İSTANBUL (Medyascope) – İstanbul Hepimizin Girişimi’nin hazırlayıp sunduğu Şehir Hepimizin programının bu bölümünde Tuğçe Tezer, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 1250 günün ardından, Antakya’nın son durumunu Gürhan Ertür’e anlattı.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Tuğçe Tezer, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 1250 gün sonra Antakya’nın durumunu değerlendirdi.
- Konteyner kentlerin kapatılması, Antakyalılar için yeni sorunlar doğuracak.
- Yeni şehirleşme çalışmaları, Antakya’nın kültürel dokusunu bozdu ve komşuluk ilişkilerini zedeledi.
- Dijital Antakya Sanat Müzesi, mozaiklerin dijital envanterini oluşturup replikalarını yaptırıyor.
- Tezer, eski Antakya’nın kültürel dokusunun molozların etkisiyle bozulduğunu vurguladı.
Tuğçe Tezer, 6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 1250 günün ardından, Antakya kentinin son durumunu değerlendirdi. Antakya’nın, her gidişinde değiştiğini söyleyen Tezer, bu değişimin üç buçuk yıldır sürdüğünü ve iyi bir değişim olmadığını belirtti.
Yeni Antakya
150 bin kişinin konteyner kentlerde yaşadığını söyleyen Tezer, konteyner kentlerin kapatılmasına dair bir süreç işlendiğini ve bu sürecin Antakyalılar için yeni sorunlar doğuracağını aktardı. Hatay coğrafyasını tanımadan yapılan şehirleşme çalışmalarının hata olduğunu belirten Tuğçe Tezer havalimanı tadilatı ile ilgili şunları söyledi:
“Hatay’a daha önce uçakla, depremden önce gelmiş olanlar bilir, Amik Ovası sık sık Amik Gölü’ne dönüşür. Orada yağışların etkisiyle sürekli bir gölleşme olur. Hatta Hatay Havalimanı’nın içinde de durum bu şekildedir. Burası bir gölün kurutularak ovaya dönüşemeyeceğinin bir kanıtıdır.”
“Belediye başkanı artık Hatay’da kapalı siteler düzenine geçildiğini söyledi ama bizim Hatay dediğimiz, Antakya dediğimiz yer, mahalle hayatının en güzel haliyle yaşandığı nadide yerlerden biriydi” diyen Tezer, Antakya’nın kültürel dokusunun da bozulduğunu belirtti. Tezer, yeni oluşturulan kapalı site düzeninin komşuluk anlayışını zedelediği için yaşlı vatandaşları korkuttuğunu aktardı.

Dijital Antakya Sanat Müzesi
İskender Azaroğlu’nun depremden sonra yapmaya başladığı bir çalışma olan dijital Antakya Sanat Müzesi’ni anlatan Tezer, “İskender Azaroğlu, dünyanın farklı yerlerine dağılmış Antakya mozaiklerini farklı farklı müzelerde ziyaret edip öncelikle dijital envanterini oluşturdu. Sonra bunu çok hızlı bir şekilde bir derneğe dönüştürdü ve farklı yerlere dağılmış mozaiklerin birebir ölçekte replikalarını Antakyalı mozaik ustalarına yaptırmaya başladı. Bugünün orta yaşlı Antakyalılarının çocukluğunda olduğu gibi bu mozaikler yine kütüphanenin avlusunda gezilebilir durumda” dedi.
Eski Antakya ve yeni Antakya’yı birbirine bağlayan Ata Köprüsü’nün yıkım çalışmalarının yaya ve araç trafiğini olumsuz etkileyeceğini söyleyen Tuğçe Tezer, “Bu yıkım çalışması Antakya Sanat Müzesi’nin gezilebildiği kütüphaneye erişilebilirliği de azaltacak” diye konuştu.

Eski Antakya
Tezer, yeni Antakya’ya yapılan pilot konutların molozlarının eski Antakya olarak adlandırılan bölgeye atılmasının eski Antakya’nın kültürel dokusunu bozduğunu söyledi. Tezer, “Bir kentsel ve tarihi sit alanından bahsediyoruz. Buraya herhangi bir inşaat şirketinin gelip bir yıkım yaptıktan sonra, Antakya’nın herhangi bir yerinde yaptığı yıkımın molozlarını buraya dökmesi zaten yasal değil” dedi.
Eski Antakya’nın bireysel çabalarla ayakta tutulduğunu belirten Tezer, “Antakyalılar kendi haline bırakılsaydı şu anki durumdan çok daha iyisini görebilirdik” diye konuştu.








