Harvard Üniversitesi’nden Dr. William Hanage: “Salgın daha yeni başlıyor, kimse kendini kandırmasın”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Harvard Üniversitesi öğretim üyesi ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı Dr. William Hanage, The Guardian için koronavirüs salgınının nasıl seyretmesinin beklendiği ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Yazının çevirisini paylaşıyoruz.

Son zamanlarda pek çok iyimser haber medyada yer alıyor. Boris Johnson’ın hastaneden taburcu edilmesi ve Ulusal Sağlık Sistemi’nin (İngiltere’de kamu tarafından finanse edilen sağlık sistemi) hastalığın paskalya bayramı döneminde zirve noktasına ulaşacağına yönelik açıklamalarına bakarak fırtınanın geçtiği ve salgının kısa zaman içinde mazi olacağı izlenimine kapılabilirsiniz.

Ancak bu senaryoları yoğunlaştıran raporlar aslında salgın tarafından yalanlanıyor. Pek çok veri hastalığa yakalanan insanların büyük kısmının hafif semptomlar göstererek hastalığı atlattığı yönünde. Dolayısıyla tahmin edilenden çok daha fazla kişi bağışıklık geliştiriyor. Peki bu, kısa süre içinde rahatlayacağımızın ve yeniden çalışmaya başlayacağımızın göstergesi mi?

Ne yazık ki bu sorunun cevabı “hayır”. Hastalığın “tepe noktasından” (peak) bahsetmek yanıltıcı olabilir. Vuhan’ın aksine İtalya’da ilk dalga salgın hızlıca kaybolmadı. Bunun birkaç sebebi var ancak en önemlisi Çin’de uygulanan fiziki mesafe kurallarının başka bir yerde uygulanmasının mümkün olmaması. Bunun öncelikli sebebi de liberal demokrasilerde doğru olarak özgürlüklere değer verilmesi.

“Zirve noktası değil, dağ silsilesi”

Daha kötüsü ise, bahsettiğimiz olgu bir “dağ silsilesi” olabilir. Yani şu an tecrübe ettiğimiz durum zirve noktasının kendisi değil ama zirve noktalarından ilki olabilir. Bunun sebebi ise antikor testlerinden olumlu sonuçlar gelmesine rağmen henüz nüfusun çoğunluğunun bağışıklık kazanmamış olması.

Haftalık yayın yapan hakemli bir dergi olan British Medical Journal’ın (BMJ) editör masasının Çin’deki verilerden yola çıkarak hazırladığı raporda, her beş koronavirüs vakasından dördünün semptomsuz geçebileceği yazıyor. Bu durumda Oxford Üniversitesi Temel Bakım Sağlık Bilimleri’nde çalışan bazı insanların sorduğu şu soru fazlasıyla anlamlı hale geliyor: “O zaman neden karantina uygulamasına ihtiyaç duyuyoruz?”

Şu ana kadar Birleşik Krallık’ta tespit edilen toplam 93 bin vaka var. Şimdilik bunu 100 bine yuvarlayalım. Eğer BMJ’nin raporları doğruysa gerçek vaka sayısına ulaşmak için 100 bini 5 ile çarpabiliriz. Bu durumda Birleşik Krallık’ta enfekte olan kişi sayısı yarım milyon olur. Eğer şu an gerçekten hastalığın tepe noktasındaysak ve aşağı inerken de yukarı çıkarken olduğuyla aynı sayıda insan enfekte olursa iyimser bir tahmin ile ilk dalga salgının ardından Birleşik Krallık’ta yaşayan 1 milyon insanın virüse karşı bağışıklık geliştireceğini söyleyebiliriz. Yani geri kalan 65 milyon insan bağışıklık olmadan yaşamaya devam edecek.

Şimdi alışık olmadığım kadar iyimser olacağım ve virüse yakalanan herkesin (her ne kadar bilimsel olarak doğrulanmasa da) tamamen kendisini yeniden virüse yakalanmaktan kurtaracak bir bağışıklık geliştirdiğini farz edeceğim. Aynı zamanda doğal olarak virüsün diğer insanlara eskisi kadar kolay geçmeyeceğini düşüneceğiz. Salgının devam etmesini durdurmak ve sağlık merkezlerindeki aşırı yığılmayı önlemek için nüfusun yarısının enfekte olması gerekiyor.

“Salgın daha yeni başlıyor”

Ben bu satırları yazarken Birleşik Krallık’ta resmî olarak duyurulan 10 bin koronavirüs kaynaklı ölüm yaşanmış durumda. Acil bir salgın durumunda veri toplamanın zorluğunu göz önünde bulundurursak bu sayının açıklanandan daha fazla olduğunu düşünebiliriz. Yine şu an salgının tepe noktasındaysak ve aynı yolu takip ederek aşağı ineceksek ilk dalga salgının 20 bin kişinin ölümüne neden olmasını bekleyebiliriz. Eğer toplumun büyük kısmının enfekte olarak bağışıklık kazanacağı bir durumdan bahsediyorsak, vaka sayısına bağlı olarak ölüm sayısını da 30 ile çarpmamız gerekiyor. Bu da en az 600 bin ölü demek.

En iyi senaryolarda bile salgına bütünüyle çözüm olabilecek bir aşının toplumlara uygulanmaya başlaması için önümüzde oldukça uzun bir zaman var. Ancak salgınının hızını durdurup insanların hayatını kurtarmak için başka çözüm yollarımız da var. Bunlardan biri geliştirilmiş bir test sistemi ile vakaları ve onların temas kurduğu kişileri tespit etmek. Kimin risk altında olduğunu görebilmek için dijital teknolojiler de kullanılabilir.

Dünyanın dört bir tarafında hükümetler işyerlerini açık tutabilmek ve mevcut işlerin verimliliğini artırabilmek için farklı metotlar geliştirmeye çalışıyorlar. Ancak baskılar nedeniyle bunların çoğu işe yaramıyor. Bana göre bu gelişmeler ekonomi için büyük yıkımlara neden olacak, ancak binlerce insanın ölmesi de aynı etkiyi yapıyor. Zaten ekonomiyi böylesi bir salgından bütünüyle uzak tutabilmek mümkün değil.

Yaşadığım yer olan Cambridge-Massachusetts’de siren sesleri duymaya devam ediyorum. Kriz sona ermeye yaklaşmıyor, hatta tam tersi: Salgın daha yeni başlıyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus