Ekonomist Robert Skidelsky: Keynes yaşasaydı Kovid-19 savaşıyla ilgili ne derdi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Warwick Üniversitesi ekonomi profesörü, üç ciltlik John Maynard Keynes biyografisinin yazarı ve Lordlar Kamarası üyesi Robert Skidelsky’nin 20 Mart tarihinde Projet-syndicate için kaleme aldığı yazısının çevirisini paylaşıyoruz.

Keynes bugün yaşasa ne derdi? 

Umuyoruz ki hükümetler koronavirüs salgını ile mücadele etmek için daha yüksek fiyatlar ile vergi artışları arasında bir tercihte bulunmaz. Birleşik Krallık’ın yeni Maliye Bakanı Rishi Sunak, selefi Sakid Javid’in şubat ayında istifaya zorlanmasının ardından Başbakan Boris Johnson’ın istediğini yaptı. 11 Mart’ta açıkladığı bütçede beş sene için 200 milyon euroluk bir teşvik paketi açıklayarak para musluklarını açtı. 

The Times’ta yazan Matthew Parris bu konuyla ilgili olarak, “J.M. Keynes de bu bütçeyi onaylardı” dedi. Sunak’ın 17 Mart günü koronavirüs salgını boyunca iş dünyasını desteklemek için 350 milyar euroluk ek bir katkı açıklanmasına da ayrıca övgüler dizdi. Öyle görünüyor ki İngiltere’nin maliye politikası yıllar süren durağanlıktan sonra düzgün bir noktaya geldi.

“Keynes’in geri dönüşü”

Ancak ben “Keynes’in geri dönüşü” temalı hikâyelere şüpheci yaklaşıyorum. Bu biraz prensip olarak tasarruf etmenin inkâr ediliyor oluşundan, biraz da ortaya çıkan yeni yazıların Keynes’i bütçe açığı ile eşitlemesinden kaynaklanıyor. Keynesyen aritmetiği aynı zamanda üretim fazlasına da dikkat çeker.

Yeni başlayanlar için şunu söyleyeyim: Sunak’ın koronavirüs salgını ile mücadele noktasında açıkladığı 350 milyar euroluk paketin Keynesyen bir tarafı yok. Böyle felaketler olduğu zaman vatandaşlarını korumak için bütün ülkeler serbestçe para harcayabilir. David Cameron hükümetinde maliye bakanı olarak görev alan George Osborne bile içinde bulunduğumuz dönemin normal olmadığını kabul eder. Ancak Keynes şu ana kadar kimsenin sormadığı bir soru sorardı: “Bunun faturasını nasıl ödeyeceğiz?”

Bütçe günü Sunak’ın beş sene içinde gerçekleştirilecek kamu yatırımları için ekstradan 175 milyon euro önerdiği açıklamasında şu ifadeler yer alıyor: “Yollar, demiryolları, konutlar ve merkezi projeler için yapılacak altyapı yatırımları 1970’lerden beri görülmemiş bir seviyeye çıkartılacak.”

Bu açıklama, son on yıldaki harcamaların azaltılmasını en fazla kutlayan kurum olan Financial Times’ı da coşturdu. Bu programı Keynes dönemindeki maliyeciliğin kesinlikle geri geleceğinin işareti olarak yorumlayan Sunak aynı zamanda ekonomiyi istikrara kavuşturmakta maliye politikalarının “daha aktif rol” oynaması gerektiğini belirtti. Ancak ne Sunak’ın ne de Financial Times’ın açıklayabildiği ise neden bu “Exocet mali füzesinin” ancak bugün ateşlendiği.

İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak

Geç mi kalındı?

Örneğin, Sunak İngiliz yollarındaki “50 milyon euro değerindeki çukurları” doldurmak için 2.5 milyar euroluk bir paket açıkladı. Peki bu program neden 2010 senesinde başlatılmadı? O zaman başlatılsaydı bugün daha az çukur olabilirdi. Ayrıca çukurları kapatmak için daha fazla insan istihdam edilebilirdi, çünkü o dönemdeki işsizlik yüzde 8’di, bugünkü gibi yüzde 4’ün altında değildi. Geleneksel cevaba, “2010 yılında hükümetin böyle bir harcama gücü yoktu” diyerek başlanır, “Ancak o zamandan beri hükümetin ihtiyatlı bütçe açığı düşürme politikası ona bugünkü inisiyatifi üstleneceği bir finansman alanı yarattı” diye de devam eder. Ancak bu anlamlı bir cevap değil. Hükümetin harcama yapabilme gücü yalnızca yönetebileceği kaynakların büyüklüğüyle sınırlıdır. Kendi kendine uyguladığı finansal kısıtlamalarla değil.

Finansal canlandırma paketinin bugün açıklanmış olması geç kalınmasının yanında ekonomik döngüde yanlış zamana denk gelme riskini de barındırıyor. Keynes, “Hazinedeki tasarruf tedbirleri için ekonomik çöküş değil, yükseliş doğru zamandır” diyor. Şu an İngiliz ekonomisinin ciddi bir yükseliş içinde olduğunu söyleyemeyiz. Uzmanlar da koronavirüs olmasaydı bile ekonomide bir gerileme yaşanacağını tahmin ediyorlardı. Ancak hem İngiltere hem de diğer Batılı ülkelerin ekonomisinin finansal kapasitesi bundan on sene önce olduğundan daha düşük.

Hükümetler kendi söyledikleriyle çelişiyorlar mı?

Son 40 seneyi, enflasyonla mücadele için maliye politikalarının yeniden uygulamaya konması halinde enflasyonun tekrar tavan yapacağını söyleyerek geçiren hükümetler bugün aynı riskleri görmezden geliyor. Ancak merkezi olmayan iş piyasasında maliyet enflasyonunun gerçekleşme ihtimali oldukça düşük olmasına rağmen, tam istihdam taleplerini genişletmek daha hızlı fiyat artışlarına yol açar. Bu yüzden de bir noktadan sonra enflasyonu geriletmek için hükümetler vergileri artırır. Sıkı maliye politikalarını yanlış zamanda uygulayarak 1970’lerde Keynesyen talebi geçersiz kılan “büyü ve dur” yönetim yaklaşımı tekrar edilmiş olur.

Virüse tekrar dönersek, Boris Johnson savaş hükümeti gibi hareket etmek zorunda olduklarını söyledi. Emmanuel Macron ve diğer liderler de benzer cümleleri kendi ülkeleri için sarf ettiler. Ancak savaş ekonomisi silahla tereyağını aynı anda bulamadığınız yokluk ekonomisidir. Daha fazla silah üretmek için tereyağı karneyle satılır. Sorun da eksik talep eşitsizliğinden değil, talep fazlasından kaynaklanır.

Keynes bu durumu 1940 yılında yayımlanan “How to Pay for the War” kitabında anlatır. İngiltere’nin sivil tüketimi ya yüksek fiyatlar ya da yüksek vergilerle azaltılmalıdır. Keynes, enflasyondan daha adil olduğu gerekçesiyle vergi artışlarının keskin şekilde yükseltilmesini savunur. Keynes sonraki aşamaları da tahayyül eder ve fakir işçilerden toplanan vergilerin savaş sonrası gelecek hükümet tarafından hızlıca geri ödenmesi gerektiğini söyler.

Koronavirüs salgınının bugünkü hükümetleri böyle tercihler yapmaya zorlamamasını umuyorum. Ancak siyasetçiler için, bu savaşın faturasının nasıl ödeneceğini hesaplamak için henüz çok erken diyemeyiz. Keynes’in bu zorlu aritmetiğinin hatırlatılması da iyiye işaret.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus