Yolsuzlukla Mücadelede Yargı Paneli – İlhan Cihaner: “Yargı meşhur Nazi yargıçları gibi ‘reis yerimizde olsa ne yapardı?’ diye düşünerek karar veriyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Şeffaflık Derneği bugün İstanbul-Beyoğlu’nda bulunan Barcelo Otel’da “Yolsuzlukla Mücadelede Yargı” başlıklı bir panel düzenledi. Avukat Olgu Kama’nın yönettiği panele eski İstanbul Barosu başkanlarından Avukat Turgut Kazan, eski Erzincan Başsavcısı ve CHP Parti Meclisi Üyesi İlhan Cihaner ve Prof. Dr. Turgut Tarhanlı konuşmacı olarak katıldı. Açılış konuşmasını Uluslararası Şeffaflık Derneği Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Oya Özarslan’ın yaptığı paneli Medyascope’tan Gökçe Çiçek Kösedağı sundu.

“Başkentgaz’ın ucuza peşkeş çekilmesinin ikramı olarak tarikatlara bu bağışlar yapılıyor”

“Yolsuzluk algısını düzeltmek istiyorsak Kızılay başkanı hakkında derhal soruşturma başlatılmalı” diyen İlhan Cihaner, sözlerine şöyle devam etti:

“AİHM çıpasını kaybettik. Artık Türkiye’den gelen iş yükü dolayısıyla dosyaları önemsemediklerini düşünüyorum. Başkentgaz’ın ucuza peşkeş çekilmesinin ikramı olarak tarikatlara bu bağışların yapıldığını düşünüyorum. Dünyaya egemen olan ekonomik sistemin sorgulanması gerekiyor. Bizde şeffaflık yüzsüzlük ve arsızlığa dönüşmüş durumda. Popülizm başlığı önemli bence. Bolsonaro’nun, aşırı sağcı ve ırkçı bir liderken bu yolsuzluk söylemleri üzerinden iktidara geldiği söyleniyor, ondan önceki devlet başkanlarına yönelik yolsuzluk algısı sebebiyle. Fakat o devlet başkanlarına soruşturma açan ve sonradan adalet bakanlığı yapan kişinin o soruşturmalarda yolsuzluk yaptığı ortaya çıktı.”

“Yargı eskiden talimatla hareket ederdi, şimdi ‘reis yerimizde olsa ne yapardı?’ diye düşünerek karar veriyor”

Cihaner Türkiye’de yargının durumuna ilişkin ise şöyle konuştu: “Yargı eskiden talimatla hareket ederdi, şimdi ‘reis yerimizde olsa ne yapardı?’ diye düşünerek, onun gibi düşünerek karar veriyorlar. Meşhur Nazi yargıçları gibi. Çocuk yaşta evlilikler meselesinde veya termik santraller meselesinde toplumsal tepkiyle geri adım attı iktidar. O yüzden çok da umutsuz değilim. Her şey düzelebilir.” 

“Artık yolsuzlukla ilgili davalar sadece muhalefet için açılacaktır”

Turgut Kazan ise konuşmasında, “Cumhurbaşkanı diyor ki ‘Yargıya talimat verdik, gereği yapılıyor.’ Tıpkı Merkez Bankası başkanı gibi. Yargının hali bu” dedi.

Kazan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fethullah Gülen’in okulunun açılış töreninde Melih Gökçek’in yaptığı konuşmayı bir dinleyin. Okulun adı da Melih Gökçek’in eşinin adıdır. Bu ilişkilerin hepsinin üstü kapatılırken Ankara’da arsa tartışması yapılıyor. Diğer taraftan CHP belediyelerine yolsuzluk soruşturması açılıyor. Dolayısıyla artık yolsuzlukla ilgili davalar sadece muhalefet için açılacaktır. Hem de yargının mevcut haliyle beraat kararı çıkma şansı yok.”

“Öncelikli sorunumuz bağımsız, tarafsız ve kaliteli bir yargı inşa etmek”

Yargının durumunu eleştiren Kazan, şöyle devam etti: “Man Adası tartışması mesela. Bu tartışma bir tür yolsuzluk algısı yaratmıyor mu? Nasıl bertaraf edilir bu? Açılır bir soruşturma, gerçek ne ise ortaya çıkar. Fakat bu konuyla iligili açılan soruşturmaların mahkeme başkanları bir gecede görevden alındılar. Bu, herkes için adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şüphesini yaratır. Bizim öncelikli sorunumuz bağımsız, tarafsız ve kaliteli bir yargı inşa etmektir. Onun dışında yargıda reform tartışmaları sahtedir. Avrupa Birliği’ne üyelik aşamasında yapılan bir hiledir.”

“Amerika’daki 21 katlı TÜRKEN binası yarın öbür gün gidecek yerimiz olsun diye yapıldı”

Kazan, Kızılay ile ilgili yolsuzluk tartışmasına ilişkin ise “Yolsuzluk konuşmaktan veya tartışmaktan korkuluyor olabilir ama bu yolsuzluğun kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. O 21 katlı bina yarın öbür gün gidecek yerimiz olsun diye yapılıyor. Bugün bile bir köşe yazarı yazıyor: ‘Katılanı kanlı katil, tanığı bir deli olan davada nasıl hukuk olabilir?’ O yüzden umut var, her şey çok güzel olacak” dedi.

“Yolsuzluk insan hakları bağlamında bir risktir”

Prof. Dr. Turgut Tarhanlı da konuşmasında şunları kaydetti: “Yolsuzlukta iki temel ayrım var. Birincisi büyük yolsuzluk, ikincisi küçük yolsuzluk. İkincisi çok önemli değil. Örneğin mahkeme kaleminin dosyasına bi miktar para sıkıştırmak gibi ya da makas parası gibi. Bununla mücadele etmek daha kolay. Esas büyük yolsuzluklara yönelmemiz lazım. Hukukun düzenlemeleri aç-kapa olmamalıdır. Yani bir gün bir kanun çıkarıyorsunuz, sonraki gün ‘hayır vazgeçtim, eski kanunu geri getiriyorum’ diyorsunuz. Yani kişiye özel düzenlemeler bile yapılıyor. Devlet aygıtının bu eşit olmayan muameleyi yapması, yani yolsuz davranması insan hakları hukukunun tanıdığı haklardan mahrum bırakılması anlamına geliyor. Yolsuzluk insan hakları bağlamında bir risktir. Devletlerin bu riski önlemek gibi bir yükümlülükleri var.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus