Çorlu tren kazasında yakınlarını kaybeden ailelerin yargılandığı dava ertelendi: “Katiller dışarıda gezerken biz sanık olduk”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Çorlu’da, 8 Temmuz 2018’de, yedisi çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin yaralandığı tren kazasında sorumluların yargılanması amacıyla geçen haziran ayında Anayasa Mahkemesi’nin önünde bir araya gelen ve burada polis müdahalesiyle karşılaşan aileler ile avukatlarına “toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarına engel olma” suçlamasıyla dava açılmıştı. Üçü avukat yedi kişinin Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davasının ilk duruşmasında, sanık avukatlarının, davanın daha büyük bir salonda görülmesi talebi üzerine Adalet Komisyonu’na dilekçe yazılmasına karar verildi. Dava 13 Nisan’a ertelendi.

Haber: Zelal Direkçi & Batu Bozkürk

Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nin on koltuklu salonunda görülen davaya yaşamını yitirenlerin yakınları, milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Duruşma salonunda pek çok kişi ayakta kalırken dışarıda kalan insanlar oldu. Bunun üzerine ailelerin avukatlarından Murat Yılmaz, “Müvekkillerimizin kendilerini daha iyi anlatabilmeleri, daha adaletli bir yargılanma yapılabilmesi için duruşma daha büyük bir salonda olmalıdır. 6-20 Nisan tarihleri arasında ağır ceza mahkeme salonlarından birinde bu duruşmanın yapılmasını talep ediyoruz” dedi. Hâkim bunun üzerine Adalet Komisyonu’na dilekçe yazmayı kabul ederek davayı 13 Nisan’a erteledi.

Avukat Sevgi Önder: “Başka canlar yanmasın”

Duruşmanın ertesinde yaşamını yitirenlerin aileleri, yakınları ve avukatları basın açıklaması yaptı. Ailelerin avukatlarından Sevgi Önder, “Duruşma salonuna kamuoyundan çok ciddi bir katılım oldu ve salona sığmadık. Bir o kadar kişi de dışarıda kaldı (…) Bugün burada yargılanmak istenen adalet talebidir. Gerçek sorumluların yargılanmasını talep edenlerin yargılanmasıdır. Onların susturulmaya çalışılmasıdır. Çok ciddi ihmallerle, sudan sebeplerle hayatını kaybeden 25 insanımız için adalet sağlansın. Başka canlar yanmasın, başka tren kazaları, trafik kazaları, iş cinayetleri, kadın cinayetleri yaşanmasın” dedi.

Mısra Öz: “Bu utanç bizlere ait değil”

Kazada 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Mısra Öz ise şöyle konuştu: “Katiller hâlâ dışarıda gezerken biz adalet aradığımız için sanık olarak mahkemeye geliyoruz. Bugün burada olmak hem bizler adına hem de sanık olan avukatlarımız adına çok utanç verici ama bu utanç bize ait değildir. Bu utanç bizi Anayasa Mahkemesi önünde darp eden, sesimizi kısmaya çalışan ve hakkımızda şikayette bulunup, bizi buraya getirenlerin utancıdır. Biz Anayasa Mahkemesi önüne gittiğimizde bizi çayla, çorbayla, ‘hoş geldiniz’ ile karşıladılar. Hiçbir uyarı yapmadan, 200-300 kişilik bir polis ordusuyla ellerinde copları, kalkanları üzerimize yürüdüler. Elimizde ne sopa ne de başka bir şey vardı. Biz adalet talebimizi sokaklarda, meydanlarda, Anayasa Mahkemesi’nde aramaya devam edeceğiz. Çorlu aileleri parçalanarak vefat eden, aramızdan ayrılan canlarımızın birbirine kenetlendiği çok büyük bir ailedir.”

İsmail Kartal: “Ailelerimizin yüzlerinde ölüm korkusunu görmüştük”

Anne ve babasını Çorlu’da yitiren İsmail Kartal da şunları söyledi: “Yedisi çocuk 25 kişinin bilinçli bir şekilde katledildiğini düşündüğümüz bir katliamdan bahsediyoruz. Ailelerimizin bedenlerini paramparça teslim aldığımız, ceset torbalarının ayrı ayrı bize teslim edildiği, saatlerce, tonlarca ağırlığın altında ezildiği bedenlerden bahsediyoruz. Ailelerimizin yüzlerinde ölüm korkusunu gördüğümüzü ifade ediyoruz. Davanın buraya kadar gelmesine vesile olan asıl kişiler taraflı bilirkişilerdir. Biz bu bilirkişilere itiraz sürecimizi Anayasa Mahkemesi’nde dile getirmek için o gün Ankara’ya gelmiştik. Aramızda çocukların da olmasına rağmen kolluk kuvvetlerinin söylediği bir sözü hiç unutmayacağım: ‘Vekilleri ayırın, kalanını süpürün!’ Maalesef bizi sanık pozisyonuna kadar sürüklediler. Ama arkamızda duran kamuouyunun hiçbir zaman eksilmeyeceğini, giderek çığ gibi büyüyeceğini, adaletin er ya da geç tecelli edeceği günü sabırsızlıkla beklediğimi söylemek istiyorum.”

Kazada kızıyla birlikte dört yakınını kaybeden Zeliha Bilgin “Bizim çocuklarımızın hayallerinin bitmesine sebep olanların cezalandırılmasını istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz” dedi.

Aileler basın açıklamasının ardından görüşmelerde bulunmak üzere TBMM’ye gitti.

Neler yaşanmıştı?

12 Haziran 2019’da Anayasa Mahkemesi önünde gerçekleşen eylemi Medyascope takip etmişti:

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus