Antroposen (insan) çağında sanat: “Yedinci Kıta” başlıklı 16. İstanbul Bienali bugün başladı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 16. İstanbul Bienali, bugün ücretsiz olarak kapılarını açtı.

Sanat dünyasının önde gelen isimlerinden Fransız akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun küratörlüğünü üstlendiği ve “Yedinci Kıta” başlığını taşıyan bienal, günümüzün en acil konularından ekolojiyi farklı açılardan ele alan eserlere ev sahipliği yapıyor.

Japonya’dan Arjantin’e, ABD’den Polonya’ya, İran’dan Tayland’a 25 ülkeden 56 sanatçı ve sanatçı kolektifinin 220’den fazla eserine yer verecek bienale Türkiye’den sekiz sanatçı katılıyor.

16. İstanbul Bienali, başlığını okyanuslarda yüzen devasa atık yığınına bilim çevrelerinin verdiği isimden alıyor: Yedinci Kıta.

Bu imge, Antroposen/insan çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan Pasifik Okyanusu’nun ortasında bulunan 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde ve 7 milyon ton ağırlığındaki devasa plastik atık yığınına referans veriyor.

Bienal sergileri, gerçek bir kıta olmaktan çok hayali bir nesne ve insanlığın yeni durumuna dair bir metafor olarak görülebilecek bu olguyu keşfetmek için yola çıkıyor.

Bienal, insanların sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara antropoloji veya arkeolojinin araçlarıyla bakan güncel sanat çalışmalarına yer vererek sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açmayı hedefliyor.

Nicolas Bourriaud / Fotoğraf: Muhsin Akgün

Küratör Nicolas Bourriaud: “Bienal, günümüz sanatçılarını, insanlığın yeni durumunu inceleyen antropologlar olarak konumlandırıyor”

16. İstanbul Bienali’nin küratörü, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud, Fransa’nın en büyük güncel sanat merkezlerinden Paris’teki Palais de Tokyo’nun kurucuları arasında yer alıyor.

Bourriaud, küratörlüğünü üstlendiği 16. İstanbul Bienali’nin temasını “insanlığın yeni durumu” olarak yorumluyor. Bienali insan türünün evren üzerindeki etkisi, bıraktığı parmak izi ve insan dışı varlıklarla ilişkisi üzerine çalışan bir tür moleküler antropoloji olarak tarif ederken, bienalin günümüz sanatçılarını bu yeni durumun antropologları olarak konumlandırdığını söylüyor.

İnsanlığın yeni durumu üç ayrı mekâna dağılıyor

16. İstanbul Bienali, Pera Müzesi ve Büyükada’nın yanı sıra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin Tophane’deki yeni binasında gezilebilecek.

2015 yılından itibaren İstanbul Bienali mekânlarından biri olan Pera Müzesi, bu yıl da bienali ağırlıyor.

İstanbul Bienali’nin Pera Öğrenme ve Pera Film işbirliğiyle geliştirdiği programlar da sergi boyunca müzede izleyiciyle buluşacak.

Pera Müzesi’nde, arkeolojik sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen Norman Daly’nin kırk yıla uzanan kapsamlı ve detaylı çalışmasının ürünü olan Llhuros Medeniyeti ilk kez bu ölçekte sergilenecek.

Tarihi boyunca farklı kültürleri bir araya getiren Büyükada’da farklı yapılara yayılan bienal, dünyaca ünlü sanatçı Glenn Ligon’ın bienal için özel olarak ürettiği eser grubuna yer veriyor. Bu işinde sanatçının pratiğine ilham veren ABD’li yazar ve sivil haklar savunucusu James Baldwin’in İstanbul’daki hikâyesi, yerel üreticilerle birlikte farklı formlar kazanacak.

Sanatçı Monster Chetwynd

Monster Chetwynd’den şehre kalıcı eser

Kuşağının en yaratıcı isimlerinden Monster Chetwynd’in masallardan ve mitolojiden esinlenerek yarattığı oyun alanı formundaki heykel, 10 Eylül’den itibaren Maçka Sanat Parkı’nda kalıcı olarak seyircilerle buluşmayı bekliyor.

Yedinci Kıtayı keşfederken

Bienalin bu seneki kamusal programı farklı disiplinleri bir araya getiren üç bölümden oluşuyor.

Programın üç bölümünden biri bienalin açılış ve kapanış haftalarına denk gelen 14 Eylül ve 9 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenecek “Yedinci Kıtayı Keşfederken” başlıklı tartışma serisi.

“Antroposen çağdaş düşünceyi ne şekilde ve ne ölçüde dönüştürebilecek?” sorusundan yola çıkan seri kapsamında her bir düşünür sergiden bir sanatçıyla eşleştiriliyor ve her ikisinin kısa müdahaleleri bir tartışmayla son buluyor.

Sinema tarihine Yedinci Kıta’dan bakmak

Kamusal program çerçevesinde ayrıca, Pera Müzesi’nde bir film programı gerçekleştirilecek. Pera Film’in 20 Eylül-10 Kasım tarihleri arasında sunacağı program, dünyanın dönüşümünü, medeniyetlerin çağlar boyunca yaşadığı geçişleri ve insanın evrendeki etkilerini ele alan yapımlara yer verecek.

Felaket senaryolarından yola çıkan kült yapımlar ve gerçekliği gösteren belgesellerden oluşan bu seçki, ilgililerin sinema tarihine bir de Yedinci Kıta’dan bakmasını hedefliyor.

Seçkideki on uzun metrajlı ve sekiz kısa film arasında, Kanada’nın Kuzey Québec bölgesindeki yerli İnuit halkının hayatını anlatan, sinema tarihinin ilk uzun metrajlı antropoloji belgeseli sayılan Kuzeyli Nanook; Fransız sinemacı, bilim insanı Jean Painlevé’nin sürreel sinema tarihinde yer edinmiş kısa filmlerinden oluşan Bilimin Sesleri seçkisi; çevrimiçi tanışma siteleri dolandırıcılığı etrafında hikâyesini kurgularken, Gana’daki faillerin bakış açısından tüm bir endüstriyi ortaya koyan belgesel Sakawa ve bir grup astronotun yolunun başka bir gezegene düşmesiyle başlayan bambaşka bir yaşam formunu ele alan Maymunlar Cehennemi de yer alıyor.

Bebekli anneler de bienali rahatlıkla gezebilecek

16. İstanbul Bienali kapsamında Bernard van Leer Vakfı desteğiyle yayımlanan çocuk kitabına ek olarak ebeveynler ve bakım verenleri 0-18 aylık bebekleriyle birlikte Yedinci Kıta’yı deneyimlemeye çağıran İstanbul Bienali’nde Bebekli Sabahlar turları da düzenleniyor. Bienal süresince her çarşamba, Pera Müzesi’nde saat 10.00-11.00 arası ücretsiz olarak gerçekleştirilecek turlara katılım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

Çocuklara ve gençlere özel program

16. İstanbul Bienali, çocuklar ve gençlerin bienal ile tanışmasını sağlayan bir program da sunuyor. Pera Müzesi işbirliğiyle bienal kapsamında müzede yapıtları sergilenen on üç sanatçının çalışmasından esinlenerek çocuklar ve gençlere yönelik ücretsiz atölyeler düzenleniyor.

Atölye çalışmalarında katılımcılar, iklim krizi, nesli tükenmekte olan canlılar, enerji kaynakları ve insanların dünyadaki ekosistem üzerindeki küresel etkisi üzerine sorular sorup tartışmalar yürütme, farkındalık kazanma ve kendi eserlerini yaratma imkânını yakalıyor.

Bienal boyunca çocuklar ve gençlere yönelik olarak ücretsiz gerçekleştirilecek öğrenme programı, 17 Eylül-10 Kasım günleri arasında bienalin açık kaldığı süre boyunca devam edecek. Atölyeler pazartesi hariç her gün Pera Müzesi’nde gerçekleştirilecek.

1987’den bu yana düzenleniyor

İKSV, 1987 yılından bu yana, her iki yılda bir, farklı kültürlerden sanatçılar ve izleyiciler arasında görsel sanatlar alanında İstanbul’da bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlayan İstanbul Bienali’ni düzenliyor.

İKSV’nin şimdiye dek düzenlemiş olduğu on beş bienal, her iki yılda bir güncel sanatın yeni eğilimlerini bir araya getirerek izleyiciye sunarken, yurtiçi ve yurtdışındaki sanat çevreleri, sanatçı, küratör ve eleştirmenler arasında uluslararası bir kültür ağının kurulmasına olanak sağladı.

Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri afişi Tarih 25 Eylül-15 Kasım 1987 İKSV

Venedik, São Paulo, Sidney bienalleri gibi benzerleri arasında bugün en prestijlilerinden biri olarak kabul edilen İstanbul Bienali, ulusal temsil modeli yerine, sanatçıların yapıtları aracılığıyla birbirleri ve izleyici ile diyaloğunu sağlayan bir sergi modelini tercih ediyor.

Uluslararası bir danışma kurulu aracılığı ile belirlenen bienal küratörü, geliştirdiği kavramsal çerçeveye uygun olarak çeşitli sanatçı ve projeleri sergiye davet ediyor.

1987 ve 1989 yıllarında Beral Madra genel koordinatörlüğünde gerçekleştirilen ilk iki bienalden sonra, 1992’de Vasıf Kortun’un yönettiği İstanbul Bienali için İKSV, 1994 yılından itibaren tek küratörlü sisteme geçme kararı aldı.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar