Hukuku ve Barışı Aramak: “Herkes sadece kendi acısını hissediyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Emek ve Adalet Platformu’nun 24 Kasım Pazar günü Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde düzenlediği “Türkiye’de Hukuku ve Barışı Aramak” isimli sempozyuma Canan Kaftancıoğlu, Muammer Bilgiç, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ayhan Bilgen ve Cihangir İslam‘ın da aralarında olduğu birçok siyasetçi katıldı. 

Sempozyumda konuşmacılar, herkesin sadece kendi acısını hissetmesinin ve kendi sorununa çözüm aramasının Türkiye’deki demokrasi ve hukuk krizine çare olmadığı konusunda uzlaştı.

Sempozyumda, Türkiye’deki siyasi ve hukuki durum tartışılırken CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, siyasi partilerin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bile siyasi partilerin bir araya gelemediğini söyledi. 

Kadına karşı şiddetle mücadele için farklılıklarımızı bir tarafa bırakmalıyız

Kaftancıoğlu, “Adalet deyince ne yazık ki toplumun bugün getirildiği noktada herkesin kendisi için adalet mücadelesi vermesi gibi sanal bir durumun oluştuğunu görüyorum. Kardeşler, hepimiz biliyoruz ki adalet bir kesim için olmaz” dedi. Kadına yönelik şiddet konusunda bile insanların ayrıştığı, ayrıştırıldığı bir süreçten geçildiğini, bunun için de CHP’li kadınlardan bir çağrı yapıldığını hatırlatan Kaftancıoğlu, “En azından kadına şiddet konusunda siyasi görüşlerimizi, farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp yan yana gelerek bununla mücadele etmeliyiz. Bugünün muktedirine karşı yan yana gelme mücadelemizi sürdürmeliyiz” diye konuştu.

“Aslında vatandaşlık sıfatı sorgulanıyor”

“Kriz halinde olan bir toplumsal yapı var” diyen Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Didem Yılmaz, “aslında vatandaşlık sıfatının sorgulandığını” belirterek şunları söyledi:

“Olağanüstü Hal (OHAL) kanun hükmünde kararnamelerine (KHK) yönelik ihraçlar bakımından sorgulanan aslında vatandaşlık sıfatıdır. En son 31 Mart seçimleri sonrası seçme hakları bakımından iptal taleplerine konu oldu, seçilme hakları bakımından yargı kararıyla seçilenlerin yönetim hakları ellerinden alındı. Yine OHAL KHK’larıyla seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri görevden alındı. Kayyım veya kayyum önemli değil. Bu bir vesayet rejimidir aslında. Bunun dile getirilmesi lazım.”

“Gücün hukuku varsa güçlünün çıkarları neyi gerektiriyorsa ona göre davranılır” 

Saadet Partiisi Genel İdare Kurulu Üyesi Muammer Bilgiç de söz alarak, “Herkes kendi acısını hissettiğinde biz bu meseleleri çözer miyiz? Bütün insanlar yaşamın daha kolay ve daha güzel olmasını istiyor. Yaşamın kolay ve güzel olabilmesi için de biz, zorluklar ve kötülükler karşısında organize olmalıyız” dedi. Bilgiç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü neden doğru bulmadığını da şöyle açıkladı: “Devleti yaşatmak için insan yaşatılmaz. Bizzat devlet insanı yaşatmak, insan için yaşamı kolaylaştırmak, güzelleştirmek, insanın temel hak ve özgürlüklerine teminat olmak için vardır. Bunu yapmıyorsa yaşamı zorlaştıran, kötüleştiren en organize yapı devlet olur.” 

 “İnsanlar bir kırım/kıyım yaşamadan başkalarının acısını anlamıyor”

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm mağdurların birbirine karşı duyarlı olması gerektiğinin altını çizdi: “Bu duyarlılık olmadan sıkıntıların ortadan kalkması mümkün değil. OHAL mağduriyeti malum son yıllarda en ağır mağduriyet olarak yaşanıyor. Ama bunu anlamak için KHK mağduriyetine uğrayanların kayyum mağduriyetine uğrayanları çok iyi anlaması lazım. Kayyum mağduriyetine uğrayanların KHK mağduriyetine uğrayanları çok iyi anlaması lazım. Buradan geçecek bunun çözümü.”

Siyasi partilerin haksızlıklar karşısındaki tutumunu da eleştiren Gergerlioğlu, “Siyasi partilere baktığınız zaman herkes kendi kampında, kendisini temsil ediyor. Bundan istifade eden Erdoğan rejimi de istediği gibi iktidarını rahat bir şekilde sürdürebiliyor. Bir çözümsüzlük ortamını yaşıyoruz” diye konuştu. 

KHK’lıların yaşadıkları haksızlıklar karşısında “hayat felsefesi sarsıntısı” yaşadıklarını söyleyen Gergerlioğlu sözlerine şöyle devam etti: “Yaşadıkları kıyımın, kırımın farkına varan KHK’lılar şunu diyor mesela: ‘Ben Kürt meselesinin farkına yeni vardım. Başıma gelince anladım. Ayrımcılık neymiş şimdi anladım’ diyor. Çözüm yolu, Türkiye’deki ayrımcılıktan kaynaklanan sıkıntıları, bir insan hakları ve demokrasi konseptine oturtabilmekten geçiyor.” 

Medyascope‘a konuşan Gergerlioğlu, ülkenin içinde bulunduğu kriz durumundan ancak “insan hakları anlayışına sarılarak” çıkabileceğini söyledi. 

İşçi sınıfının hak arayışına polis/devlet engeli

Emek ve Adalet Platformu’ndan Alpkan Birelma demokrasi ve hukuk krizinde işçi sınıfının mağduriyetlerinden bahsetti: “Emek meselesi konuşulduğu zaman ‘Türkiye’de işçi mücadelesi yoktur’ gibi çok klişe bir argüman söyleniyor. Bu argüman orta sınıfın emek mücadelesine yüz çevirmesine sebep oluyor ama tablo tam böyle değil. 2018’de bile 429 işyeri temelli eylem gerçekleşmiş. 2003 ile 2016 yılları arasında AK Parti yaklaşık 40 bin işçinin grevini yasaklamıştı. Bu sayı arkada bıraktığımız üç yıl içinde 155 bin işçiye çıktı.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus