Sezgin Tanrıkulu, AİHM’nin Kavala kararını değerlendirdi: “Köy yakmalar, zorla kaybedilmeler, faili meçhuller dönemlerinde bile AİHM, Türkiye ile ilgili 18. madde ihlali tespiti yapmadı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Gezi davası kapsamında tutuklu tek sanık olan ve 770 gündür tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala ile ilgili kararını bugün (10 Aralık) açıkladı. Kavala’nın tutukluluğu ile ilgili ihlal kararı veren AİHM, Kavala’nın tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve 18. maddelerini ihlal ettiğine hükmetti.

Kararın ne anlama geldiğini ve mahkemenin kararında değindiği önemli konuları CHP İstanbul Milletvekili ve insan hakları avukatı Sezgin Tanrıkulu, Medyascope’a değerlendirdi.

“AİHM tutukluluğun politik gerekçelere dayandığı tespitini yaparak doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mesaj verdi”

Osman Kavala ile ilgili kararın “beklenen bir karar” olduğunu belirten Tanrıkulu, “AİHM hukuki olarak Osman Kavala dosyasıyla ilgili iki önemli mesaj vermiştir. Birincisi doğrudan doğruya hükümete yani cumhurbaşkanınadır aslında, 18. madde ihlaliyle. Siyaset kurumunun insan hakları savunucularını, sivil toplum aktivistlerini baskı altında tutmak amacıyla yargıyı kullandığına ilişkin bir karar vermiştir. Sözleşmenin maddelerini kötüye kullandığına ilişkin bir karardır bu. 18. madde ihlali ilk defa Selahattin Demirtaş başvurusunda ortaya çıktı” dedi.

“Köy yakmalar, gazetelerin bombalanması, zorla kaybedilmeler, faili meçhuller dönemlerinde bile AİHM, Türkiye ile ilgili 18. madde ihlali tespiti yapmadı”

Tanrıkulu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinin ihlali konusunda ise şunları söyledi:

“Türkiye 1988’de bu sözleşmeye imza attı ve 1989’da onaylayarak sonuçta AİHM’nin yetkisini kabul etti. Yaklaşık 30 yıldır AİHM, Türkiye ile ilgili kararlara imza atıyor. Çok ağır insan hakları ihlallerinin olduğu dönemlerden geçtik. Köy yakmalar, gazetelerin bombalanması, zorla kaybedilmeler, faili meçhuller… O dönemlerde bile AİHM, Türkiye ile ilgili 18. madde ihlali tespiti yapmadı. Çünkü o dönemlerde çok ağır insan hakları ihlalleri bile olsa hükümetlerin yargıya bu denli açık müdahalesi yoktu. Olsa dahi bu kadar görünür ve açık değildi.”

“Cumhurbaşkanının doğrudan suçlayarak mahkûm ettiği biri konusunda yargının bir tutum alması imkansız”

Kararın Demirtaş kararıyla benzerlik taşıdığını belirten Tanrıkulu, “Selahattin Demirtaş ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı doğrudan doğruya ‘Bırakamayız’ dedi. Hem de Büyük Daire duruşmasından sonra dedi. Osman Kavala ile ilgili de daha soruşturma aşamasında suçlu ilan etti. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının doğrudan suçlayarak mahkûm ettiği biri konusunda yargının bir tutum alması imkansız hale geldi” diye konuştu.

“AYM temel hakları savunan bir mahkeme olarak rolünü doğru ve zamanında oynamalı”

Tanrıkulu sözlerini şöyle tamamladı:

“İkinci olarak ise 5/4’ten ihlal kararı verirken Anayasa Mahkemesi’ne ‘Bu kadar çok ihlalin olduğu yerde bu kadar ağır davranamazsın, görmezden gelemezsin’ diyor. Temel insan hakları konusunda bireysel başvuruyla ulaşılabilen bir mahkemeysen burada rolünü doğru ve zamanında oynamalısın. 46. madde bakımından da Kavala’nın AİHM kararına uyularak derhal serbest bırakılmasına hükmetti. Umarım, Demirtaş kararı gibi gecikmez bu karar ve gecikmeden uygulanır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus