Şehir Hepimizin (466) | Sanat göçmenlere yönelik önyargıları değiştirebilir mi?

İSTANBUL (Medyascope) – Sanat göçmenlere yönelik önyargıları değiştirebilir mi? İstanbul Hepimizin Girişimi’nin hazırlayıp sunduğu Şehir Hepimizin’in bu bölümünde Pınar Uyan Semerci’nin konuğu siyaset teorisyeni ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) Başkanı Gülay Uğur Göksel oldu. Programda göçmen karşıtlığıyla mücadele ele alındı.

Şehir Hepimizin’in bu bölümünde Pınar Uyan Semerci’nin konuğu siyaset teorisyeni ve Göç Araştırmaları Derneği (GAR) Başkanı Gülay Uğur Göksel oldu. Programda, “Öteki Hikâyeler”, “ReBloom Festivali” ve “EGEHUB” gibi çalışmalar üzerinden sanatın göç deneyimlerini görünür kılma, ortak hafızayı canlandırma ve göçmen karşıtlığıyla mücadele ele alındı.

“Sanat alanına ‘Öteki Hikâyeler’ ile yöneldim”

Siyaset teorisi doktorasının ardından göçmenlerin entegrasyonu, sosyal uyum ve demokrasi teorisi üzerine çalışmalar yürüten Gülay Uğur Göksel, sanat alanına yönelmesinin yaklaşık beş yıl önce başlayan “Öteki Hikâyeler” projesiyle başladığını açıkladı.

Göksel, başlangıçta küçük bir fonla ve okulun bir koridorunda düzenlenmesi planlanan projenin, İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki Enerji Müzesi’nde yaklaşık 50 uluslararası sanatçının 70 eserinin yer aldığı kapsamlı bir sergiye dönüştüğünü söyledi.

Üç ay boyunca açık kalan sergide yerleştirme, tekstil, resim ve video çalışmalarının bulunduğunu belirten Göksel, bu deneyimin kendisine yeni bir çalışma alanı açtığını vurguladı.

Sanat göçmenlere yönelik önyargıları değiştirebilir mi?
Sanat göçmenlere yönelik önyargıları değiştirebilir mi?

Göçmen karşıtlığıyla mücadelede sanatın dönüştürücü gücü

Türkiye’nin farklı şehirlerinde yapılan saha araştırmalarında göçmenlere yönelik olumsuz anlatıları dinlemenin kendisini yorduğunu söyleyen Göksel, bu algıların nasıl değiştirilebileceği üzerine düşündüğü sırada sanatın dönüştürücü gücüyle karşılaştığını belirtti:

“Sanatın gücünü ve hiç konuşamadığımız konuları sanatla birlikte nasıl yeniden düşünebildiğimizi gözlemleme şansı buldum. İnsanlar göç hikâyelerini sanatsal olarak gördüğünde perspektiflerinde değişiklikler yaşanabiliyor.”

Birlikte yaşamanın imkânlarını siyaset ve demokrasi teorisi üzerinden araştırdıklarını anlatan Göksel, insanların kendileri olarak bir araya gelebilecekleri alanların giderek azaldığını savundu. Sanatın bu noktada yalnızca estetik bir deneyim sunmadığını, yeni karşılaşmalara ve bakış açılarına da alan açtığını dile getirdi.

Göksel, bir kişinin tesadüfen girdiği sergide bile farklı bir deneyimle karşılaşabileceğini belirterek, sanatın bunu kimi zaman herhangi bir tartışmaya gerek kalmadan yapabildiğini söyledi.

Gülay Uğur Göksel kimdir?

Doç. Dr. Gülay Uğur Göksel, İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Göç Araştırmaları Derneği’nin (GAR) kurucu üyesidir. Siyaset Bilimi doktorasını Colorado Üniversitesi’nden (Boulder) almıştır. Çalışmaları siyasi teori ile göç araştırmalarını bir araya getirerek sosyal uyum, kimlik, bellek ve sanatın sivil katılımdaki rolüne odaklanmaktadır.

Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve göç, miras ile kültürel adalet kesişiminde sanat temelli araştırma için disiplinlerarası bir Avrupa ağı kuran JAMM’in (Adalet, Sanat, Bellek, Göç: Sınırlar Ötesinde Dayanışmalar Kurmak, COST Action CA25169) ana başvuru sahibi ve Aksiyon Başkanıdır. Şu an göç ile dayanışma arasındaki ilişkiyi teorik ve estetik perspektiflerden ele alan çok makaleli bir araştırma programını yürütmektedir.

Program, dayanışmanın toplumsal yaşamda nasıl yapısal olarak görünmez hale geldiğini ve festivaller, sanatsal pratikler ve kamusal performans aracılığıyla yeniden nasıl ifade bulabileceğini sorgulamaktadır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş