Yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya “örgüt üyeliğinden” 9 yıl hapis

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanan ve tutuklu yargılanan HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı’ya “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 9 yıl 4 buçuk ay hapis cezası verildi. 

“Kararınızın hazır olduğunun farkındayız”

Mızraklı’nın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasını, HDP milletvekilleri, hukukçular, STK temsilcileri takip etti. Kayseri Bünyan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mızraklı, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile savunma yapmayı kabul etmeyerek duruşmaya katılmadı. Mızraklı’nın duruşmaya SEGBİS ile katılmak istemediğine ilişkin tutanak okunduktan sonra Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın söz aldı. Aydın, Mızraklı hakkında mütalaasını açıklayan savcıyı eleştirdi. İddia makamının “bu hatadan dönme hakkının olduğunu” söyleyen Aydın, geri dönülmemesi durumunda savcı hakkında görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Mahkeme heyetine yönelik de konuşan Aydın, “Siz de mahkumiyet kararı verirseniz mahkeme hakkında da şikayette bulunacağız. Çünkü burada yargılama yapılmıyor. Kararınızın hazır olduğunuzun farkındayız” dedi. 

Savcının suçlamaya konu ettiği Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetlerine de değinen Aydın, DTK’nin sivil toplum örgütü olduğunu söyledi. Aydın, “6 Haziran 2014’te Diyarbakır’da çözüm süreci çalıştayı yapılıyor. Bu çalıştayı düzenleyenlerin arasında Efkan Ala, Beşir Atalay, Mehdi Eker, Yalçın Akdoğan gibi isimler var. DTK’den de bir temsilci davet edilmesi üzerine DTK’de Seydi Fırat’ı gönderiyor. 19 Ocak 2012’de TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yeni anayasa çalışması için DTK’ya davet gönderiyor. DTK meselesi ilerde birilerinin başına iş açacak bir yere doğru gidiyor. Buna siz de dahilsiniz. Bugün DTK’yi illegalize etseniz, çalışanları da terörize etmiş olursunuz. DTK’yi bir terörist organizasyon olarak gösterirseniz geçmişte DTK ile iş tutan kişileri de bu işten sorumlu tutmanız gerekir. Yarın 17-25 Aralık olursa sizi de yargılarlar demedi demeyin. Bu yeni bir 17-25 Aralık’a gebe. Gidişat iyi değil. Halen ısrarcıysanız buyurun devam edin. Daha önceki mahkemeyi uyardık bizi dinlemediler şimdi içerdeler. Sizin sonunuz neye gebe, onu Allah bilir” diye konuştu.   

“Kuyuya tükürmeyin, belki bir gün siz de suyundan içersiniz”

Suçlamaya konu edilen itirafçı H.B.A.’nın verdiği ifadelere de değinen Aydın, itirafçının beyanlarının dikkate alınmamasını istedi. 2016 yılında teslim olan H.B.A.’nın 108 kişi hakkında ifade verdiğini hatırlatan Cihan Aydın şunları söyledi: “2016 yılında verdiği ifadede müvekkilin ismi dahi geçmiyor. Niye durup dururken üç yıl sonra ifade vermiş, geldi mi, getirildi mi? İfadeye çağrıldı mı? Araştırın dedik, araştırmadınız, talebimizi reddettiniz. İfadesinin nasıl alındığı bile belli değil. Siz neden buna itibar ediyorsunuz. Buna itibar edilirse hiç kimsenin bu ülkede hukuk güvenliği kalmaz. Yasadışı, yasaya aykırı alınan bu ifadeye itibar etmeyin. Bunu çöpe atın. En güvenli sığınak adalettir, adaletin üstünlüğüdür. Bir atasözü var. Yüz tavşandan bir at çıkmaz, yüz kuşkudan da bir şüphe çıkmaz. Bir ceza verirseniz yüz tavşandan bir at yapacaksınız. Dolayısıyla Kafka’dan bir alıntı yapayım. Bir iple intihar da edebilirsiniz, salıncak da kurabilirsiniz… O ip elinizde, isterseniz adalet getirebilirsiniz. İsterseniz asın, takdir sizin. Kuyuya tükürmeyin belki bir gün siz de içersiniz.”   

“Mızraklı’nın görevden alınmasına direnmesi tutuklanmasına temel sebeptir”

Mızraklı’nın avukatlarından Mehmet Emin Aktar ise, müvekkilinin mahkemeye ulaşım hakkının engellendiğini söyledi. Aktar, “Tutukluluğu nedeniyle müvekkilin adalet ve yargıya erişimi de engelleniyor. Bu açıdan da bu yargılama sürdürülemez. Bu açıdan bu yargılama politik bir yargılamadır. Hukuku araç kullanarak mücadele etme şansımız yoktur. Kavala davasındaki vahameti yaşayan bir ülkeyiz. Mızraklı’ya ceza vererek birkaç yılını ve özgürlüğünü elinden almıyorsunuz, bu karar ile toplumu cezalandırmış olacaksınız. Kürtler, yüz yıldır eşit yurttaş olma mücadelesi veriyor. Bunun için 1990’lardan bu yana birçok parti kurdular. Diyarbakır da, seçimlerde 1999 yılından beri bu partilere oy veriyor. Mızraklı’nın görevden alınmasına direnmesi tutuklanmasına temel sebeptir. Bu kentin iradesine vurulan kelepçenin sökülmesi gerekir” dedi. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus