Kuzey Demiryolu Projesi nedir? 8,3 milyar dolarlık dev proje ne kadar gerekli?

İSTANBUL (Medyascope, Melike Ceyhan) – Kocaeli Çayırova’dan İstanbul Çatalca’ya uzanacak yeni demiryolu hattı için uluslararası kredi onaylarının ardından çalışmalar hızlandı. 2030 yılına kadar tamamlanması öngörülen projeye karşı uyarılarda bulunan meslek odaları ve şehir plancılarına göre İstanbul’un üst ölçekli kent planları tamamen devre dışı bırakılıyor. Peki Kuzey Demiryolu Projesi nedir? 8,3 milyar dolarlık dev proje ne kadar gerekli?

Kuzey Demiryolu Projesi
İstanbul’a 8,3 milyar dolarlık küresel koridorun saklanan gerçekleri

İstanbul’da yeni bir raylı sistem koridoru açmayı hedefleyen Kuzey Demiryolu Projesi (INRAIL), uluslararası finansman ağıyla hayata geçiriliyor. Dünya Bankası’nın öncülük ettiği bu dev bütçeli fonlama trafiğinde; Asya Kalkınma Bankası (ADB), Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (EBRD), İslam Kalkınma Bankası (IsDB) ve OPEC Uluslararası Kalkınma Fonu yakın iş birliği içinde çalışıyor.

INRAIL Projesi, Asya yakasında Kocaeli ilinde bulunan Çayırova İstasyonu civarında başlayıp, batı yönünde ilerleyerek İstanbul’da yer alan Çatalca İstasyonu’nda son bulacak. Bu hat, İstanbul Boğazı’nı Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden geçerek kıtalararası demiryolu bağlantısını sağlayacak

Çayırova, Sabiha Gökçen Havalimanı, İstanbul Havalimanı ve Çatalca olmak üzere 4 ana istasyondan oluşacak 127 kilometrelik bu yeni hat, hem yük hem de yolcu taşımacılığını entegre etmeyi hedefliyor. İstanbul’a toplam maliyeti 8.3 milyar dolar olarak tahmin edilen projenin elektrikli yapısına atıfla ‘yeşil proje’ vurgusu yapılsa da uzmanlar, bu küresel koridorun kentin kuzeyindeki son doğal sığınaklar üzerinde yaratacağı kümülatif baskıya dikkat çekiyor.

“Yapılaşma baskısı artacak”

Projenin haritadaki yeri, bugüne kadar kentin kuzey aksında hayata geçirilen diğer büyük ölçekli altyapı yatırımlarıyla olan mekânsal bağı üzerinden değerlendiriliyor. Geçmiş mega projelerin yarattığı tahribatı hatırlatan Şehir Plancısı Ceyhan Çılğın, yeni ticari hattın bölgedeki ekosistemi bütünüyle değiştirecek bir kırılma noktası olduğu görüşünde:

“Kanal İstanbul Projesi, Kuzey Marmara Otoyolu Projesi, Üçüncü Köprü Projesi, Üçüncü Havalimanı. Bu dört projeyi bir paket olarak düşünelim. Bunun yanına bir de INRAIL projesi ekleniyor. Bu artık Kuzey Ormanları’nın korunur olmaktan çıkması demek. Çünkü önceden ulaşılabilir değildi, erişim zorluğu vardı. Dolayısıyla ekosistem insan baskısına maruz kalmadan kendi kendini koruyordu. Şimdi bu 4 projenin üzerine yenisini ekleyerek antropojenik (insan hareketlerine bağlı, kirletici, yapılaşma baskısı altına alan hareketler) baskı yaratıyoruz. INRAIL projesi buradaki yapılaşma baskısını inanılmaz düzeyde artıracaktır.”

Planlar ihlal ediliyor, zorunlu göç dayatılıyor

Mega kentin geleceğine dair koruyucu kararlar içeren 2009 tarihli Çevre Düzeni Planı, İstanbul’un hayatta kalabilmesi için kuzey yönlü büyümesinin kesinlikle durdurulması gerektiğini temel ilke olarak baz alıyordu. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kübra Ayçiçek, son yıllarda inşa edilen otoyollar, köprüler ve Sazlıdere’deki TOKİ konutları gibi adımlarla bu ana planın tam tersi bir süreç işletildiğine dikkat çekiyor. Masadaki projenin hayata geçirilmesinin bölge halkı için de bir göç ve mülksüzleştirme anlamına geldiğini belirten Ayçiçek, uluslararası standartlardaki resmi raporlarda yer alan çarpıcı verileri şöyle anlattı:

“INRAIL projesinde sosyal etki değerlendirme raporu var. ‘Sosyoekonomik olarak orada yaşayan insanlar nasıl etkilenecek?’ sorusu üstünden yola çıkıyor. Ve çok net bir şekilde bu projenin geçtiği güzergahlarda insanların arazi kaybına uğurlayacakları, yaşam alanlarını kaybedebilecekleri, gelir kaybına uğurlayacakları, bölgeden göç etmek zorunda kalacakları ayrıntılı şekilde yazıyor. Hatta çok çok çarpıcı cümleler var. Birileriyle konuşmuşlar. Yanına ‘Gidecek başka yeri yok’ diye not alınmış.”

Kaç hektarlık alan heba edilecek?

Kuzey Demiryolu Projesi başka ne riskler yaratacak? Bir başka risk alanı su kaynakları. Belirlen hattın Ömerli, Büyükçekmece, Alibeyköy ve Sazlıdere barajlarının mutlak koruma kuşaklarını doğrudan tehdit ettiğini söyleyen TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ömür Yaşayan, musluklardan akan suyun geleceğini tehdit eden tehlikeyi şu sözlerle detaylandırdı:

“Özellikle Ömerli Havzası bizim için çok önemli. Çünkü şehrin su ihtiyacının neredeyse yarısını karşılıyor. Projede kazılar yapılacak, raylar döşenecek, viyadük çalışması olacak. Bu da havzanın korunma niteliğinin düşmesine sebep olacak, Ömerli Havzası’nı kirleten, daraltan ve su oranı tutma kapasitesini düşüren bir hale gelecek.”

Resmi proje tanıtım dosyasında kaç hektarlık orman arazisinin feda edileceğine dair şeffaf verilerin bulunmadığına işaret eden Yaşayan “Siz bir ulaşım projesi yapıyorsunuz. Bu projeyi yaparken kazı işlemleri, inşaat çalışmaları olacak. Dolayısıyla ormanlar etkilenecek. Fakat kaç hektarlık alan olacak? Ne kadarını heba edeceklerini bilmemiz gerekiyor. Ama muğlak ifadeler var. Olumsuz başlıklardan biri de bu” diye konuştu.

‘Yeşil proje iddiası bir pazarlama taktiği’

Projenin elektrikli olmasına atıfla ‘yeşil proje’ olarak tanıtılması, Kuzey Ormanları Savunması Sözcüsü Pınar Aytekin Özkan’a göre sadece bir pazarlama taktiği. Tahribatın çok büyük olacağına vurgu yapan Özkan, şu uyarıda bulundu:

“Tren yoluyla belki lojistiği daha iyi kurduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak o tren yolunu ormanın kalbinden geçirirseniz, toprak altı toprak üstü tüm ekosistemi bozarsanız, su varlıklarını tehdit edersiniz. Bu iklim ve çevre dostu olmaz. Bu, bir su kabına su doldurup altını delmek gibi. İnsanlar projeyi ilk duyduğunda ‘ne güzel demiryolu döşenecekmiş’ diye tepki verebilir. Ama bunun arka planına iyi bakılmalı, halk bunu bilmek zorunda. Çünkü bizim gidecek başka bir yerimiz yok.”



Proje hakkında

“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.

Melike Ceyhan kimdir?

Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden 2015’te mezun oldu.  Medyascope, Artı Tv, Halk Tv, KRT, Tele1’de çalıştı. Serbest gazetecilik yapıyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş