BM Raporu: “Suudi Veliaht Prensi Salman’ın Cemal Kaşıkçı cinayetinde sorumluluğunu gösteren güvenilir kanıtlar var”

Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Agnes Callamard’ın hazırladığı ve bugün basılan 100 sayfalık rapora göre, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim 2018 tarihinde Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda katledilmesi uluslararası bir suç ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın da bunda sorumluluğu olduğunu gösteren güvenilir kanıtlar mevcut. Raporda; bu cinayetin açığa çıkması için Prens Salman’ın da soruşturmaya dâhil edilmesi talep edildi. Raporun son kısmında “Kaşıkçı’nın infazı önceden hazırlanmış ve kasıtlı olarak gerçekleştirilmiş. Uluslararası İnsan Hakları Hukuku’na göre Suudi Arabistan devleti bu yargısız infazdan sorumludur” denildi.

Raporda ses kayıtları da var

Raporun içinde, cinayetin işlendiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’ndan ses kayıtları da yer aldı. Bu kayıtlarda şöyle bir ifade de geçiyor: “Seni almaya geliyoruz.”

Kaşıkçı buna karşı çıktıktan sonra boğuşma sesleri de duyuluyor.

Raporda yer alan bir başka ifadeye göre ise “Türkiye’deki ve başka ülkelerdeki istihbarat yetkililerine göre Kaşıkçı’ya sakinleştirici enjekte edilerek plastik bir torba ile boğulmuş olabilir.”

Özel Raportör Callamard’ın bulguları Suudi resmî kaynakları ile örtüşmüyor. Suudi yetkililere göre bu cinayetten Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ı sorumlu tutmak, kendisini devirmek için sarf edilen yoğun uluslararası mücadelenin kanıtı.

Callamard’ın bulguları şu şekilde özetlenebilir:

  • Soruşturmanın ilerletilmesi ve Veliaht Prens Salman’ın da ifadesinin alınmasını gerektirecek ciddi kanıtlar mevcut.
  • Cemal Kaşıkçı cinayeti bir yargısız infaz örneği. Kaçırılması ve işkence görmesi ise uluslararası insan hakları hukukunu ihlal ediyor.
  • Suudi Arabistan ve Türkiye tarafından gerçekleştirilen soruşturmalar kanunsuz infazlarla ilgili yapılan soruşturmaların uluslararası standartları ile uyumlu değil.
  • Suudi Arabistan’ın gerçekleştirdiği soruşturma iyi niyetli olmaktan uzak ve hukuku zedeleyen bir yaklaşıma sahip.
  • Suudi Arabistan’daki 11 yetkilinin soruşturulması talebinin davanın gizliliği bahanesiyle reddedilmesi soruşturmanın inandırıcı olmadığının bir kanıtı.
  • Kaşıkçı’nın öldürülmesi yurt dışında yaşayan başka rejim muhaliflerinin hayatlarının da ciddi anlamda tehdit altında olduğunu gösteriyor.

“Kaşıkçı’nın yakınlarına ödenen tazminat yeterli değil”

Raporda yer alan bazı önemli ifadeler ise şu şekilde:

“Suudi yetkililer cinayetten kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmedikleri gibi Cemal Kaşıkçı’nın ailesinden ve arkadaşlarından özür de dilememişlerdir.”

“Özel Raportör, Cemal Kaşıkçı’nın çocuklarına cinayetin ardından resmî olmayan bir tazminat ödendiği bilgisine ulaşmıştır ancak bu tazminatın uluslararası insan hakları hukukunun gerektirdiği miktarda olduğu ile ilgili şüpheler bulunuyor.“

Raporda ayrıca, Kaşıkçı’nın başkonsolosluğa gittiği gün, kendisi binaya varmadan gerçekleşen bazı diyaloglara da yer veriliyor. Bir Suudi yetkili şöyle diyor: “Gövdeyi çantaya sığdırmak mümkün olacak mı?” Bir başkası ise şu şekilde yanıtlıyor: “Hayır. Gövde oldukça ağır. İlk önce ben yerde keseceğim. Eğer plastik poşetler alıp gövdeyi de parçalara bölersek halledebiliriz. Bütün parçaları sarabiliriz.”

Başkonsolosluk’taki diyaloglar

Rapora göre Cemal Kaşıkçı, başkonsolosluk binasına 2 Ekim günü saate 13.15’te giriş yaptı. Kaşıkçı ile Suudi yetkililer arasında yaşanan şu diyalog da raporda yer alıyor. Bir Suudi yetkili şöyle diyor: “Seni geri almamız lazım. Interpol’den gelen bir emir var. Interpol senin getirilmeni istiyor. Seni almak için geleceğiz.”

Bunun üzerine Kaşıkçı, telefon ile konuşmak veya mesaj atmak istiyor ancak reddediliyor. Kayıtlara göre Kaşıkçı şöyle diyor: “Ne demeliyim? Yakında görüşürüz mü? Kaçırıldım diyemem zaten. Hiçbir şey yazmayacağım.”

Sonrasında ise resmî yetkililer şöyle diyor: “Haydi Cemal Bey yazın ne yazacaksanız, yalnız acele edin. Siz bize yardımcı olursanız biz de size yardımcı oluruz; çünkü sizi Suudi Arabistan’a geri götürmemiz gerekiyor. Eğer bize yardımcı olmazsanız sonunda ne olacağını biliyorsunuz. Meselenin güzel bir yoldan hallolması için bize yardım etmelisiniz.”

Saat 13.33’te Kaşıkçı’nın şu sözleri söylediği duyuluyor: “Orada bir havlu görüyorum. Bana uyuşturucu mu vereceksiniz?” Cevap ise şöyle geliyor: “Seni uyuşturup uyutacağız.”

Bu konuşmanın sonrasında ise boğuşma sesleri de kayıtlarda duyulabiliyor.

Özel Röportör Agnes Callamard raporunu şu şekilde sonlandırıyor: “Kaşıkçı’nın infazı, devletlerin, BM organlarının, sayısız uluslararası insan hakları organizasyonlarının devamlı olarak dikkat çektiği gibi, bütün dünyada gazetecilerin ve medya çalışanlarının tehdit altında bulunmalarının ve onlara karşı yapılan saldırıların önemli bir temsili.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar