Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atandı – Ahmet Davutoğlu: “Yaşananlar, toplumun her kesimini esir almaya çalışan bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, benmerkezciliğin geldiği noktadır”

Kurucuları arasında eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğu Bilim ve Sanat Vakfı’nda (BSV) kayyum, yönetimi devraldı.

1986 yılında Mustafa Özel, Murat Ülker, Fikri Gökbörü Kançal ve Ahmet Davutoğlu gibi isimler tarafından kurulan BSV, öğrencilere burs ve seminerler veriyordu. Daha önce de vakfa ait İstanbul Şehir Üniversitesi’nin yönetimi Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti.

Konuyla ilgili bugün Twitter hesabından bir açıklama yayınlayan vakfın kurucularından, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Yaşananlar, toplumun her kesimini esir almaya çalışan bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, benmerkezciliğin geldiği noktadır” dedi.

Davutoğlu‘nun açıklamasından satır başları şöyle:

Bilim ve Sanat Vakfı belli hukuki şartlar yerine getirilerek kurulmuş herhangi bir kurum değildir. Kendi doğasından neşet etmiş, o doğayı tarihi akış ile buluşturmuş bir zihni yolculuğun eseridir. Onun içindir ki, kırk yıl içinde hasbi ve samimi bir ilmi iklim inşa etmiştir. Ne her yere yayılmaya ne de tek sesli bir bağlılar topluluğu inşa etmeye yönelmiştir. Bir kişiye ait olmadığı gibi bir gruba ya da iktidara da yaslanmamıştır.

Yetmişli yılların sonlarında ülke gerilim içindeyken bu ülkenin toprağına düşen zihni bir tohumun aşkla, muhabbetle ve samimiyetle boy vermesinin ürünüdür. Bu tohum 12 Eylül’ün boğucu ortamında yeni bir ilim geleneği ve zihniyet inşa etmek üzere var olan eğitim paradigmasını aşmaya çalışan bir grup gencin sadece ellerindeki dar imkanları değil hayatlarını vakfetmeleri ile ete kemiğe bürünmüş ve bir geleneğe dönüşmeye başlamıştır. İlk dersler önce dönüşümlü olarak evlerde başlamış sonra yavaş yavaş emekle, fedakarlıkla büyüyerek on binlerce öğrenciye ulaşmıştır.

Ve nihayet 12 Eylül’ün sınamasından geçen bu zihni tohum gelenekleşirken 28 Şubat’ın sert soğuğu ile karşılaştığında olgunlaşma sınavına girdi. Başörtüsü sebebiyle ya da imam hatip mezunu olmalarının getirdiği dezavantajla üniversitelere giremeyen gençler akın akın vakfa gelmeye, alternatif bir eğitim paradigmasına sığınmaya başladılar. Birçok sivil toplum kuruluşunun faaliyetlerine ara verdiği ve bizim vakfın da baskına uğrayabileceği bilgisi geldiğinde hep beraber şu kararı almıştık: Bir vakıf kapısı herhangi bir baskı karşısında kurucuları tarafından kapatılamaz. Gelsinler ve bizi gerekirse dersten alıp götürsünler.

Kimse gelmedi, 28 Şubat’ta baskılar karşısında geri adım da atılmadı. Vakıftaki o gönüllüler de ilkelerinden taviz vermeden çaba göstermeye, bilim ve sanat çalışmalarına devam ettiler. Kırk yıllık geleneği olan vakıftan, akademiye, bürokrasiye, siyasete, iş dünyasına girenler, toplumun her alanında görev alan insanlar oldu. Ne kimse vakfı kendi gölgesine almaya çalıştı, ne de vakıf kimsenin gölgesine girmeye razı oldu.

İstanbul Şehir Üniversitesi’ne uygulanan hukuksuz el koymanın üzerine Bilim ve Sanat Vakfı’nı hukuki kılıflar uydurarak ‘teslim almaya’ çalışmak kesinlikle Türkiye’de bir grubun, bir kesimin, bir mahallenin, bir camianın sorunu değildir. Yaşanan, en az dokuz aydır kamuoyu önünde dile getirdiğimiz gibi toplumun her kesimini esir almaya çalışan bir hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, benmerkezciliğin geldiği noktadır. Vakıf geleneğine, örgütlenme özgürlüğüne, düşünce ve ifade hürriyetine, sivil topluma yapılan bu darbe kimsenin aklına bile getirmek istemediği bir pratiğin önünü açmaktadır.

Bilim ve Sanat Vakfı’na el konulması uygulamasından bir an önce vazgeçilmeli, benzer hukuksuzluklara kapı açan kanuni yanlışların düzeltilmesi için yasama süreçleri devreye girmeli, toplumun her kesiminden ortak bir vicdani ses yükselmelidir.

Bilim ve Sanat Vakfı’na reva görülen uygulama herkesi yaralamıştır ancak ilim aşkı, özgürlükler ve demokrasi için çabamız kesintisiz bir şekilde devam edecektir.”

“Hakka ve adalete uygun değil”

Öte yandan; Bilim ve Sanat Vakfı Mütevelli Heyeti adına Kurucu Başkan Mustafa Özel imzasıyla vakıf tarafından yayımlanan kamuoyu açıklamasında şöyle denildi: “Daha önce 19.12.2019 tarihinde YÖK Genel Kurulu kararıyla İstanbul Şehir Üniversitesi yönetimi hami üniversite olan Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti. Bu haksız uygulamanın devamı mahiyetinde, kırk yıldır ülkemizin eğitim ve kültür hayatına hizmet etmekte olan vakfımıza böyle bir muamelenin reva görülmesi hiçbir şekilde hakka ve adalete uygun değildir.

Bu keyfi tutum yüzlerce yıllık vakıf geleneğimizde büyük bir tahribata yol açabilecek vahim bir adım; sadece Bilim ve Sanat Vakfı’nı değil ülkemizdeki bütün vakıfları ilgilendiren tehlikeli bir girişimdir. Vakıf kurumunu ve ruhunu oluşturan ve yaşatan, her yaş ve kuşaktan gönüllüler ve vakıf-insanlardır. Bilim ve Sanat Vakfı her hal ve şartta yaşamaya devam edecektir.”

Vakıf tarafından kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi’ne tahsis edilen arazinin tahsisinin durdurulması sonrası, üniversitenin bankalarla kredi ilişkisi bozulmuş, devam eden süreçte üniversite yönetimi garantör üniversite sıfatıyla Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti

Vakıflar Genel Müdürlüğü: Faaliyet bir yıl durduruldu

Vakıflar Genel Müdürlüğü, ilgili yasa hükümleri gereğince, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kurucusu olan Bilim ve Sanat Vakfı’nın teslim alınarak, mahkeme tarafından kayyum atanıncaya kadar, üç kişilik komisyon tarafından yönetileceğini açıkladı.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada, Bilim ve Sanat Vakfı tarafından kurulan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin, Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile bir yıl geçici süre ile faaliyetinin durdurulduğu ve üniversitenin idaresinin hami üniversite olarak Marmara Üniversitesi’ne bırakıldığı hatırlatıldı.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar