Beş siyasetbilimci The Guardian’a yazdı: “Küresel salgının ortaya çıkardığı yeni aktivizm türleri giderek yayılıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Beş bilim insanı ve siyasetbilimci akademisyen, Erica Chenoweth, Austin Choi-Fitzpatrick, Jeremy Pressman, Felipe G Santos ve Jay Ulfelder The Guardian için küresel koronavirüs salgınının ortaya çıkardığı yeni aktivizm türleri ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Yazının çevirisini paylaşıyoruz.

Koronavrüs salgınından önce dünya üzerinde benzersiz kitlesel hareketler yaşanıyordu. 2010 ve 2019 yılları arası, 2. Dünya Savaşı’ndan beri tüm dünyanın gördüğü en büyük kitlesel gösterilere sahne oldu. Ancak salgının etkilerinden dolayı sokak hareketleri, mitingler ve protestolar; Hindistan, Lübnan, Şili, ABD, Hong Kong, Irak ve Cezayir gibi çok sayıda farklı kültüre sahip ülkede kesintiye uğradı.

Tabii ki salgın yüzünden kitlesel eylemlere ara verilmesi insanların güç kaybettiği anlamına gelmiyor. Krizle başa çıkmak için insanların üretmeye çalıştıkları dayanışma metotlarını inceleyen çalışmalar gerçekleştiriyoruz.

Yüzden fazla yeni aktivizm türü

Sadece birkaç haftalık süreçte yüzden fazla şiddet içermeyen yeni aktivizm metodu tespit ettik ve eminiz ki daha fazlası da vardır. Bu durum sosyal hareketlerin “modası geçmiş” eylemler olarak tanımlanmasını gerektirmiyor. Mevcut sosyal hareketliliklerin yanına çok sayıda yeni strateji, motivasyon ve araç eklenmiş durumda.

Bunlardan biri evde ya da sokakta tencere ve tava çalmak. Bir diğeri, sağlık ve güvenlik riskleri nedeniyle insanların çalıştıkları yerlerde greve giderken işyerlerini birlikte terk ederek siyasî endişelerini ve dayanışma taleplerini göstermeleri. Aktivistler aynı zamanda maske yapımı, ortak yardım kutuları ve kitle kaynaklı acil durum fonları için de yeni alternatifler üretiyor. Yazarlar kitaplarını internet üzerinden okuyor, müzisyenler ise balkonlardan ve çatılardan konser veriyor. Teknoloji kuruluşları ise insanların ateşlerini ölçüp, yüksek riskli yerleri gözlemliyor.

Tabii ki en hayat kurtarıcı olan aktivizm türü insanların kolektif şekilde çalışarak ihtiyacı olan kişilere yardım etmesi. Massachusetts’tekine benzer toplumsal yardım alanları acil ihtiyaçları olan kişileri belirlerken gönüllülük esasıyla bu insanlara yardım yapılıyor. Gıda bankaları, gönüllülük esasıyla inşa edilen küçük konutlar, çevrimiçi medikal danışma klinikleri, evde yapılan maskeler ve daha birçok aktivizm türü son bir haftada ortaya çıktı. Bu üretkenlik şimdiden yüzlerce can kurtardı.

Her ne kadar bu metotların görünürdeki somut etkileri çok büyük olmasa da, sivil toplumu güçlendirme ve değişim gerektiren siyasî ve ekonomik koşulları vurgulama anlamında çok önemli. Şili’de kadınlar cinsiyet temelli şiddete karşı dayanışma ve karşılıklı yardım içeren bir “feminist acil durum planı” hazırladı. İspanya’da ise 15 binden fazla insan karantina süreci boyunca kira alınmamasını talep eden “kira grevlerine” katıldı. Katılımcıların birçoğu, grevi internet üzerinden destekledi. Pek çok genç aktivist ise iklim değişikliği sorununu gündeme taşımak için internet üzerinden tartışma toplantıları düzenliyor, web siteleri açıyor ve yeni araçlar geliştirmeye çalışıyor. Bütün bunların etkileri karantina dönemi bittikten sonra daha da görünür olacak.

Tabii ki herkes aynı duyarlılığa sahip değil. Protestolara, mitinglere hatta ibadethanelere büyük kalabalıkları toplayan kişiler var. Kentucky’deki bir papaz sosyal toplanmaların yasaklanmasına rağmen paskalya bayramı için bir toplantı düzenledi. Devamındaki süreçte ise toplantıya katılan kişiler iki haftalık zorunlu karantina uygulamasına tabi tutuldular. Ancak Louisiana ve Florida’daki evanjelist kiliselerinde de benzer toplantılar yapıldı. Nevada’da ise kiliselerinin kapatılmasına sinirlenen Hıristiyan cemaati protesto eylemleri düzenledi.

Bunların yanı sıra bir de komplo teorilerine inanan gruplar var. Örneğin İngiltere’deki bir grup genç, koronavirüsün 5G teknolojisini kullanan telefon firmaları yüzünden, onların kurduğu 5G santralleri vasıtasıyla yayıldığına inanıyordu. Bunları hesaba kattığımızda herkesin aklını dayanışma için kullanmadığını iddia edebiliriz. Ancak dayanışma için harcanan çaba, kavga etmek için harcanan çabadan çok daha fazla, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kesin olan ise insanların daha önce hiç karşılaşmadıkları türden bir krizle ile mücadele etmeye adapte olduklarıdır. Ancak bu, kolektif yaratıcılığın giderek geliştiği günümüzde bir sürpriz olarak görülmemeli. Acil durumlar pek çok zaman fırsatların değerlendirilmesi için yeni fikirlerin oluştuğu dönemlerdir. Bu çabaların ve farkındalığın uzun vadeli sonuçlarının ne olacağını tahmin etmek mümkün olmasa da insanların gücünün tükenmediğini şimdiden gördük. Hatta insanlar artık uzaktan organize olabiliyor, kendi ihtiyaçları için bir araya gelebiliyor ve mesajlarını netleştirerek bundan sonra yaşanacaklar için strateji planlayabiliyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus