Sınırlar ve Uyum konferansı Koç Üniversitesi’nde gerçekleştirildi: “Türkiye’de Avrupa’daki gibi göçmen karşıtı bir söylem yok”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Ticaret Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve MiReKoc ortaklığındaki “Türkiye’nin Göç Siyaseti: Sınırlar ve Uyum” başlıklı konferans Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) gerçekleştirildi.

Konferans üç oturumdan oluştu. “Göç Siyaseti ve Türkiye” başlıklı ilk oturumda Türkiye’nin göç politikaları değerlendirildi. Oturuma Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (MiReKoc) Prof. Dr. Ahmet İçduygu başkanlık etti. Galatasaray Üniversitesi’nden Doç. Dr. Didem Danış ve Özyeğin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deniz Sert, “Türkiye’de Suriyeliler ve ‘Krizsiz’ bir Söylem” başlıklı sunumlarında Türkiye‘de Avrupa’dan farklı olarak mültecilerle ilgili bir kriz söylemi olmadığından bahsetti.

Birinci oturum Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Saime Özçürümez‘in “Göç Yönetişimi, Kitlesel Akınlar ve Toplumsal Bütünleşme: Kuramlar ve Uygulamalar Açısından Türkiye” ve Yaşar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayselin Yıldız‘ın “Farklılaşmış Entegrasyon Modeli: Türkiye’nin Sınır Yönetimi Uygulamalarında AB Uyumu” başlıklı sunumlarıyla tamamlandı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya‘nın moderatörlüğündeki “Uyum ve Türkiye” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Dr. Fulya Memişoğlu, “Yerel Siyaset ve Göçün Yönetişimi: İstanbul’daki Suriyeli Sığınmacılar” başlıklı sunumunda mültecilerin entegrasyonu konusunda Sultanbeyli ve Şişli belediyelerinin çalışmalarından bahsetti.

“Türkiye’de Avrupa’daki gibi göçmen karşıtı bir söylem yok”

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden Dr. Kadir Onur Unutulmaz “Suriyelilerin Uyumunda Bugün ve Yarın: Algıların Dönüşümü ve Yönetimi”, Max Planck Enstitüsü’nden Dr. Ayşen Üstübici “Türkiye’de Siyasi Partilerin Göç Söylemleri ve Göçmen Karşıtı Popülizmin Sınırları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Üstübici, “Türkiye’de mültecilere karşı popülist çıkışlarla karşılaşıldığından ama bunların hâlâ sınırlarının olduğundan” bahsetti ve Türkiye’deki durumun Avrupa’daki popülist göçmen karşıtı söylemden farkını vurguladı.

“Türkiye’de kültürel ve dini yakınlık söylemlerinin karşılığı yok”

Oturum Başkanı Prof. Dr. Ayhan Kaya, “Uyum Alanında Devlet Aktörleri, Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Örgütlerinin Rolleri” başlıklı sunumunda Türkiye’deki mültecilerle ilgili yaptığı değerlendirmesinde Türkiye’de misafirlik, kültürel ve dini yakınlık söylemlerinin artık bir karşılığının olmadığını belirtti.

“Mutabakat sonrası mülteciler yeni rotalara başvurdu”

Oturum Başkanlığını University of Neuchâtel’den Dr. İbrahim Soysüren‘in yaptığı “Sınırlar ve Türkiye” başlıklı üçüncü oturumda İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Dr. Ayşem Biriz Karaçay, “Sınır-Ülkesi Türkiye’nin Sınır Politikaları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Karaçay, “Türkiye’nin 2011 sonrasında Suriye sınırında açık kapı politikası uyguladığını, Türkiye ile AB arasında yapılan mutabakat sonrasında sınırda hareketliliğin azaldığını” belirtti. Karaçay ayrıca, “Mutabakat sonrasında mültecilerin yeni rotalar üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalıştıklarını, Ege Denizi’nden geçişler azalırken Türkiye-Yunanistan ve Türkiye-Bulgaristan kara sınırlarından geçişlerin arttığını” söyledi.

“Ahlaki dil, şiddeti meşrulaştırmanın bir aracı”

İkinci panelist Koç Üniversitesi’nden Sibel Karadağ, “Ege Denizi’nde Sınır Pratikleri ve Failler” başlıklı sunumunda sınırın mikro iktidar ilişkileri üzerinden nasıl değerlendirileceği üzerinde durdu. Ege Denizi üzerinde arama kurtarma çalışmalarına katılarak gerçekleştirdiği saha çalışmasından bahseden Karadağ, sahadaki aktörlerin şiddet arttıkça mültecilerle ilgili olarak daha ahlaki ve daha insancıl bir dil kullandığını, bu ahlaki dilin şiddeti meşrulaştırmanın araçlarından biri olduğunu belirtti.

York Üniversitesi’nden Dr. Özgün Topak ise “Biyopolitik Sınır Olarak “Sıcak Nokta” (Hotspot): Midilli Adası’nda Şiddet, Bekleme ve Gözetim” başlıklı sunumunda, saha çalışmasında elde ettiği verilerden hareketle mültecilerdeki belirsizlik, umutsuzluk ve çaresizlikten bahsetti ve bunların “biyopolitik şiddetin önemli boyutlarından olduğunu” anlattı.

Oturumun ve panelin kapanışını ise, oturum başkanı Dr. İbrahim Soysüren, “Türkiye, Fransa ve İsviçre’de Yabancıların Sınırdışı Edilmesi. Karşılaştırmalı Bir Sosyoloji için Notlar” başlıklı sunumunda sınırdışı ve geri gönderilme kavramları üzerinde durarak gerçekleştirdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus