Şanlıurfa Barosu Halfeti işkence raporunu yayınladı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde çıkan ve bir polisin şehit olduğu, iki polisin yaralandığı çatışmadan sonra gözaltına alınan 51 kişiye Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’nde işkence yapıldığı iddialarını araştıran Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezi raporunu yayınladı. 34 sayfalık raporda, işkenceye uğrayan kişilerin anlatımları da yer alırken Baro Başkanı Abdullah Öncel, özellikle 2015 yılından beri işkencenin sistematik hale getirildiği Şanlıurfa’da, işkencenin son bulması için hükümeti derhal gerekli girişimlerde bulunarak bu insanlık suçunu işleyen ve bu suça ortak olanların yargı önünde hesap vermesi için harekete geçmeye davet ettiklerini açıkladı. 

Şanlıurfa Barosu, Halfeti ilçesine bağlı Dergili Mahallesi’nde 18 Mayıs tarihinde yaşanan çatışmanın ardından gözaltına alınan 51 kişiye yönelik Jandarma ve İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesi’nde yapıldığı belirtilen işkence ve kötü muamele ile ilgili ifade tutanakları, tanık anlatımları ve görüntülerden hazırladığı işkence raporunu açıkladı. Baro İnsan Hakları Merkezi tarafından hazırlanan ve Baro Başkanı Abdullah Öncel tarafından basın toplantısı le açıklanan raporda, TEM Şubesi’nde yaşanan işkence vakasının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Yargı reformu” paketini açıkladığı bir dönemde gerçekleştiğinin altı çizildi. Öncel, “İşkenceye sıfır tolerans” ilkesini benimsediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Urfa’da yaşanan işkence olayının yalanladığını dile getirerek, “Yargı bağımsızlığının ayaklar altına alındığı bir dönemde, Şanlıurfa’da işkenceye karşı hâkim ve savcıların aldığı tutum yargı bağımsızlığının olmadığının bir kanıtıdır” dedi. 

Öncel’in açıklamasından sonra, Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezi tarafından hazırlanan işkence raporu basın ile paylaşıldı. Halfeti’de yaşanan çatışmanın ardından Bozova ve Halfeti ilçelerine bağlı mahallerde yapılan operasyonlarda 51 kişinin gözaltına alındığı ve gözaltına alınan kişilerin bu işlem sırasında ve gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muameleye uğradıkları tespit edilen raporda, 2015 yılından beri bazısı soruşturmaya bile dahil edilmeyen vakalar şöyle sıralandı:

– 22 Temmuz 2015 tarihinde Ceylanpınar ilçesinde iki polisin öldürülmesinden sonra olayla ilgisi olduğu şüphesiyle çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve Şanlıurfa TEM Şubede işkence yapıldığı, makatlarına cop sokulup dakikalarca Filistin askısında kaldıkları iddia edilmişti. Bu iddialar sonucunda savcılık tarafından gözaltındaki kişiler çeşitli yerlerdeki Adli Tıp kurumlarına sevk edilmiş ve alınan raporlar sonucunda bazı şüphelilerin makatlarına cisim sokulduğu, Filistin askısı gibi birçok yönteme benzer işkencelerin yapıldığına ilişkin tespitler yapılmıştır.

– 4 Kasım 2015 tarihinde Urfa TEM Şube tarafından evine yapılan baskınla gözaltına alınan O.B. İsimli şahıs, 72 saat boyunca işkenceye tabi tutulduğunu iddia etmiştir.

– 15 Kasım 2015 tarihinde Urfa TEM şubede 21 yaşındaki Ş.Ç. ve 17 yaşındaki L.T.’ye “Biz DAİŞ’iz” denilerek cinsel işkence uygulandığı iddia edilmiştir.

– 24 Kasım 2015 tarihinde Urfa’nın Siverek İlçesinde gözaltına alınan 14 kişinin getirildiği TEM Şubede cinsel işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları iddia edilmiştir.

– 5 Ocak 2016 tarihinde S. D. ve S. O.  isimli kadınlar gözaltında tutuldukları TEM Şubede insanlık dışı muamele ve cinsel işkenceye maruz kaldıklarını ve S.D’nin gözaltında polisler tarafından ameliyat masasına yatırılıp “Seni ameliyat edeceğiz” diye tehdit edildiği iddia edilmiştir.

– 14 Temmuz 2016 tarihinde M.D. adlı kişi Ceylanpınar Jandarma birimleri tarafından gözaltına alındıktan sonra Ceylanpınar ilçesinde işkence aletleri ile donatılmış bir mağaradan bahsetmiş ve orada tecavüz de dahil olmak üzere çeşitli işkencelere uğradığını beyan etmiştir.

– 12 Aralık 2016 tarihinde içlerinde belediye başkanı ve avukatların da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış ve gözaltı süresi boyunca belediye başkanları da dahil olmak üzere bir çok kişiye TEM Şubenin üst kattaki bir odasında işkence yapıldığına ilişkin beyanlar mahkeme tutanaklarına yansımıştır.

Baro başkanı ve heyet, gözaltındakiler ile görüştü

Halfeti olayında işkence olayının duyulmasının ardından TEM Şubeye giden avukatlara 24 saat avukat görüş yasağı geçmesine rağmen avukatların müvekkilleri ile görüştürülmediği, Şanlıurfa Barosu yönetim kurulu üyeleri ile soruşturma savcısının keyfi sebeplerden dolayı görüşmeyi reddettiği, avukatların tüm ısrarlarına rağmen savcının görüşmeye çıkmadığı belirtilen raporda şöyle denildi: “Soruşturma savcısının bu tavrı üzerine Baro başkanından oluşan bir heyetin aynı günün gecesinde TEM Şubeye giderek gözaltında olanlar ile görüştüğü, yapılan bu görüşmede gözaltına alınanların kıyafetlerinin parçalandığı, üstlerinde kan izlerinin olduğu, yüzleri ve vücutlarının birçok yerinde yara olduğu gözlemlendiği, şahıslar tarafından Baro heyetine gözaltına alınma esnasında ve gözaltı süresince işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları beyan edildiği belirtildi.”. 

Raporda, Baro Başkanı Abdullah Öncel ve Baro yönetiminin Cumhuriyet Başsavcılığı ile yaptığı görüşmeye de yer verilerek, “Başsavcıya, avukatların yaşadığı sorunlar ve gözaltındaki şüphelilerin işkence ve kötü muameleye uğradıkları hususu iletilmiştir. Başsavcı tarafından olayın araştırıldığı ve incelemenin sürdüğü bildirilmiştir. Bunun üzerine Baro tarafından Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve işkence iddialarına ilişkin soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında 6 kişi adli tıp kurumuna sevk edilmiş olup ayrıntılı adli raporları henüz hazırlanmamıştır” denildi. 

Çatışmanın yaşandığı Dergili Mahallesi’nde yapılan incelemenin sonucuna da yer verilen raporda, “Hem gözaltında kötü muamele mağdurları ve köy halkının beyanları, oluşan kontrol noktası ve köyde dolaşan sivil araç ve ekipler sebebi ile bir korku ve gerilim ortamı hakim. Gözaltından çıkanlar evlerinde dahi kalamadıklarını özellikle beyan etmişlerdir. Evin bahçesinde taş duvar, yanında ve duvarda birbirine yakın mesafede yoğun kurumuş kan izlerinin olduğu tüm heyetimiz tarafından da gözlendi. Mağdurlardan G. A’nın halen yaşananları anlatır iken gözlerinin dolduğunu ve bu yaşanan hiç bir şeyi hak etmediklerini ısrarla beyan etmiştir. Hem kendileri hem de gözaltındaki diğer kişilerle ilgili tanıklıklarını ayrıntıları ile anlatmışlardır” denildi. 34 Sayfalık raporun , “Öneri ve tespitler” başlığında ise şöyle denildi:

– Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezimize yapılan toplam 51 mağdur/mağdur yakını başvurusu üzerine heyetimizin yaptığı birebir görüşme, adli raporlar, ayrıntılı anlatımlar, gözlem ve incelemeler; gözaltına alınan şahısların işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını doğrulamaktadır.

– Gözaltı süresi uzatımı sebebiyle 25 Mayıs 2019 tarihinde Şanlıurfa Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine getirilen mağdurların fiziki durumlarında işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları Sulh Ceza Hakimliği tarafından da gözlemlenmiş olup bu durum zapta geçirilmiştir.

– Mağdurların gözaltına alınış esnasında mukavemet göstermemiş olmalarına rağmen gerek kendi ikametlerinde gerekse de Halfeti ve Bozova Jandarma Karakollarında elleri arkadan bağlanarak yüzüstü yatırılıp görevli emniyet personelleri tarafından toplu şekilde kötü muameleye maruz bırakılmıştır. Bu muamele saatlerce sürmüştür. Söz konusu karakollardaki güvenlik kamera kayıtları ve mağdurların ikamet adresleri aranırken çekilen görüntüler incelenirse bu durum açıkça görülecektir.

– Olay anında yapılan baskınlarda evlere zarar verildiğini tespit etmiş bulunmaktayız.

– Mağdur avukatları gözaltında bulunan müvekkilleri ile yasaya uygun şekilde görüştürülmemişlerdir. Avukat ile müvekkili arasında vekaletname gerekmeksizin görüşme yapılabiliyor iken görüşmeye giden avukatlara vekaletnamenin olması gerektiği dayatılmıştır. Mağdurların gözaltına alındığı ilk günlerde avukatlar müvekkilleri ile hiç kimsenin duymayacağı şekilde görüşmeleri gerekirken ancak bir polis nezaretinde ve Türkçe dilinde görüşme yapabilecekleri aksi takdirde görüştürülmedikleri tespit edilmiştir. İfadeler alınmadan önce menfaat çatışmasının varlığı söz konusu değilken bir avukatın yalnızca bir kişi ile görüşmesi avukatlara dayatılmıştır. Bu durumun bizlerde resmi ifade işleminden önce yasak usullerle sorgu ve mülakat yapıldığı kanaatinde olmamıza neden olmuştur.

– Heyetimizle görüşmeyi reddeden soruşturmayı yürüten savcının hukuka uygun olarak süreci yönetemediğinin kanaatindeyiz. Yasaya açıkça aykırı durumlarda hukuki refleks gösteren avukatların bile savcılık tarafından soruşturma açmakla tehdit edildiği ve yasal taleplerin yerine getirilmediği tespit edilmiştir.

– Soruşturmanın başından sonuna kadar gerek savcılık tarafından gerekse de emrindeki kolluk birimlerince avukatlara yönelik olumsuz tutumlarıyla yasaya uygun bir şekilde mesleklerini icra etmek isteyen avukatlar engellenerek şüphelilerin adil yargılanma ve savunma hakkı ihlal edilmiştir.

– Savcılık ve sorgu hakimliğine çıkartılırken bir kısım sorgularda ellerinin bağsız olması gereken şüphelilerin elleri hakim ve savcı karşısında çözülmemiş olup ters kelepçe ile ifade ve sorgu işlemleri yapılmıştır. 

– Dosya müdafilerince soruşturma esnasında tespit edilen bir çok usulsüzlük ve kötü muamele işlemleri ile ilgili yapılan yazılı başvuruların dahi dikkate alınmadığı ve kollukça yapılan bir çok usulsüzlüğe göz yumulduğu tespit edilmiştir.

– Bir kısım sorgu tutanaklarına da yansıdığı üzere gözaltı uzatma ve değerlendirme duruşmalarının avukatların yokluğunda yapıldığı.  

– Gözaltı süresince şüphelilere hekim kontrolü yapılması gerekirken hekimin Şanlıurfa Terörle Mücadele şubesine gelip tıbbi usullere uygun muayene yapmadan darp ve cebir izi olmadığına ilişkin rapor verildiği tespit edilmiştir. Aynı şekilde mağdurların hastanelere götürüldükleri zaman da muayenelerin usulüne, mevzuata ve yasal zorunluluklara uygun bir şekilde yapılmadan geri getirildikleri tespit edilmiştir.

– Tüm mağdur beyanlarında geçtiği üzere Şanlıurfa Terörle Mücadele şubesinin 2. Katında arşiv benzeri iki yanında dosyanın olduğu bir koridordan geçip ulaşılan odanın içerisinde bir takım kişilerin olduğu ve bu kişilerin mağdurlara işkence yaptığı anlaşılmıştır.

– Mağdurların bazılarının gözaltında bulundukları süre boyunca sistematik işkenceye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Dosya şüphelisi olarak gözaltına alınan bir çok mağdurun ise cinsel işkenceye maruz kaldığı anlaşılmıştır.

– Tüm mağdurların gözaltında kaldıkları süre boyunca hakarete uğradıkları ve ağır bir psikolojik baskı altında oldukları kanaatine ulaşılmıştır.

– Soruşturma esnasındaki tüm işlemlerin hem doktor muayenelerinin ve hem de ifade ve sorgu işlemlerinin kolluk refakati ile gerçekleştirilerek şüpheli mağdurlar üzerindeki baskının, kanuna aykırılıkların varlığı ve bu usulsüzlüklerin de sistematikleştiği tespit edilmiştir. 

– Gözaltına alınan çocuklara Yüksek Yarar İlkesi çerçevesinde yaklaşılması gerekirken soruşturma savcısının tavrı, kolluk personelinin tutumu ve çocukların ailelerinin içinde bulunduğu durumlara şahit olmaları sebebiyle adeta istenerek çocuklar üzerinde travma yaratıldığı tespit edilmiştir.

– İşkence ve kötü muameleye uğrayanların bu muamelenin anlatılmaması konusunda görevli bazı polislerce tehdit edildikleri anlaşılmıştır.

– Olayın yaşandığı yerde halen güvenlik tedbirlerinin olduğu ve bu durum orada yaşayan insanlar üzerinde bir korku ve endişe yarattığı gözlemleri komisyonumuzca yapılmıştır.

– Zaman zaman sorgu hakimliğine çıkarılan mağdurların ve avukatlarının işkence beyanları ve buna ilişkin sorgu hakimliğine işkenceyi anlatmaları bazı hakimler tarafından engellenmiştir.

Şanlıurfa Baro Başkanı Öncel, öncelikle Şanlıurfa’da bir takım kamu görevlileri ve onları koruyanlar tarafından 2015 yılından beri sistematik hale gelen işkencenin son bulması için başta “İşkenceye Sıfır Tolerans” şiarıyla Yargısal Reformu yakın zamanda kamuoyuna açıklayan Cumhurbaşkanı, İçişleri ve Adalet Bakanlığı sürekli beyan ettikleri işkenceye karşı tutumlarının gereği olarak acilen Şanlıurfa’da yurttaşlara işkence ve kötü muamelede bulunan ve onları kamunun gücüyle koruyan tüm kamu personellerinin görevden alınıp hakkaniyete uygun, etkin bir soruşturma yapılması için gerekli talimatları vermeleri gerektiğini söyledi. Baro Başkanı Öhcel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Acilen idari ve adli soruşturma başlatılmalıdır”

“Mağdurların istikrarlı beyanlarında geçen Şanlıurfa Terörle Mücadele Şubesi’nin üst katındaki odada kimlerin olduğu ve bu kişilerin ne zamandan beri orada insanlara işkence yaptıkları, mağdurları kaldıkları nezaretten alıp oraya götürme talimatını nezarethanede görevli polislere kimin verdiğinin tespitinin yapılması için nezarethaneyi ve tüm şubeyi kaydeden güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi gerekmektedir. Görüntülerden de anlaşıldığı üzere Bozova Yaylak Jandarma Karakolu’nda yurttaşları yüzüstü yere yatırıp botlarıyla üstlerine çıkan, kafalarını ve vücutlarını ezen ve hakaretlerde bulunan güvenlik mensupları ile onlara bu hukuka ve insanlık onuruna aykırı davranışları sergilerken göz yumanların derhal yargı önünde hesap vermesinin sağlanması gerekmektedir. Muayenelerin yapıldığı tüm hastanelerde muayene saatlerinde, ifade ve gözaltı sürelerinin, uzatma taleplerinin tespiti sırasında da devam eden sistematikleşmiş kanuna aykırılıkların da tespiti için adliye kamera kayıtlarının da ayrıntılı şekilde bir an önce tespitinin yapılarak, bu kayıtların acilen muhafaza altına alınması sağlanmalıdır. Başından itibaren hukuka ve usule aykırı yürütülen soruşturmada avukat meslektaşlarımızın görevlerinin yapılmasını engellenmesi ve tehdit edilmeleri ile ilgili acilen idari ve adli soruşturmaların başlatılması gerekmektedir.”

Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel, heyetlerinin, artık ülkemizde ve özellikle 2015 yılından beri işkencenin sistematik hale getirildiği Şanlıurfa’da işkencenin son bulması adına hükümeti derhal gerekli girişimlerde bulunarak bu insanlık suçunu işleyen ve bu suça ortak olanların yargı önünde hesap vermesi için harekete geçmeye davet ettiklerini söyledi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus