Gezi’nin 6. yıldönümünde, polis müdahalesine ceza yok, parkı savunanlar “darbecilikle” suçlanıyor!

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gezi Parkı eylemleri, parktaki ağaçları korumak isteyen çevrecilere karşı polisin müdahalesi ve parkta kurulan çadırların yakılması ile başladı. Bu müdahale, başta İstanbul, Ankara, Antakya, Eskişehir olmak üzere Türkiye’nin 80 ilinde insan ve hayvan haklarını, kamusal alanları, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan milyonlarca insanın sokağa çıkmasına sebep oldu.

Gezi Parkı eylemleri, az sayıda çevrecinin 27 Mayıs 2013’te gece geç saatlerde, bir kısım ağacın yok edilmesine de neden olacak yol genişletme çalışması gerekçesi ile parka girmek isteyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekiplerini ve dozerlerini engellemesiyle başladı. Polisin ertesi gün ağaçların kesilmesine karşı çıkanlara yönelik müdahalesi, Türkiye’nin 80 iline yayılacak gösterileri başlattı. O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Polise talimatı ben verdim” dediği müdahaleler nedeniyle yüzlerce kişi yaralandı, sekiz genç yaşamını yitirdi. Bu kişilerin ölümüne ilişkin davalar, cezasızlık pratiğinin de birer örneği oldu.

Gezi Parkı yerine inşası planlanan Topçu Kışlası’nın yıkılmadan önceki görünüşü.

Gezi Parkı eylemlerinden altı yıl sonra, 19 Şubat 2019’da eylemlere ilişkin “darbe teşebbüsü” suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Taksim Dayanışması’nı oluşturanlar, iş insanları, sivil toplum kuruluşu (STK) yöneticileri ve tiyatro oyuncularının “şüpheli” sıfatıyla yer aldığı iddianamede, eylemler sırasında yaşamını yitirenlerden söz edilmiyor. Bunun yerine, çöp konteynerlerinin, otobüs durağının, aydınlatma direğinin, reklam panosunun, trafik levhasının, park ve peyzaj düzenlemesinin, AKP ve CHP ilçe başkanlığı binalarının zarar gördüğü yazılı. Dava, 24-25 Haziran 2019’da Silivri Cezaevi’nin karşısındaki duruşma salonunda başlayacak. 

Mehmet Ayvalıtaş davası: Hâlâ bilirkişi raporu bekleniyor

Gezi Parkı eylemlerinde yaşamını yitiren ilk kişi Mehmet Ayvalıtaş’tı. 20 yaşındaki Ayvalıtaş, 2 Haziran 2013 gecesi Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde eylemlere destek için yürüyen grubun içindeydi. Kalabalığın üzerine hızla giden aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Araç sürücüsü Mehmet Görkem Demirbaş ile Demirbaş’ın aracına çarpan taksi şoförü Cengiz Aktaş’ın yargılandığı dava altıncı yılına girdi. İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada hâlâ bilirkişi raporu bekleniyor. Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime Ayvalıtaş da oğlunun ölümden altı ay sonra hayatını kaybetti.

Abdullah Cömert davası: Karar, polisin lehine bozuldu

Abdullah Cömert, 22 yaşındaydı. 3 Haziran 2013’te Hatay Armutlu’daki eylemde gaz fişeğiyle vurularak hayatını kaybetti. Cömert’in ölümüne ilişkin açılan davada polis memuru Ahmet Kuş, tutuksuz olarak, “olası kastla öldürme” suçundan yargılandı. Dava, güvenlik gerekçesiyle Balıkesir’de görüldü. Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına, yargılama aşamasında, sanık Kuş’un olay sırasında içinde bulunduğu zırhlı araçtaki ses kayıtları girdi. Kayıtlarda, neredeyse küfürden başka bir söz yoktu. Mahkeme, 14 Mart 2016’da Kuş’u “kastın aşılması suretiyle öldürme” suçundan 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı, ancak Kuş tutuklanmadı. Karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Yeniden görülen davanın 19 Kasım 2018’de yapılan ikinci duruşmasında mahkeme, Kuş’un cezasını 6 yıl 10 ay 15 güne indirdi, yine tutuklama kararı vermedi.

Ethem Sarısülük davası: Hapis, para cezasına çevrildi

Ethem Sarısülük, 14 Haziran 2013’te Ankara’da, Kızılay Meydanı’nda polis Ahmet Şahbaz tarafından ateş edilerek öldürüldü. 26 yaşındaki Sarısülük’ü öldüren Şahbaz, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “olası kastla öldürme” suçundan yargılandı.

Şahbaz’ın yargılama sırasında duruşmaya peruk, takma bıyık ve gözlük takarak gelmesi hafızalara kazındı. Mahkeme, sanık Şahbaz’a verdiği 21 yıllık hapis cezasını “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimiyle 7 yıl 9 ay 10 güne indirdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararı bozmasının ardından dava da Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Dava, Aksaray’da görülmeden önce Ankara’daki ilk mahkeme, tutuklu yargılanan polis Şahbaz’ı tahliye etti. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi de davayı 19 Aralık 2016’da karara bağladı ve Şahbaz’a 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verdi. 10 bin 100 TL para cezasına çevrilen karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından az bulunarak bozuldu. Mahkeme, bu defa cezayı 15 bin 200 TL’ye çıkardı.

Berkin Elvan davası: Aile, altı yıldır adalet arıyor

Berkin Elvan 14 yaşındaydı, 16 Haziran 2013’te polisin Okmeydanı’ndaki müdahalesi sırasında gaz fişeğinin başına isabet etmesiyle yaralandı. 269 gün komada kalan Berkin Elvan, 11 Mart 2014’te yaşamını yitirdi. Elvan’ın hastaneye kaldırıldığı günden itibaren aile ve avukatları, faillerin tespit edilmesi için savcılığa suç duyurusunda bulundu. Aile, olayın yaşandığı saat diliminde polis tarafından çekilen görüntülerin getirilmesini istemişti. Ancak polis, ellerinde görüntü olmadığını iddia etti. 

O günlerde Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Savcı Adnan Çimen, polisin yetkisini aşıp aşmadığıyla ilgili soruşturma başlatmıştı. İstanbul’da olayların yaşandığı yerlerdeki MOBESE ve işyerlerine ait görüntüleri istediği belirtilmişti. Bunlara televizyon kanallarından ve yurttaşlardan gelenler de eklenince savcılığın elindeki görüntülerin boyutu 20 TB’a ulaşmıştı. Bu, binlerce saatlik görüntü demekti. Görüntülerin bir dosyada toplanması, soruşturmayı içinden çıkılmaz bir hâle getirmişti. Çimen, Berkin Elvan soruşturmasının ilk savcısıydı. Soruşturmayı Çimen’den sonra Abdullah Yıldırım devraldı. Yıldırım, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli polislerin ifadelerini aldı ama hiçbiri olayı hatırlamıyordu. 

Soruşturmanın Yıldırım’dan sonraki savcısı Faruk Bildirici’ydi. Mayıs 2014’te dosyaya olayın gerçekleştiği yerdeki TOMA’nın kamerasının görüntüleri girmişti. Görüntülerde gaz fişeği atan ve emir veren dört polis tespit edildi. Bildirici, bu polislerin isminin tespit edilmesi için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazdı, ancak bölgede görev yapan 1065 polisin listesi yedi ay sonra gönderildi. Listede polislerin kask numaraları ve hangilerinin gaz tüfeği kullandığı bilgisi de yer almıyordu. Görüntülerde tespit edilen polisler, müfettişlere verdikleri ifadede, “Eylemciler yaralamıştır” dedi. Dosya, Savcı Bildirici’nin Haziran 2014’te başka bir şehre tayininin çıkması nedeniyle Savcı Mehmet Selim Kiraz’a verildi. 

Şubat 2015’te polislerin isimleri hâlâ dosyaya gelmemişti. Bunun üzerine Kiraz, karşılaştırma yapabilmek için polislerin resmi kıyafetli fotoğraf ve kamera görüntülerinin gönderilmesini istedi. Fotoğraflar, savcılığa ulaştı ancak fail tespit edilemedi. Savcı Kiraz’ın 31 Mart 2015’te DHKP-C eylemcileri tarafından makamında rehin alınarak öldürülmesinden sonra dosyaya üç yeni savcı atandı. Böylece dosya 10 farklı savcı gezdi. Aralık 2016’ya kadar dosyanın akıbeti ile ilgili bilgi sahibi olunamadı. 

6 Aralık 2016’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kişisel e-posta adresindeki binlerce e-posta WikiLeaks tarafından sızdırılmıştı. Sızdırılan e-postaların birinde eski İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, Albayrak’a “Berkin Elvan’ın Twitter üzerinden örgütsel nitelikte fotoğrafları yayınlanmıştır” diye yazıyordu. Bunun ertesi günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan, Elvan’ın failine ilişkin iddianamenin tamamlandığını açıkladı. Elvan’ın ölümünün üzerinden 1270 gün geçmişti. İddianamede Fatih Dalgalı isimli polis sanıktı. Ancak Berkin Elvan’a da suç atılmış, üzerinden 11 “torpil” çıktığı iddia edilmişti. 

Dava, 6 Nisan 2017’de başladı. Şimdiye dek 12 duruşma yapıldı. Her duruşmada sanık polisin tutuklanması istendi ancak talepler reddedildi. Olayın altı sene sonrasında, 10 Nisan 2019’da olay yerinde keşif yapıldı. Keşfe ilişkin raporun dosyaya gelmesi bekleniyor. Bir sonraki duruşma 19 Haziran’da. 

Medeni Yıldırım davası: Emri verenler hakkındaki soruşturmanın akıbeti bilinmiyor

Medeni Yıldırım, 18 yaşındaydı. Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kalekol yapımını protesto eden kalabalığa açılan ateş sonucu 28 Haziran 2013’te yaşamını yitirdi. Olayla ilgili inceleme raporunda Kayacık Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Mustafa Öztürk, ateş emrini kendisinin verdiğini itiraf etti. Yıldırım’ın ölümünden iki yıl sonra, zorunlu askerliğini yapan er Adem Çiftçi’ye, “haksız tahrik altında olası kastla insan öldürme” suçundan, 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz yargılanan sanık Çiftçi, “olaya ilişkin görüntüleri komutanının ricasıyla sildiğini” söyledi. Çiftçi, 7 Kasım 2016’da “atılı suçu işlediğinin sabit olmaması” gerekçesiyle beraat etti. Mahkeme, gerekçeli kararında gerçek faillerin ortaya çıkarılması için savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Mahkemenin beraat kararı, Ekim 2017’de İstinaf Mahkemesi tarafından “yargılamada eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığı”, “delillerin eksik toplandığı” gerekçesiyle bozuldu. Mahkeme, olay yerinde keşif yapılmasına da karar verdi. 21 Aralık 2017’de yeniden görülen davada, keşif raporu ancak 7 Şubat 2019’da dava dosyasına ulaştı. Rapor, Yıldırım’ın ölümüne neden olan mermilerin karakol girişinde bulunan nöbet kulübelerinden atıldığını söylüyordu. Davada hâlâ TÜBİTAK ve İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan görüntü ve ses kayıtlarıyla ilgili bilirkişi raporu bekleniyor. Bir sonraki duruşma 17 Ekim’de. 

Karakol komutanı ve Jandarma Özel Harekat TİM Komutanı hakkında takipsizlik kararı verilmişti. Bu karar, Yıldırım’ın ailesi ve olayla yaralanan kişilerin itirazı üzerine kaldırıldı. Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen soruşturmanın akıbeti bilinmiyor.

Ali İsmail Korkmaz davası: Polis-esnaf işbirliğiyle işlenen cinayet

Ali İsmail Korkmaz, 19 yaşındaydı. Eskişehir’de 3 Haziran 2013’te Gezi yürüyüşü sonrası, sivil giyimli, eli sopalı kişilerce dövüldü. 38 gün hastanede kalan Korkmaz, 10 Temmuz 2013’te yaşamını yitirdi. Polis, Korkmaz’ın dövüldüğünün ertesi günü sokaktaki fırının güvenlik kamerası görüntülerine el koydu ve görüntülerin bazılarını sildi. Kurtarılan görüntülere göre Korkmaz, fırının sahibi ve bu kişinin akrabaları ile polis Mevlüt Saldoğan tarafından dövülmüştü. “Kasten yaralayarak ölüme sebebiyet vermek” suçundan tutuklu yargılanan bu beş kişiye ek olarak açılan davada, olay yerinde bulunan üç polis de tutuksuz yargılandı. 

İlk duruşma 20 Kasım’da Eskişehir’de yapılacaktı. Ancak dava, güvenlik gerekçesiyle Kayseri’ye nakledildi. Tanıkların Eskişehir ve Ankara’da, Korkmaz ailesinin de Hatay’da ifade vermesi kararlaştırılınca dava dört şehre bölündü. Davanın nakledilmesinde görüş bildiren dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, davaya katılacak avukatların “örgüt bağlantılı olduğunu” iddia etti. 

Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Ocak 2015’te kararını açıkladı. Mahkeme, tutuklu yargılanan sanık polis Mevlüt Saldoğan’a 10 yıl 10 ay hapis cezası verdi. Tutuksuz yargılanan polis Yalçın Akbulut’a da 10 yıl hapis cezası verildi, o da tutuklandı. Tutuksuz yargılanan polis sanıklar Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin ise beraat etti. Fırıncı üç kişiye de ayrı ayrı 6 yıl 8 ay hapis cezası verildi ve tutukluluklarının devamına hükmedildi. Lince dahil olan bir fırıncı ise 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve tahliye edildi.

Karar, Yargıtay tarafından 4 Şubat 2016’da bozuldu ancak mahkeme, yeniden görülen davada aynı cezaları verdi. Fırıncılar ise tahliye edildi. Tekrar Yargıtay’a giden dosyada mahkûmiyet kararları onandı. İlk yargılamada beraat ettirilen tutuksuz polislerden Hüseyin Engin ve fırıncı Ebubekir Harlar hakkındaki karar ise bozuldu. Yeniden görülen davada, polis Engin’e 7 ay 15 gün hapis cezası verildi, hükmün açıklanması geri bırakıldı. Fırıncı Harlar ise 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ahmet Atakan’ın failleri yargılanmadı

Gezi Parkı eylemlerinin hemen ardından Eylül 2013’te, ODTÜ’de yol geçeceği gerekçesiyle ağaçlar sökülmüştü. Bu da yurt genelinde eylemlere neden olmuştu. Bu illerden biri de Hatay’dı. 23 yaşındaki Ahmet Atakan, Hatay’ın Armutlu ilçesinde 10 Eylül 2013’te gerçekleştirilen eylemde yaşamını yitirdi. Ölümünden üç gün sonra yerel televizyon kanalından apartmanın çatısından düşerek öldüğüne ilişkin bir görüntü yayınlandı. Görgü tanıklarının anlatımına göre ise başından vurularak öldürüldü. Akrep diye adlandırılan zırhlı araçların kamera görüntülerine göre, polisler olay anında Atakan’ın hareketsiz yattığı yere gaz kapsülü yağdırıyordu. Atakan’ın ailesi, söz konusu durumla ilgili suç duyurusunda bulundu ancak, Hatay Valiliği polis hakkında soruşturma açılmasına izin vermedi. 

Hasan Ferit Gedik Davası: Hem birbirlerini hem de mağdurları tehdit ettiler

Hasan Ferit Gedik, 21 yaşındaydı. İstanbul’un Maltepe ilçesindeki Gülsuyu Mahallesi’nde uyuşturucu çeteleri tarafından 29 Eylül 2013’te öldürüldü. Olayla ilgili 35 kişiye, Gedik cinayeti dahil olmak üzere suç örgütü ve yağma gibi suçları da içeren 30 ayrı eylemden dava açıldı. Davanın ilk duruşması 4 Eylül 2014’te yapıldı.

Duruşmalar boyunca, tutuklu yargılanan sanıklar, hem birbirlerine hem de mağdurların yakınlarını tehdit etti. Arbedelerin çıktığı duruşmalar bir süre sonra basına ve izleyiciye kapatıldı. Hemen her duruşmada tutuklu sanıklar serbest bırakıldı. Tutuklu sanıklardan biri, tahliye edilenlerin dışarıda çete kurduğunu, şikâyetini geri alan müştekilere 5 bin TL verildiğini söyledi. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Şubat 2018’de hükmü açıkladı. Dört sanık, 34 yıl ile 48 yıl arasında değişen oranlarda hapis cezasına mahkûm edildi. 10 sanık beraat etti. Sanık Şahin Eren,“Suçsuzuz demiyoruz, Karslıları vurdum. Ben burada bir sürü mahkemeye çıktım” dedi.

Gezi Parkı Olayları sırasında güvenlik güçlerinin uyguladığı orantısız şiddet birçok kesimin tepkisini çekti. Birçok sanatçı bu dönemde uygulanan şiddete karşı tepki gösterdi. Duman grubunun “Eyvallah” isimli parçası da bunlardan biriydi.

Gezi olayları sırasında görev yapan mülki amirlerin önemli bir kısmı 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası “FETÖ terör örgütü” üyesi oldukları gerekçesi ile yargılandı. Olaylar sırasında İstanbul Valisi olan ve özellikle sosyal medya paylaşımları ile tepki çeken Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, Mutlu hakkında, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan verilen hapis cezasını 3 Ekim’de onadı. 7 Kasım 2018’de avukatlarıyla Edirne’ye gelerek teslim olan Hüseyin Avni Mutlu, tutuklanarak Edirne Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne konuldu. Mutlu, cezaevinde 36 gün kaldıktan sonra tahliye edildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus