Koronavirüs salgınına karşı ekonomik önlemler içeren kanun teklifi kabul edildi – Avukat Tuba Torun: “İşçilerin hak kaybı yaşayacağı düzenlemeler getirilmiş durumda”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs salgınına karşı alınan ekonomik önlemleri içeren “Yeni Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun” dün Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kanunda en göze çarpan ve işçileri yakından ilgilendiren maddeler ücretsiz izne çıkan işçiye aylık nakit desteği verilmesi, işverenlerin çalışanları üç ay süreyle ücretsiz izne çıkarabilmesi, işçi çıkarmanın üç ay süreyle yasaklanması oldu. Yasada yer alan bu maddeleri ve işçileri nelerin beklediğini Avukat Tuba Torun ile konuştuk.

Torun: “Bu rakam açlık sınırının da altında”

Yeni yasayla birlikte ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçilerle birlikte 15 Mart itibarıyla işten çıkarılan işçilere günlük 39.24 TL ödenecek. Bu da aylık 1.177 TL ediyor. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) mart ayında açıkladığı dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 345 TL. Avukat Tuba Torun işçilere ödeneceği vaat edilen meblağın açlık sınırının altında olduğuna dikkat çekiyor: “Bu rakam açlık sınırının da altında. Dolayısıyla bu kadar az bir ücret verilmesi işçiler açısında kabul edilebilir değil.”

“İşçiler için çok büyük bir hak kaybı”

Bu yasa işverenlere işçileri üç ay boyunca işten çıkarmayı yasaklıyor fakat işverenlere üç ay süreyle işçileri ücretsiz izne çıkarma hakkı da veriyor. Ücretsiz izin normal şartlarda işçi ve işveren tarafından karşılıklı onayla gerçekleşiyordu. İşçi, zorla işten çıkarılırsa veya ücretsiz izne zorlanırsa hukuki yollarla hakkını arayabiliyordu. Bu yasayla birlikte işçiler bu haklarını kaybetmiş oldu. Torun, işçiler için çok büyük bir hak kaybı yaşandığını söylüyor: “İşçi zorla ücretsiz izne çıkarıldığı döneme ait alacaklarını hukuki yolla alabiliyordu. Fakat ücretsiz izne çıkarma hakkı işverene tanınınca işçi, zorla çıkarıldığı ücretsiz izin dönemine ait alacaklarını alamayacak. Bu anlamda işçiler bakımından çok büyük bir hak kaybı.”

 “İşçilerin grev hakkı bu süreçte ellerinden alınmış oluyor”

Yeni kanunda yer alan ve işçileri yakından ilgilendiren bir diğer madde ise toplu iş sözleşmesinin yapılması, grev ve lokavta ilişkin süreçlerin üç ay süreyle durdurulması. Yasada şu ifadeler yer alıyor:

“Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle, toplu iş sözleşmesinin yapılması, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavta ilişkin süreçler durduruluyor. Cumhurbaşkanı, üç aylık süreyi, bitiminden itibaren üç aya kadar uzatmaya yetkili olacak.”

Avukat Torun’a göre bu, işçilerin grev hakkını tamamen ortadan kaldıran bir düzenleme: “Bu madde işçilerin grev hakkını ortadan kaldıran bir düzenleme. Anayasanın 51., 53. ve 59. maddelerine açıkça aykırılık var. İşçilerin grev hakkı bu süreç içinde ellerinden alınmış oluyor.”

“Salgınla ilişkili bir durum değil”

Kanunda sendikalarla ilgili de bir madde var. Maddeye göre, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda yer alan üye sayılarının tespiti, 2020 yılı için 15 Temmuz 2020 tarihi esas alınarak gerçekleştirilecek ve en geç 31 Temmuz 2020 tarihine kadar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na gönderilecek.

Torun, bu maddenin salgınla ilişkili bir durum olmadığını, işçiler için yine bir hak gaspı olduğunu şöyle anlatıyor: “Bu öncelikle salgınla ilişkili bir durum değil. Devlet toplu pazarlık sürecinin başlangıcı olan yetkili sendika belirlenmesi sürecini sekteye uğratıyor. Kamuda yapılacak toplu pazarlık sürecinin başlamasını ertelemiş oluyor. Bu da bir hak gaspıdır.”

“Böyle bir yasal düzenlemeye gerek yoktu”

Yasanın bir başka maddesi ise kısa çalışma ödeneğiyle ilgili. Bu ödenekle ilgili kanunda şu madde yer alıyor:

“İlgili madde de Covid-19 salgını nedeniyle işverenlerin yaptıkları zorlayıcı sebep gerekçeli kısa çalışma başvuruları için, uygunluk tespitinin tamamlanması beklenmeksizin, işverenlerin beyanı doğrultusunda kısa çalışma ödemesi gerçekleştirilecek.”

Torun, bu maddenin zaten var olduğunu söylüyor: “Normalde zorlayıcı sebep dediğimiz şartlar devreye girdiğinde -ki salgın hastalık bunlardan bir tanesidir- siz İŞKUR’a kısa çalışma ödeneği için başvurduğunuzda otomatikman inceleme yapılmaksızın karar çıkması gerekiyordu zaten. Ayrıca böyle bir genişletmeye, böyle bir yasal düzenlemeye gerek yoktu.”

“Bu yasa işçiler lehine ekstra hiçbir madde içermiyor”

Avukat Torun, salgının ekonomiye etkilerini azaltmak için kabul edilen bu kanunun işçiler lehine ekstra bir hak içermediğini, aksine işvereni destekleyen bir düzenleme olduğunu vurguluyor: “Bu yasa işçiler lehine ekstra hiçbir şey vermiyor. Kısa çalışma ödeneğinden faydalanamayan ve işten çıkarılan işçilere günlük 39.42 TL veriyor. Ama bunun elle tutulur hiçbir yanı yok bir işçi için. İşçilerin bu süreçte istediği şey geçimlerini sağlayabilecek, evlerine zorunlu ihtiyaçlarını giderecek kadar bir ücret sokabilmek. Böyle bir rakamla kimsenin geçinemeyeceği ortada. Üstüne üstlük işçiler için özel bir getirisi olmadığı gibi bu yasanın götürüsü de var. İşvereni destekleyen, işvereni rahatlatan bir düzenleme yapmışlar. İşçilerin hak kaybı yaşayacağı düzenlemeler getirilmiş durumda. Kesinlikle kabul edilebilir değil. Hem geç kalınmış hem de insanlara haklarını teslim etmeyen bir yasa.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus