İmamoğlu, Kanal İstanbul’a itiraz dilekçesini verdi: “Bu millet iş, aş, eğitim istiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesine itiraz için Beşiktaş’taki Çevre Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü’ne giderek dilekçesini verdi. Dilekçeyi vermeden önce açıklama yapan İmamoğlu, “Kanal İstanbul benim uykularımı kaçırıyor, bu şehrin uykularını kaçırıyor” dedi.

Ekrem İmamoğlu, itiraz dilekçesini vermeden önce Kanal İstanbul projesine neden karşı çıktığını anlattı. Dilekçe kuyruklarında vatandaşların bekliyor olmasına vurgu yapan İmamoğlu, “Türkiye tarihinde ilk defa bir konuya insanlar şiddetle karşı. Bunu görmezlikten gelmek yöneticiliğe sığar mı?” diye konuştu.

“İtirazımızı yapmak istiyordum, bugün sabah yapıyorum. Gerçekten uygun olmayan bir süreçte olan ÇED raporu var biliyorsunuz, bir de Çevre Düzeni Planı askıya çıktı” diyen İmamoğlu, şöyle devam etti: “Süreç çok da usule uygun yürümüyor. Her şey apar topar. Bizim derdimiz bu memleketin iyiliklerle güzelliklerle buluşması, zarar görmemesi. Çevre Düzeni Planı aslında bir uzlaşma metnidir, kapalı kapılar ardında yapılmaz. Hele hele 1 bölü 100 bin dediğiniz şey bir anayasa gibidir, en üst perdeden bir plan düzenidir. Bundan kimin haberi var? Bir çalışma duydunuz mu? Odaların, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin kimin haberi var? Kimsenin haberi yok. Yani dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama olmaz. Bu anlayış yanlıştır.”

İmamoğlu, projeyi hazırlayan ve bu işin içinde olanların bile çocuklarının, torunlarının geleceği için itirazda bulunduğunu belirtti ve “50 tane kanal var deniliyor dünyada, 100 tane de olabilir 200 tane de olabilir ama İstanbul bir tane. İki kıtayı birleştiren coğrafya bir tane. Dünyanın en nadide noktasında yaşıyoruz. 2011’den beri bir hikâyedir geziyor. Kimin bilgisi var? Beş yılım bu şehrin kanala en yakın bölgelerinden birinde belediye başkanlığıyla geçti. Nereye çağırıldım? Benim dışımda bir belediye başkanı bir yere mi davet edildi? Bir bilgi mi paylaşıldı? Bir şey mi soruldu? Geçelim vatandaşı, bu şehrin 39 belediye başkanı, 2011’den beri yapan arkadaşlarımız da var. Partisi yok bu işin. Vicdanlara sesleniyorum, akla ve bilime sesleniyorum, ahlaka sesleniyorum. Bu süreç onun bunun süreci değil. O partinin bu partinin süreci değil. Konuştuğumuz mevzu tümüyle toplumsal bir mevzu. Tümüyle ülkenin geleceğiyle ilgili” diye konuştu.

“Hadi oradan derler”

İmamoğlu, açıklamasının devamında şunları söyledi: “İki kıta tarifliyoruz; birisi Asya, birisi Avrupa. Yaptığınız şeyle ortaya çıkarttığınız ada ne olacak? Hangi kıta olacak? Tümüyle şaşkınlık verici. Suya, doğaya, yaşama etkisi. ‘500 bin kişilik akıllı şehir’ diyorlar. Hadi oradan derler ya. 1,2 milyon nüfus sizin raporlarınızda yazıyor, bana göre 2 milyon belki de daha fazla. Çevre düzeni planı askıya çıktı, alın bakın. Dört-beş tane Esenyurt ilçesi göreceksiniz orada konut yerleşimi diye tanımlanan. Havaalanında ‘airport city’ diye tanıtımlar yapılıyor. Havaalanının kalan kısmında da 1,2 milyonluk şehir mi düşünüyorsunuz? Ya da daha önce açıkladığınız gibi Anadolu yakası ve Avrupa yakasında kuzeyde iki şehir diye açıklamanız var. Ne yapıyorsunuz? İstanbul’da 1,2 milyon şu an boş adres, konut var. Konut stoku dolu. Zaten bu şehir betona boğulmuş durumda. Türkiye tarihinde ilk defa bir konuya insanlar şiddetle karşı. Bunu görmezlikten gelmek yöneticiliğe sığar mı? Olmaz. Basında konuşanlar, siyasi mevzuya konuyu değiştirenler. Bu Kanal İstanbul benim uykularımı kaçırıyor, bu şehrin uykularını kaçırıyor. Öyle konuyu bulandırmaya gerek yok. Ona da karşılar, bu işleri geçin. Kayıtlar var. Üçüncü köprüyü niye istemediniz o zaman? Niye ihanet diye yorumladınız?

“Bu şehrin binalara, ekstra nüfusa ihtiyacı yok”

Konuşalım anlatalım, bakın biz 8-9 Ocak’ta İstanbul’un suyunu konuşacağız. 9-10 Ocak’ta Kanal İstanbul’u konuşacağız. Bütün bilim insanlarıyla, bütün olumlu düşünenleri davet edin diye talimat verdim arkadaşlarıma, gelsinler anlatsınlar. Kanal’ı konuşuyoruz ama birkaç arkadaş ‘Bazı projeler error verebilir’ diyor. ‘2050 yılına kadar su sorunu yok’ dediğimiz kentin barajı yaklaşık altı yıldır bitirilemiyor. Bir baraj bitirilemiyor. 600 700 milyonluk ödenek önce çıkarılamadı, şimdi inşallah çıkarılacak. Bizim baskılarımızdan sonra. Niye? 2020’nin bütçe darlığından dolayı. Bu olmaz. Tümüyle insani, vicdani konuşuyoruz. Bu şehrin ekstra binalara, ekstra nüfusa ihtiyacı yok. Bu şehrin korunmaya ve insani gelişime ihtiyacı var. Yaşam kalitesine ihtiyacı var. Bu şehirdeki insanlar, gençler neden ülke dışına gidiyorlar? Onlara kaliteli bir ekosistem oluşturmamız lazım. Yeni teknolojileri geliştiren, üreten yeni katma değerlerle bu şehre katkı sunan nesilleri inşa etmemiz lazım. Nesli korumamız lazım. Bu şehrin derdi kanal falan değil. E-5’i nasıl geçeceksiniz? Daha ortada proje yok. Küçükçekmece Gölü’nü nasıl aşacaksınız? Yani, suyla ilgili üç bilim insanının raporunu okuyorum, uykularım kaçıyor. Bilim insanının tarifi aynen şu: ‘Siz tümüyle yeraltı su kaynaklarını kurutuyorsunuz. Istrancalar’dan gelen suyun İstanbul’a yaygınlaşan yeraltı akışını yok ediyorsunuz. Yaratmak istediğiniz ada yarınlarda yerleşime uygun olmayan kurak bir alana dönüşme riskine sahip’. Bunları ben yazmıyorum, bilim insanları 4-5 sene önce yazmış.”

İmamoğlu, İBB adına metrolarda, metrobüslerde Kanal İstanbul ile ilgili gösterilen videoya getirilen eleştirilere de şöyle yanıt verdi:

“Daha da çoğalacak. Ben, belediye başkanıyım. Toplumu bilgilendiriyorum. Bilgi alma hakkına saygı duyarak onların, bilgi almasını sağlıyorum. Keşke sekiz senedir bu işi evirip çeviren insanlar, tek bir sayfa akılla, bilimle bir şey sunsaydı. Ne gördünüz Kanal İstanbul ile ilgili? Ne var aklınızda? 70-80 katlı binaların olduğu çizgi film var. Başka bir şey yok. Bir de yatlar, villalar, hatta saraylar var. Bu millet, kat, yat, saray istemiyor. 80 katlı bina hiç istemiyor. Bu millet ne istiyor buluyor musunuz? İş, aş, ekmek, eğitim. Bakın milletin çocukları okullarında okuyamıyor diye zoraki satışlar yapılıyor. Özel okullar kapatılıyor. Bütün bu sorunlar varken, bakın yurtdışı ile ilişkilerimizdeki sorunlarımız, bütün bu sorunlar varken, bu şehri ve bu ülkeyi Kanal İstanbul ile meşgul etmek devlet adamlığına sığmıyor. Biz bu bilgileri vermeye devam edeceğiz.”

İmamoğlu, açıklamasının ardından il müdürlüğünün önünde dilekçe vermek için bekleyen vatandaşlarla sohbet ettikten sonra içeri girerek itiraz dilekçesini teslim etti. Beş gün içinde İstanbul’da en az 60 bin dilekçe verildi. Dilekçeler perşembe günü mesai bitimine kadar teslim edilebilecek.

Ekrem İmamoğlu’nun itiraz dilekçesi şöyle:

“İstanbul ili Küçükçekmece, Avcılar, Arnavutköy, Başakşehir ilçesinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Kanal İstanbul (Kıyı Yapıları, Yat Limanları, Konteyner Limanları ve Lojistik Merkezleri, Denizden Alan Kazanımı, Dip Taraması, Beton Santralleri Dahil)  Projesi ile ilgili olarak hazırlanan, son verilen ÇED Raporu’na ilişkin itirazlarımın sunulması, ÇED olumsuz görüşü verilmesi talebidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve İstanbul’da ikamet eden bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, İstanbul ili, Küçükçekmece Gölü – Sazlıdre Barajı – Terkos Gölü doğusunu takip eden güzergahta yaklaşık 45 kilometre uzunlukta, 20,75 metre derinlikte ve 275 metre genişlikte bir Kanal açılması için hazırlanan projeye ilişkin hazırlanan ÇED raporuna itiraz ediyorum.

Kanal İstanbul’un tümüyle ortadan kaldıracağı tarım alanları, mera alanları, orman alanları, su havzaları, yeraltı suları, gölet alanları, denizi, flora ve fauna, kıyı alanları, sit alanları ortada iken, sözkonusu rapor, bu denli büyük bir çevresel tahribat yaratacak projeye ilişkin yeterli bir değerlendirme, etki analizi ve koruma programı sunmamakta, sunması da mümkün gözükmemektedir. ÇED Raporu, projenin olumsuz çevresel etkilerini bertaraf edecek değerlendirmeler içermemekte ve bilimsel yeterliliği konusunda şüphe uyandırmaktadır.

İstanbul’u son derece yaşanmaz hale getirecek bu proje ile milyarlarca liralık kamu kaynağının, istihdam oluşturmak, devletin vatandaşa sunması gereken sağlık ve eğitim gibi temel hizmetleri geliştirmek, depreme karşı İstanbul’u hazır hale getirmek gibi halkın öncelikli ihtiyaçlarına aktarılmak yerine plansız ve programsız bir biçimde harcanmasının önü açılmıştır.

Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik hazırlanan ÇED raporuna ilişkin İBB Başkanlığı başta olmak üzere, birçok kurum ve kuruluş, bilim insanı, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımız haklı itirazlarını Bakanlığın ilgili makamlarına sunmuşlardır. Bilimin ortaya koymuş olduğu gerçekleş, ulusal mevzuatımız, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak altına imza atmış olduğumu uluslararası sözleşmelerle bağdaşmayan ve tüm bunlarla birlikte yurttaşlarımızın daha mutlu, daha yaşanabilir, geleceğe umutla bakan bir İstanbul’da yaşama taleplerini, ortadan kaldıran bir projenin hayata geçirilmesinin, bu kadim şehrin belediye başkanı olarak sessiz kalmam mümkün görülemez

Anayasa’nın 56. maddesine göre ‘Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çer kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.’ Kanal İstanbul projesi, doğal çevreyi değiştirerek olumsuz etkileyecek, bir başka deyişle çevre ve halk sağlığını bozacak bir proje olduğundan 16 milyon İstanbullu’nun ‘sağlıklı çevrede yaşama hakkı’nın ihlal edilmesini kabul etmiyoruz.

Özü itibarıyla, Kanal İstanbul Projesi ile İstanbul’un yaşam destek sistemleri olan Kuzey Ormanları, su havzaları, su havzalarını besleyen su kaynakları, tarım ve mera alanları yok olacaktır. Doğal yaşam alanları ve ekosistem bozulacaktır. Doğal ve arkeolojik sit alanları, tabiat parkları, milli parklar vb. koruma alanları yok olacaktır. Sadece İstanbul’da değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları yok edileceği için bölgede tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecektir. Karadeniz’in kıy alanları yok olacaktır. Üç aktif fay hattının geçtiği bölgeye nüfus ve yapılaşma baskısı yükleyecek afet riskini artıracaktır. Ulaşım sistemi içinden çıkılamaz bir hal alacak, kentsel yaşam maliyetleri misliyle artacaktır.

Sonuç olarak; anayasal yetkilerimi kullanarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği”nin 1. maddesinin 4. fıkrası çerçevesinde ÇED raporuna itiraz ediyor, proje için ÇED Olumsuz Kararı verilmesini talep ediyorum.

Ekrem İmamoğlu- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus