HDP Eş Genel Başkanı Buldan: “İktidar enkazdan siyaset devşirecek kadar küçüldü, ülkeyi yönetemiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Buldan’ın değerlendirmeleri şöyle:

“Toplumsal dayanışmanın sürekliliği hepimizin ortak sorumluluğudur”

“Felaketlerin yaşandığı dönemler, toplumsal dayanışmayı ve yardımlaşmayı her zamankinden daha fazla büyütmemiz gereken süreçlerdir. Elazığ depremi sonrası toplumun acıda ve dayanışma duygusunda birleşmesi, yardım için seferber olması çok değerli ve anlamlıdır. Bu toplumsal dayanışmanın süreklilik arz etmesi hepimizin ortak sorumluluğu ve beklentisidir.

Elazığ depremi bir kez daha bizlere göstermiştir ki Türkiye, afetlere hazırlıklı bir ülke değildir. Felaketler göz göre göre geliyor. Yaşanan acı tablo iktidarın vurdumduymazlığı, doğal afetler konusundaki hazırlıksızlığı ve öngörüsüzlüğünün bir sonucudur. O yıkılan binaların dere kumuyla yapıldığı ve hiçbir zaman da denetlenmediği bir kez daha ortaya çıkmıştır. İktidar düzeni hırsızlık ve yolsuzluk üzerine olursa yandaş müteahhit de dere kumundan bina yapar. Bunların iktidarları da çürük, binaları da çürük!”

“Köylerde AKP’yi eleştiren bir açıklama yapılsaydı 4 dakika sonra polis baskın yapardı”

“Yereldeki kriz koordinasyonumuz Sivrice ve Maden’e bağlı 60 köye ulaşarak incelemelerde bulundu. Devletin ulaşamadığı, gitmediği köylere ilk etapta HDP ulaşarak halkımızın durumunu yerinde tespit etmiştir ve bu 60 köyün hiçbirinde hasar tespiti yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Dört gün sonra yani bugün, köylere yardım gönderilmeye başlandığını biraz önce televizyonlardan öğrendik. Ama şunu ifade etmek isterim, o köylerden bir tanesinden bir tweet atılmış olsaydı ya da AKP’yi eleştiren bir açıklama yapılmış olsaydı inanın değil dört gün, dört dakika sonra polis baskın yapardı, devlet orada olurdu. İşte AKP hükümetinin sorumluluğu, duyarlılığı bu kadardır. 

Yardımları halka ulaştırmak için yola çıkan araçlarımız İçişleri Bakanının talimatıyla engellenerek geri gönderildi. Halkın, depremden zarar gören insanlara el uzatması devlet eliyle bir kez daha engellendi. Burası sözün bittiği yerdir. Bu iktidarın siyasi fıtratında insanlık değerleri adına hiçbir şey kalmamıştır. İnsanlık adına bir utançtır bu tablo. Bunların utanç tabloları uç uca eklense inanın ki Harput’tan Edirne’ye yol olur. 

Deprem acıda ve dayanışma duygusunda toplumu daha fazla birleştirirken, iktidar ise toplumsal vicdanı ayrıştırmaya devam etmektedir. Elazığ depremi sonrası özellikle Google’da en çok sorulan soru “Elazığ Kürt mü?” sorusu olmuştur. İşte bu tablo bile iktidarın ayrımcı, ötekileştirici politikalarının insanları ne hale getirdiğinin bir göstergesidir. Oysa acıyı hissedebilmek için sadece insan olmak yeterlidir. İnsan olabilmeyi başarmak en büyük erdemdir!”

“Enkazdan siyaset devşirecek kadar küçüldüler”

“Enkazdan yaralı kurtarılan bir insanımız acilen hastaneye götürüleceğine AKP Genel Başkanının bulunduğu alana götürülerek adeta şov yapılmıştır. Enkazdan siyaset devşirecek kadar küçüldüklerini dünya âlem görmüştür. Kendi televizyonlarında çaresizlik içindeki insanlara ne kadar mutlu olduklarını söylettirmeye çalışan bir iktidarı gördük!

İçişleri Bakanına sorun, deprem riski taşıyan kaç bina var diye, inanın ki bilmez. Ama AKP’yi eleştiren kaç tweet atılmış, kimler atmış hepsini bilirler ve anında tespit ederler. Çünkü gece gündüz vatandaşı takip eden, izleyen, fişleyen bir iktidar zihniyeti bu ülkeye hakim bir duruma gelmiş. Ne yaparlarsa yapsınlar sosyal medyayı susturamayacaklar, hesap soran insanları korkutamayacaklar!”

“Deprem paralarıyla hasarlı binaları değil kendi iktidarlarını güçlendirdiler”

“Bu depremde herkesin haklı olarak sorduğu soru şudur: Deprem için toplanan vergiler nerede? AKP hesap veremiyor. Soranı ise susturmaya çalışıyorlar. O paraların nereye gittiği bellidir. Yandaşlara, müteahhitlere, ranta, şatafata, israfa harcandı. Deprem vergileri ayakkabı kutularında günlerce nasıl saklandı bunu da biliyoruz. Deprem paralarıyla hasarlı riskli binaları değil kendi iktidarlarını güçlendirdiler. İzah yapamayışlarının nedeni budur!”

“Anadilinin hayat kurtardığı Elazığ depreminin öğrettiği bir gerçektir”

“Depremin ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise sağlık hizmetlerinde anadili kullanımının ne kadar hayati ve önemli olduğudur. Özellikle sağlık hizmetinde anadilinin önemini Elazığ depreminde bir kez daha gördük. Bu ülkede tek dil yok. Çok kültürlü, çok dilli, çok kimlikli ve çok inançlı bir ülkede yaşıyoruz. Dolayısıyla başta sağlık olmak üzere kamusal alanın, kamusal hizmetin bu çok dillilik esasına göre düzenlenmesi, anadilinde kamu hizmetinin yasal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Anadilinin hayat kurtardığı, Elazığ depreminin öğrettiği bir gerçektir.” 

“Ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar, ancak yönetemiyorlar”

“AKP iktidarının izlediği politikaların toplumsal alanda yarattığı yıkım, depremin yol açtığı yıkımlardan az değildir. Ekonomi çökmüş. Adalet sistemi çökmüş. Yönetememe krizi almış başını gidiyor. İşsizlik, yoksulluk, sefalet kitlesel bir hal almış durumdadır. İnsanlar umutsuz, geleceğe güvenle bakamaz duruma gelmiştir. İşkence, tecrit, kayyım darbesi, hukuksuzluk, kadın cinayetleri, kamplaştırma, kutuplaştırma, korku, tehdit, baskı toplumu kuşatan faşizm uygulamaları olarak her gün karşımıza çıkmaktadır. Bu iktidarın ne deprem sorunu ne demokrasi ve adalet sorunu ne Kürt sorunu ne de kadın sorunu konusunda hiçbir çözümü ve çözüm arayışı yoktur. Güvenlikçi politikalarla, çatışma, kriz, tecrit ve kayyım siyasetiyle ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar ancak yönetemiyorlar, yönetemeyecekler de.”

“İktidar, bekçilerle paralel güvenlik yapılanmasını kuruyor”

“Şimdi yeni bir şey yapmaya çalışıyorlar. Bekçilere silah kullanma ve kimlik sorma yetkisini tanıyan bir yasayı Meclis’e getirdiler. Faşizmin bekçisini oluşturuyorlar. AKP iktidarı, toplumla mücadele etmek için bekçilerle kendi paralel güvenlik yapılanmasını kuruyor. Yurttaşa, topluma güvenmeyen bir iktidar ve devlet var karşımızda. Peki, halk size nasıl güvensin ve inansın? Bu iktidarın tek bildiği şey fişlemek, gözaltına aldırmak, tutuklattırmak, tweet atanın peşine düşmek, bekçiye polise yetki vermek, halkın bütçesini tanka tüfeğe mermiye harcamaktan başka bir şey değildir. Bekçinin yetkisini artırırken, yerel yönetimlerin yetkisini daraltan bu iktidar, halk iradesi üzerinde vesayet kurma arayışındadır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus