Ekrem İmamoğlu’nun önündeki zorluklar ve fırsatlar

Ekrem İmamoğlu bugün ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başlıyor. Özellikle siyasi iktidardan kaynaklanacak engellemelere ek olarak, belediye içinden de bazı direnişlerle karşılaşabilir. Bunları, toplumun farklı kesimlerinden gelen destekle aşması mümkün olabilecek mi?

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba, iyi günler. Bugün gerçekten tarihî bir gün, çünkü 25 yıl sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi sahiden el değiştiriyor — daha önce bir değiştirdi ama 18 gün sürdü. Şimdi Ekrem İmamoğlu, hak ettiği belediye başkanlığını bu sefer kesin bir şekilde alıyor. Saat 18:30’da Saraçhane’de bir toplantı olacak, halkı da davet etti; herhalde orada bir konuşma yapacak. Öncesinde mazbatasını almış olacak ve önümüzdeki dönemde herhalde uzun uzadıya Ekrem İmamoğlu ve onun belediye başkanlığını, ama bunun da ötesinde onun siyasî pozisyonunu konuşuyor olacağız. 

İlk günden elimizdekilere bir bakalım istiyorum: “Zorluklar ve fısratlar” dedim. Âdettir, önce olumsuzdan başlanır, zorluklardan başlayalım. Bir kere Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürekli olarak, Ekrem İmamoğlu seçilse bile ellerinden geleni yapacaklarını söyledi –gerek Belediye Meclisi’ndeki çoğunlukları üzerinden, gerek merkezî yönetimin elindeki birtakım imkânlar üzerinden–; hatta yanlış bir şekilde, onu “topal ördek” diye bir tanım koydu; baştan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı çalıştırmamak için elinden geleni yapacağını söyledi. Bakalım ne kadar ısrarlı olacak? İlk olarak bu zorluk olduğu kesin. Tabii bu arada Ordu’daki VİP salonunda yaşanan olaydan dolayı ona mahkemede ceza verdirip, cezanın ardından da belediye başkanlığından aldırmak gibi bir niyeti olduğunu dile getirmişti. Bugün Abdülkadir Selvi’nin yazısından okuduğumuzda görüyoruz ki, partinin Merkez Yürütme Kurulu’nda da bunda ısrar etmiş; ancak hukukçu bir isim olan Hayati Yazıcı, bunun mümkün olmadığını söylemiş ve hatta Selvi’nin yazısına göre, bu yüzden de kızmış. Bu da bir seçenek olabilir; ama çok da ciddi bir şekilde gündeme gelebileceğini sanmıyorum — ama yine de olabilir. Merkezî yönetimin her türlü engellemesine, önünü tıkamasına tanık olacağız, bunu biliyoruz. Ama tabii ortada şöyle bir şey var: Erdoğan iktidarı ne kadar sürecek? Bu 23 Haziran sonuçlarının ardından Erdoğan iktidarının eskisi gibi tek başına ülkeyi yönetme imkânı iyice azalmış durumda. 

Bir diğer zorluk: İstanbul’un kendisi. İstanbul’un bir dizi sorunu var ve sürekli nüfusu artıyor ve eski belediyeden kalan borçlar var, bunlarla işini yürütecek. Kısa zamanda birtakım göz alıcı işler de yapması da beklenecek, bunu yapabilmesi için imkânlarını iyice zorlaması gerekecek ve ona uygun, kafasındakilerini gerçekleştirecek kadrolar bulması gerekecek. Kadro meselesinde de ayrı zorluklar çıkacak. Var olan 25 yıllık bir geleneğin kadroları hemen hemen her yere yerleşmiş durumda — şirketlerine, iştiraklerine ve belediyenin kendisine. Bunların ne kadarını muhafaza edecek? Ne kadarını muhafaza edemeyecek? Ne kadar kişiyi getirebilecek? Bunların her biri çok yakından takip edilecek ve belediyenin kadrosu içerisinde olanların da merkezî yönetimle paralel bir şekilde ve belki de koordineli bir şekilde içeriden de birtakım engellemeler yapmak isteyeceklerini varsayabiliriz, bu şaşırtıcı olmaz. Nitekim arada yaşananları biliyoruz, birtakım belediye çalışanları alenen İmamoğlu aleyhine çok saçma sapan çıkışlar yaptılar, meydan okudular, küstahça çıkışlar yapanlar oldu. Bunu daha açık olmayan şekilde yapmak isteyecekler çıkabilir ve birtakım stratejik konularda da gerçekten Ekrem İmamoğlu’na zorluk çıkarabilirler, böyle bir zorluk kesinlikle var. 

Bir diğer zorluk: İstanbul, bu kadar büyük bir belediye ve bir rant kapısı olarak görülüyor birçokları için maalesef, yerel yönetimlerde hep böyle yaklaşımlar var ve İmamoğlu’nun oraya gelmesine katkısı olan kesimlerin içinden bazıları da benzer bir şekilde belediyeye bakmak isteyebilirler — iş isteyenler, imkân isteyenler, ihale isteyenler, her partiden olabilir destek verdiğini söyleyen… Bunlar da ayrıca bence baş ağrısı olacaktır. Esas en büyük zorluk bu olmasa bile bunu da bir zorluk olarak not etmekte yarar var. Ve tabii ki bir başka zorluk: Çok büyük bir destekle geldi, birdenbire çok popüler bir isim oldu İmamoğlu ve dolayısıyla kendisine yönelik beklentiler çok yüksek olacak. Bu beklentilerin en azından bir kısmını kısa zamanda karşılamaya çalışırsa, hata yapma ihtimali de yüksek olacak. Dolayısıyla çok ince bir dengede gitmesi gerekecek. Bir yandan insanların beklentilerini karşılarken, diğer yandan da belediyede işleri rayına oturtmak, kafasındaki işleri hayata geçirmek. Bir de kafasındaki projelerle hayatın gerçeklerinin ve belediyenin gerçeklerinin ne kadar örtüştüğünü de görmüş olacak zamanla diyelim. Başka zorluklar da var, ama uzatmaya gerek yok, bunlar başlı başına önemli hususlar. 

Peki fırsatlar ne? Fırsat da çok; çünkü önünde açılmış geniş bir kredi var. Toplumun birbirinden farklı kesimlerinden gelmiş bir kredi var. İYİ Partili oy verdi, CHP’liler zaten verdi, CHP’nin solundakiler verdi, HDP’liler verdi, MHP’li bazı seçmenler verdi ve hatta yakın zamana kadar AK Parti’ye oy vermiş olan insanlar da verdi. Ekrem İmamoğlu zaten herkesi kucaklama gibi bir perspektif hayata geçirmişti ve bunun karşılığını da sandıkta aldı. Tabii ki bazı kesimlerden daha yoğun destek geldi; ama kendisine İstanbul’un her kesiminden, her yaşam tarzından insanların destek verdiğini anlıyoruz. Dolayısıyla bu destek ona uzun bir süre, belli bir süre en azından çok ciddi bir kredi imkânı sağlıyor. Arkasında bir halk desteği var. Medya desteği yok, ama zamanla medya desteğinin de yavaş yavaş çıkacağını da tahmin ediyorum, çünkü bazıları yavaş yavaş yönelmek durumunda kalacaklardır. Tek başına Ekrem İmamoğlu’na yönelme değil de AKP’den uzaklaşmaya doğru yönelecekler. Kurum olarak zor olabilir, ama şahıs olarak şimdiden zaten kendilerini belli etmeye başladılar. 

Tabii bu da bir sorun doğurabilir: Yeni bir tren kalktığını düşünüp o trene atlamak isteyen çok sayıda sabıkalı isim de olacaktır ve bunlar da Ekrem İmamoğlu’nu yer yer zorlayabilir. Ama genel olarak baktığımızda en önemli fırsat, arkasındaki geniş destek. Ve bu arada CHP de –özellikle CHP liderliği– Ekrem İmamoğlu’nun tutturduğu ve devam ettirmek istediği perspektifi, toplumun tüm kesimlerini kucaklama perspektifini benimsemiş durumda. Bunu tam olarak herkes sindirememiş olabilir; ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu noktada kafasının çok net olduğunu seçimden önce cuma günü kendisiyle yaptığımız söyleşide de gördüm, arkasında güçlü bir genel merkez ve İstanbul örgütü desteği de bulacaktır. Bu başlı başına önemli. 

Genç bir isim olması İmamoğlu’nun en önemli avantajlarından birisi. Beylikdüzü deneyimi –her ne kadar İstanbul’un birinci derecede önemli ilçelerinden olmasa da– onun için önemli ve gördük, seçim kampanyasında tanıdık: Gerçekten dinamik bir isim. Enerjisi fazla olan bir isim ve provokasyonlara kolay kolay gelmeyen bir isim. Aynı zamanda şunu da gördük: Böyle zor bir seçimi iki kere kazandı ve bunu bir ekiple yaptı. Ekiple yaptığına göre de şunu söyleyebiliriz: Ekip çalışmasını bilen bir isim. Elinde var olan ekibin herhalde bir kısmını taşıyacaktır belediyeye ve bu perspektifte giderse, yani seçim öncesindeki ekip çalışması perspektifini belediyeye de yansıtırsa, belediyede kolektif aklı oluşturursa, başarılı olmaması için çok fazla bir neden yok. 

Sonuç olarak, genel olarak baktığımda, önünün çok açık olduğunu görüyorum. Sadece belediye başkanı olarak değil; aslında önümüzde Türkiye siyasetinin yakın tarihine damga vuracak bir isim olarak –şimdiden vurdu– gözüküyor. Hatta kendisi şimdiden –önceden de başlamıştı, şimdi daha fazla– bir sonraki cumhurbaşkanlığı ya da başkanlık seçiminde Erdoğan’ın karşısına çıkacak aday olarak telaffuz ediliyor. Bu hem bir zorluk, dezavantajı var, hem de avantajı var. Bunun arasında dezavantajlı kısımlarından kendini uzak tutup avantajlı yönlerini kullanırsa, ona yönelik siyasî beklentileri de bir fırsata çevirebilir Ekrem İmamoğlu. Şu âna kadarki seçim kampanyasında –iki ayrı kampanya yaptı biliyorsunuz– çok ciddi hata yapmadı. Bazı hatalar oldu — Ordu meselesi başlı başına muğlak bir hikâye, ama yine de sonunda onun için iyi olmadığı muhakkak. Bir de İsmail Küçükkaya’nın Binali Yıldırım’la telefonla konuşup onunla yüz yüze konuşması –ki bunu Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı bir şey olduğunu sanmıyorum, belli ki danışmanlarından birisinin yaptığı bir hata–; ama bunlar çok vahim hatalar değil, fakat bunlar da gösteriyor ki iktidar, aradığı malzemeleri –ki bunlar küçük malzemelerdi, çok köpürtüldü– orada bulur gibi olmuştu, başarısız oldu. Önümüzdeki dönemde yapacağı herhangi bir hatanın, bâriz bir hatanın iktidarın ve iktidar medyasının ve gerekirse yargısıyla vs. beraber çok ciddi bir şekilde kullanacağını herhalde en iyi bilen kişi kendisidir. Dolayısıyla bu tehdit, iktidarın onun en ufak açığını kolluyor olması gerçeği aslında Ekrem İmamoğlu için iyi bir şey. Eğer buradan hareketle paranoyak olmamayı becerirse, bu dört bir yandan, gerekirse belediyenin içerisinde birtakım kişiler aracılığıyla da hatasını kollayacağını –Erdoğan’ın– biliyor olması, onun çok daha dikkatli, özenli bir belediye başkanlığı yapmasının da zeminini yaratacak diye düşünüyorum. 

Şu haliyle baktığımız zaman, bugün görevi tekrardan fiilen devralacak olan Ekrem İmamoğlu’nun önünün açık olduğunu, zorlukları alt etmesinin çok da zor olmayacağını; çünkü tam da yükselen bir hareketin en öne çıkan figürü olarak –24 Haziran’dan itibaren– yola devam ettiğini, buna karşılık kendisinin önünü kesmek isteyecek olan iktidarın –dolayısıyla Erdoğan’ın tabii ki– artık tam bir düşüşte olduğunu görüyoruz. Bu da Ekrem İmamoğlu’nun önünü daha da açıyor, arkasında çok ciddi bir dalga var. Eğer bu dalgayı iyi kontrol edebilirse, hem onun önü açık hem İstanbul belediyesinin önü açık hem de partisinin ve ona destek verenlerin önü açık. Şimdi burada Ekrem İmamoğlu CHP’nin adayı, ama aynı zamanda bir ittifakın adayı. O ittifakın da gerçekten başarısına yazacak çok işler yapabilir. 

Hayırlı olsun diyelim ve kendisine bakalım: Ne yapacak? Nasıl yapacak? Bu işi nereye kadar götürecek? Şu âna kadarki performansı bu işi becerebileceğini gösteriyor. Ama tabii siyaset bu, İstanbul belediyesi bu. Hiç de kolay bir işe soyunmadı, zor bir işe soyundu. Herhalde bu zorlukları bizlerden daha iyi biliyordur, bakalım, görelim. 

Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar