Tahir Elçi, dört yıl önce vurulduğu yerde anıldı: “Sen gittin, zamansız ölümler çoğaldı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, öldürülmesinin dördüncü yılında vurulduğu Dört Ayaklı Minare’nin önünde anıldı. Anma töreninde Elçi’ye seslenen Baro Başkanı Cihan Aydın, “Sana bugün bir yanımız buruk da olsa, iyi haberlerle gelmek istiyorduk, ne yazık ki yine olmadı. Bu ülkede insan hakları, bıraktığın günden daha iyi bir durumda değil. Dosyana gelince sevgili başkan, meçhule gönderilmek isteniyor yetkililer tarafından. Tam da senden edindiğimiz miras ve deneyim ile takipçisi olmaya devam ediyoruz”dedi. Elçi’nin eşi Türkan Elçi ise, “Yine dört ayaklı kapına geldik, yine kasım ayı, mevsim, sonbahar avucumuz boş elimiz yüreğimizde getiremedik bu sokağa adaleti” dedi.

“Senin savaş karşıtı bir adalet savaşçısı olduğunu herkes bilir”

Tahir Elçi’nin anması için Diyarbakır Barosu ve Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı tarafından düzenlenen düzenlenen yürüyüşe, eşi Türkan Elçi, CHP Miilletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Bedran Öztürk, Ebru Günay, Saliha Aydeniz, Diyarbakır Baro Başkanı Cihan aydın, baro başkanları, avukatlar ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Adliye önünde başlayan yürüyüş Elçi’nin 4 yıl önce vurulduğu Dört Ayaklı Minare’nin önünde son buldu. Burada önce Ahmet Kaya’nın,”Diyarbakır Ortasında Vurulmuş Uzanırım” şarkısı ardından bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Anmada konuşan Baro Başkanı Cihan Aydın, Elçi’ye yazdığı mektubu okurken, “Seni tanıyan tanımayan herkes, senin iyi bir hukukçu, yılmaz bir insan hakları savunucusu, dürüst barış savunucusu, savaş karşıtı bir adalet savaşçısı olduğunu iyi bilir. Bu nedenle de meslek hayatını, mağdurların yanında onların yoldaşları olarak, tam da bu Dört Ayaklı Minare’nin önünde noktaladın. Yaşamını noktaladığını sanma; yürekleri yumruklarından büyük meslektaşların ve dostların tarafından yaşatılıyorsun, yaşatılacaksın. Mücadelenle yaşatılacaksın, insanlığınla yaşatılacaksın, savaş karşıtlığın ve barışseverliğinle yaşatılacaksın” dedi.Baro Başkanı Aydın konuşmasını şeyle sürdürdü:

“Tam da burada haince vuruluşunun üzerinden dört yıl geçti. Sana bugün bir yanımız buruk da olsa, iyi haberlerle gelmek istiyorduk, ne yazık ki yine olmadı. Bu ülkede insan hakları, bıraktığın günden daha iyi bir durumda değil. Faili meçhul cinayetler mi? Bildiğin ve mücadelesini verdiğin gibi. Faili meçhul cinayetlerin tamamı yoldaşlarınca takip edilse de idarenin ve yargının elbirliğiyle üzeri örtülmeye, aynı kararlılıkla devam etmektedir. Sanma ki arkadaşların olarak takipsiz bırakıyoruz; takip ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bir de senin barış hayalin vardı. Ne yazık ki esamesi okunmuyor. Ama üzülme, barışseverlerin sayısı, bıraktığın yerden daha fazla. Bu puslu havada da susmuyor barışseverlerin sesi.

Savaş sınırları aştı. Ülkenin güneyi ateş topu. Hani demiştin ya… ‘Bu mekanda çatışma, savaş istemiyoruz’ diye. Ne yazık ki bu konuda da sana iyi bir haber veremeyeceğimizin mahcubiyetini yaşıyoruz. Son anını yaşadığın mekanın hemen bitişiği, aradan 4 yıl geçmesine rağmen kapalı… Senin bir ayağından vurulmasına bile tahammül edemediğin kültürel mirasımız dümdüz edildi.

Dosyana gelince sevgili başkan, meçhule gönderilmek isteniyor yetkililer tarafından. Tam da senden edindiğimiz miras ve deneyim ile takipçisi olmaya devam ediyoruz. Failleri tespit etmek için tamamen bilimsel yöntemlerle bir uzmanlık raporu hazırlattık. Bu raporda olası üç fail tespit edildi. Savcılığa sunduk. Ne yaptılar dersin? Kocaman bir hiç. Soruşturma, faillerini bulmaktan çok, adeta saklamaya odaklanmış durumda. Sanma ki takipsiz bırakacağız, takip edeceğiz, direneceğiz ve faillerini bulacağız. Şiarımızı bilirsin; imkânsızı başarmaya kenetlendik. Mutlaka başaracağız. Cinayetin kameralar önünde işlendi. Amaç sadece senin yaşamına son vermek değildi, senin yoldaşlarına da gözdağı vermek istediler. Ama biliyorsun ki korkmayacağız, direneceğiz ve kazanacağız.”

Daha sanra Türkan Elçi de Tahir Elçi için yazdığı satırları okudu. Elçi, “Yine dört ayaklı kapına geldik, yine kuşluk vakti, yine saat 10.53” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sen gittin, zamansız ölümler çoğaldı”

“Bir ömrün hukuka ibretlik serencamını bir ağıdın kısa ömür üzerine olanı taştan bir sokağa anlatmaya geldik. Yine tende yara, yürekte keder, gecenin karanlığında ölüm korkusu. Sen gittin gideli içimizde yıkılmış bir şehir uyur, niçin uyanmaz. Uyuduğun sokak kırık, dökük. Gidişin eksiklikti desem yine her şey eksik kalır. Bu dar sokakta eksilen sendin, çoğalan ölümdü. Ardından her şey biraz daha eksildi, mesela huzurumuz, hürriyetimiz, umutlarımız eksildi. Gel kurtar bizi bu kimsesiz kalabalıktan.
Yini dört ayaklı kapına geldik, yine kasım ayı, mevsim sonbahar. Avucumuz boş, elimiz yüreğimizde getiremedik bu sokağa adaleti. Gecenin öksüzlüğünde uyuyan adalet, serzeniş yakarış olup damlar avuçlarımıza. Sen gittin hanemizde acıdan başka ne kaldı. Savaş kuruttu gözümüzdeki denizleri, kumunda ölülerden başka ne kaldı. Sen gittin, zamansız ölümler çoğaldı.”

Konuşmalardan sonra Elçi’nin vurulduğu yere ve Dört Ayaklı Minare’ye karanfiller bırakıldı. Anma programı daha sonra Elçi’nin mezarının ziyareti ile devam etti.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus