ben biliyorum ki sizin eliniz CHP’ye gitmez. Fakat şöyle de bir gerçek de var ki birileri beni hapse atıyor, birileri de beni çıkartmak istiyor. Dürüst olmasalar dahi bu cümleyi kullanmaları bile değerli. Benim sizde bir hatırım varsa, bağrınıza taş da basacak olsanız elinizi vicdanınıza koyun ve MHP ile müttefik AKP’yi kaybettirin.’ Bu cümle son 15 günde HDP’nin muhafazakâr tabanı da dahil olmak üzere CHP adayının hanesine kaydı.”

“Beka söylemi ve ‘Kürdistan’a gidin’ sözü olmasaydı Kürtler Binali Bey’e oy verecekti”

“Sayın Binali Bey’in tarzı ve yöntemi buna çok yatkın. Aynı sosyolojiden ve Türkiye ortalamasını temsil eden bir profil. Kürdü de rahatsız etmiyor Karadenizliyi de. Beka söylemi bu kadar keskin olmasaydı, ‘Kürdistan’a gidin’ sözü olmasaydı Kürtler Binali Bey’e oy vereceklerdi, Esenyurt’ta da benim şahsım üzerinden AK Parti’ye oy vereceklerdi. Fakat o sertlik engelledi bunu. Bundan sonraki süreçte çok fazla bir şey yapmaya gerek yok aslında. AK Parti’nin fabrika ayarı politikaları kendine çeker onları zaten.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus