Süleymani suikastının intikamını “kan dökmeden” almayı seçen İran’ın hesabı tutacak mı?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İran, ABD’nin Kasım Süleymani suikastına misilleme olarak Irak’ta iki askeri üsse füze saldırısı düzenledi. Anbar vilayetinde IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon güçleri tarafından kullanılan Ayn el Esad hava üssü ile Kuzey Irak’ın Erbil kentindeki bir askeri hedefe düzenlenen saldırılar, Süleymani’nin memleketi Kerman’da toprağa verilmesinden kısa süre sonra geldi. ABD ile üslerde askerleri bulunan Kanada ve Norveç’in yanı sıra, Irak da saldırılarda ölen askeri bulunmadığını duyurdu.

Saldırılarda ölen olmaması, İran’ın misillemeyi dikkatle tasarladığını, iç kamuoyuna Süleymani’nin intikamının alındığı mesajı verilirken, ABD’nin de yanıt verme-mesine olanak tanımayı hesapladıklarını düşündürüyor.

Nitekim İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif meşru müdafaa haklarını kullandıklarını, ABD’nin İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’ye düzenlediği saldırıya uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde orantılı bir karşılık verdiklerini; gerilimi tırmandırmak amacı taşımadıklarını söyledi: “İran, vatandaşlarımıza ve üst düzey yetkililerimize korkakça düzenlenen silahlı saldırının ardından Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51. maddesine göre meşru müdafaa adına orantılı adımlarını atmış ve tamamlamıştır. Gerilimi tırmandırmak ve savaş istemiyoruz, ancak kendimizi herhangi bir saldırıya karşı koruyacağız.”

Zaten ABD Başkanı Donald Trump da saldırılardan sonraki ilk açıklamasında, “Herşey yolunda” diyerek misillemeyi hafifseyen bir tutum takınmıştı: “Her şey yolunda! İran’dan Irak’taki iki üsse füze atıldı. Can kaybı ve zarar tespit çalışmaları sürüyor. Şu ana kadar her şey iyi. Dünyanın, açık ara en güçlü ve en donanımlı ordusuna sahibiz. Yarın sabah açıklama yapacağım.

Bugün hem ABD Başkanı Donald Trump hem de İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani kamuoyuna seslenecekler. Yapacakları açıklamalar ne kadar sert olursa olsun, eğer eylemlerinde itidal gösterirlerse, her iki taraf için de itibarı iyi-kötü korumak ve tansiyonu geçici olarak düşürmek mümkün olabilir.

Tabii top şimdi Beyaz Saray’da. Trump için kasım ayındaki başkanlık seçimi öncesinde, bu misillemeye misli ile karşılık verip, nihayetinde ABD için de can kayıplarıyla da sonuçlanabilecek daha şiddetli bir çatışma mı daha avantajlı olur, yoksa bu aşamada belirsizliğe ve öngörülemezliğe yaslanıp itidal göstermek mi daha çok puan toplar, bunların hesabı yapılıyor olmalı.

Bölge uzmanı gazeteci Fehim Taştekin’in dikkat çektiği üzere, İran Trump’ın ilk seçenekten yana tavır koymaması için örtük bir tehditte de bulundu, ABD’ye üslerini kullandıran bölgedeki müttefiklerinin de hedef sayılacağını ima etti.

Ancak Trump tavrını ikinci seçenekten yana koysa dahi, Vaşington’ın da Tahran’ın da aralarındaki husumeti örtük, gayri-nizami harp yöntemleriyle ve/veya vekillerden yararlanarak sürdürmeye devam edeceklerini söyleyebiliriz. Dolayısıyla tansiyonun düşecekse bile, ancak geçici olarak düşeceğini not edelim.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus