Irak’ta hükümet karşıtı protestolar ikinci ayına girdi, siyasetçiler meşru taleplere çözüm üretmekten hâlâ çok uzakta

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Irak’ta bir aydır devam eden protesto gösterilerinin en büyüğü cuma günü (1 Kasım) düzenlendi. Başkent Bağdat’ta onbinlerce kişi ellerinde Irak bayrakları, dillerinde hükümeti istifaya çağıran sloganlar kent merkezini doldurdu.

Bağdat, Tahrir Meydanı, 1 Kasım 2019.

Güvenlik güçleri hükümet binalarının ve yabancı elçiliklerin bulunduğu Yeşil Bölge’ye giden köprülerin kullanılmasını engellemek için plastik mermi ve göz yaşartıcı gazla kalabalıklara ateş açınca 400’e yakın kişi yaralandı.

Ekim başından bu yana başkent Bağdat’ın yanı sıra güneydeki Basra, Nasıriye, Amara, Samava ve Hilla gibi kentlerde devam eden gösterilere güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri en az 250 kişinin ölümüne, 10 binden fazla kişinin de yaralanmasına yol açtı.

Bağdat’ta güvenlik güçleri hükümet binaları ve yabancı misyonların bulunduğu “Yeşil Bölge”ye girişleri engellemek için kimi zaman gerçek mermi kullanmaktan çekinmiyor.

Irak’ta 2018 Mayıs’ında yapılan seçimlerin ardından bir yandan hükümet kurma pazarlıkları devam ederken, yine Şiilerin yoğun olarak yaşadığı Basra kentinden başlayarak, temiz su eksikliğinin, elektrik kesintilerinin, işsizliğin ve yolsuzlukların protesto edildiği gösteriler düzenlenmişti.

Bu son gösterilerde de Şii nüfustan protestocuların, özellikle de işsiz gençlerin başı çektiği görülüyor. Ancak protestocuların tutumu, sorunlara yaklaşımlarının mezhep temelli olmadığına işaret ediyor. Zaten gösteriler devam ettikçe, her mezhepten, her yaştan, her kesimden Iraklı’nın da eylemlere katılmaya başladığı, kadınların sayısının da her yeni protestoda arttığı gözleniyor.

Irak’ın Amerikan işgali ertesinde, ABD’nin nüfuzuyla yazılan anayasası ise mezhep ve etnik temelli ayrımlar üzerinden, Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında iktidar paylaşımı esasına dayalı bir şekilde kurgulanmıştı. Nitekim nüfusunun çoğu Şii olan ülkede Başbakan Şii, Cumhurbaşkanı Kürt, Meclis Başkanı ise Şii siyasetçiler arasından seçiliyor. 

BBC protestolarla ilgili analizinde, işgalin üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen ülkede siyasi istikrarın tesis edilememesini, “ABD etkisinin büyük oranda sürmesi, bir yandan da Şii milisler ve siyasetçiler üzerinden ülkede hâkimiyet kurmaya çalışan İran’ın birçok alanda etkili olması”yla açıklamış. Guardian gazetesi de buna ek olarak, ülke siyasetinde etkili olan kişi ve grupların 16 yıldır yaratmış olduğu yolsuzluk çarkına duyulan tepkiye vurgu yapıyor.  

Her yaştan, her kesimden kadın-erkek Iraklılar gösterilere katılıyor.

Göstericilerin taleplerini, içlerinden birinin yabancı haber ajansları tarafından alıntılanan şu sözleri özetliyor: “Bizler işsizliği sona erdirecek, yolsuzluğu bitirecek ve 2003’ten bu yana yapılan yolsuzlukları araştıracak bir hükümet istiyoruz.” Nitekim mevcut hükümetin istifası gösterilerde en çok dillendirilen slogan.

Irak, dünyada en fazla doğal gaz rezervine sahip dördüncü ülke. Ancak 40 milyonluk nüfusun neredeyse dörtte biri yoksulluk sınırı olarak kabul edilen günde 2 doların altında bir gelirle yaşıyor. Ülkenin 25 yaşın altındaki nüfusu ise, 14-25 yaş arasındakiler yüzde 20’sini oluşturacak şekilde, toplam nüfusun yüzde 60’ına karşılık geliyor. Dünya Bankası’na göre genç nüfusta işsizlik oranı erkeklerde yüzde 17’ye, kadınlarda yüzde 27’ye yükselmiş durumda.

Protestocular, ellerinde Irak bayrağı, mezhep ve etnisite ayrımına dayalı siyasi sistemin içine düştüğü yolsuzluk sarmalını protesto ediyor.

Tabanını yoksul alt sınıflarda bulan Şii din adamı ve siyasetçi Mukteda Es Sadr, geçen hafta Necef’teki gösterilere katılarak Başbakan Adil Abdülmehdi’yi ülkeyi uluslararası toplumun gözetiminde erken seçime götürmeye çağırmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Berham Salih, perşembe günü televizyondan halka hitap ederek, erken seçime gitmeden önce seçim yasasını değiştirmeyi, adil seçimler yapılamasını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirmeyi önerdi.

Bu açıklama ve onu izleyen gelişmeler, kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların sonunda tarafların “şimdilik” hükümetin mevcut şekliyle devam etmesine karar verdiğine işaret ediyor. Ancak bu durum, protestocuların taleplerini karşılayacak politikaların üretileceği anlamına gelmiyor; -muhtemelen İran ve ABD’nin de dolaylı müdahalesiyle- hükümetsizliğin yaratacağı istikrarsızlığa karşı alınmış geçici bir önlem gibi duruyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus