Doç. Tuna Altınel Davası: Mahkeme, PKK/KCK’ye üye olma suçlamasıyla tutuklu olan Altınel’i tahliye etti

PKK/KCK’ye üye olma suçlamasıyla 11 Mayıs’tan bu yana tutuklu olan Doç. Tuna Altınel hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, Altınel’i tahliye etti.

Lyon Üniversitesi’nden Doç. Tuna Altınel 11 Mayıs’ta tutuklandı. Tutuklanmasına gerekçe olarak Amitíes Kurdes Lyon et Rhône Alpes tarafından 21 Şubat’ta düzenlenen bir etkinlikte HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın konuşmasını simültane çevirmesiydi. Etkinlikte “Cizre, Bir Katliamın Hikâyesi” isminde bir belgesel de gösterilmişti. Türkiye’nin Lyon Başkonsolosluğu etkinliğe ilişkin tutanağı Dışişleri Bakanlığı’na gönderdi. Bunun üzerine Bakanlık, Altınel’in pasaportuna tahdit konulmasını talep etti. Altınel, pasaportuna tahdit konulduğunu Nisan 2019’da Türkiye’ye geldiğinde öğrendi. İstanbul’da bunun nedenini öğrenemeyen Altınel, 11 Mayıs’ta nüfusa kayıtlı olduğu Balıkesir’e geldiğinde gözaltına alınarak tutuklandı. Hazırlanan iddianamede Altınel’in “terör örgütü propagandası yapma” suçundan tutuklandığı ancak “tespit edilen eylemlerin örgüt üyeliği kapsamında değerlendirildiği” belirtildi. 

Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava öncesi çok sayıda hak savunucusu, milletvekili, akademisyen adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasından sonra binaya girerken iki kere aranan izleyiciler duruşma salonunun önünde bir süre bekledi. Yaklaşık 20 dakikalık bekleyişten sonra kapı önünde bekleyen 70’e yakın kişi salona alındı.

Altınel’in beyanı

Duruşma, Tuna Altınel’in kimlik tespiti ile başladı. Altınel, sözlerine duruşmayı izlemeye gelenlere teşekkür ederek başladı. Altınel’in beyanından öne çıkan kısımlar şöyle:

“Amitíes Kurdes Lyon et Rhône Alpes, Fransa yasalarına göre kurulmuş, yasal bir dernektir. 2013 yılında, şu anda da başkanı olan Fransa vatandaşı Thierry Lamberthod ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Yönetim kurulunun bütün üyeleri Fransızdır. Belirli bir siyasi çizgisi olmayan derneğin amacı Kürt kültürünü tanıtmak, Kürt halkının haklarının tanınmasını sağlayacak platformlar oluşturmak, barış amaçlı ekonomik, sosyal, kültürel projelere katkıda bulunmaktır. Uzun lafın kısası, böyle bir derneğin bir terör örgütünün uzantısı olması mümkün değildir. Herhangi bir terör örgütü ile olası bir bağının Fransa devleti tarafından görülmemesi veya görüldüğü takdirde buna müdahale edilmemesi de mümkün değildir. Zaten ne Dışişleri Bakanlığı’nın istihbarat yazısında, ne de iddianamede, üyesi olduğum dernek ile PKK/KCK arasında bir bağ olduğuna dair somut tek bir bilgi ya da delil yoktur.”

Etkinlik, üyesi olduğum dernek tarafından düzenlenmiştir. Ben de derneğin bir üyesi olarak gerçekleşmesine katkıda bulundum. Amaç tanıklıklara dayalı bir tartışma ve bellek çalışması yapmak, farkındalık, duyarlık oluşturmaktı. Hiçbir şekilde yasal ya da yasadışı herhangi bir örgütün propagandasını yapmak söz konusu değildi.”

“Faysal Sarıyıldız etkinlikte konu edilen olayların olduğu dönemde Şırnak milletvekili ve birinci elden tanığı olduğu için seçildi ve davet edildi. Lyon’a geldiğinde kendisine, etkinliğin bir siyasi propaganda çalışması olmadığı konusundaki hassasiyet açıkça anlatıldı. Katkısı bu çerçevede oldu. Bir konuşma yaptı, görseller paylaştı, soruları yanıtladı. İddianamenin aksine etkinliği sunmadım. Etkinliğin kapsamında Türkçe ve Fransızcaya en çok hâkim olan tek üye ben olduğum için simültane çeviriyi ben üstlendim.”

Lyon Konsolosluğu casusluk yaptı”

Peki bunun ardından ne oldu? Ben hedef seçildim, yargısız infaza uğradım. Dışişleri Bakanlığı, Lyon Konsolosluğu hassas konulara dokunan bir etkinliğin düzenlenmesine katılan bir T.C. vatandaşı olduğum için hakkımda casusluk yaptı. Sık sık geldiğim Türkiye’ye 12 Nisan 2019’daki son girişimde hiçbir açıklama yapılmadan pasaportuma el kondu. Sınırda beklerken beni sorgulayan sivil polisin ‘Ooo hocam, sizin hakkınızda çok şeyler var’ türünden saygısızlıklarından öteye bilgi verilmedi. İstanbul’da bir ay boyunca aklıma gelen her kapıyı çaldım, hiçbir tatminkâr yanıt alamadım. Sonunda kendi ayağımla Balıkesir’e geldim. Balıkesir Valiliği’nde pasaport tahdit şubesinde ‘Boşuna gelmişsiniz’ diyerek bilgi vermeden beni başından savan memur, bunun ardından ucuz bir numarayla beni Valiliğe çağırdığında deyim yerindeyse koşa koşa gittim. Sanki kaçma çabası içinde olan bir suçluymuşum gibi Balıkesir Valiliği önünde gözaltına alındım, hiçbir açıklama yapılmadan Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüm. Ertesi gün olan 11 Mayıs’ta ‘terör örgütü propagandası’ yaptığım iddiasıyla tutuklandım.”

Valilik masumiyet karinesini hiçe saydı”

Tutuklanmamın üzerinden birkaç saat geçmeden Balıkesir Valiliği her türlü masumiyet karinesini hiçe sayarak yayınladığı bir basın açıklamasıyla beni ‘terör örgütü propagandası yapan akademisyen’ olarak ilan etti. Yargısız infazım bununla da bitmedi, Yeni Akit gazetesi sanki valilik açıklamasını birisi kulağına üflemişçesine aynı gün saat 18.15’te ‘PKK propagandası yapan akademisyen tutuklandı’ başlıklı bir haber yaptı. Haberin metni valilik açıklamasının aceleyle hazırlanmış bir kopyasıydı. Bu yargısız infaz ve hedef gösterme sürecinin sonunda talimatla yazılmış olduğu izlenimi veren bir iddianame iki gün içinde hazırlandı. Ama minare kılıfa sığmamıştı.”

Yüzleşmekten başka yol yok”

“Son olarak AYM Genel Kurulu tarafından, imzacısı olduğum ve yine aynı dönemdeki hak ihlallerini tartışan ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı metni imzalayan akademisyenlerin cezalandırılmalarının hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. Görünen o ki, siyasi iktidar bu bu konunun tartışılmasından, sorgulanmasından ve böylece aydınlığa çıkarılmasından rahatsızdır. Halbuki gerçekler karşıt fikirlerin yasaksız biçimde ifade edilmesiyle ortaya çıkar. Açık, hoşgörülü, demokratik bir toplum haline gelmek istiyorsak en rahatsız edici gerçekleri bile aydınlığa çıkarmak için çaba sarf etmekten, bu gerçeklerle yüzleşmekten başka yol yok. O halde, bu yolu yürümeye çalışanlardan neden korkuluyor? Neden onlara isnat edilecek suçlar üretilmeye çabalanıyor? Aksine, önleri açılmalı, desteklenmelidirler.

Çünkü, gerçeklerle yüzleşmek demokrasileri güçlendirir, zenginleştirir, yüceltir. Benim gerçekleri araştırma çabalarımsa desteklenmekten geçtim, bana karşı alçakça bir kumpasın hazırlanmasını tetiklemiştir. Mahkemenizin hakkımda kopartılan bu gürültüye itibar etmemesini, bu haksızlığa alet olmamasını ve derhal beraat kararı vermesini talep ediyorum.”

Kaçma niyetim olsaydı Türkiye’ye gelmezdim”

Tutuklanmam için gösterilen nedenlerden bir tanesi kaçma şüphesiydi. Bu konuda emniyet ifademin iddianameye itinayla alınmayan bir cümlesini hatırlatmak isterim: ‘Türkiye’yi aşağılamak isteseydim kesinlikle Türkiye’ye gelmezdim. Kaçma şüphesi iddiasına karşı aynı cümleyi biraz değiştirerek yinelemek istiyorum: ‘Kaçmak gibi bir niyetim olsaydı, Türkiye’ye gelmezdim.’ Sözün özü, özgürlük talep ediyorum.” 

Bir sonraki duruşma 19 Kasım’da

Altınel’in avukatlarının da konuşmasından sonra duruşma savcısı, Altınel’in tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliye edilmesini talep etti. Mahkeme, 15 dakikalık aradan sonra ara kararını açıkladı. Heyet, Altınel’i tahliye ederek, bir sonraki duruşmanın 19 Kasım’da yapılmasına karar verdi.

Duruşma salonundan izlenimler

Salondaki akademisyenlerin çoğu “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı barış bildirisine imza attığı için yargılanıyordu. Haftanın hemen hemen her günü ya yargılanmak ya da yargılanan akademisyenlere destek olmak için Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gelen kişilerdi. Seyirci sıralarını doldurmuşlardı. Salonun bir köşesinde de polisler oturuyor ve Altınel ile avukatlarının beyanlarını dinliyorlardı. Duruşma salonunun camlarından ağaçlar görünüyordu. Salonun tavanında camdan bir kubbe vardı. Salon, buradan içeriye sızan ışıkla aydınlanıyordu. Sanık kürsüsü de bu kubbenin altında yer alıyordu. 

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar