Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP’li belediyelere: “Bu tür teşebbüsler geçmişte FETÖ ve PKK gibi örgütler tarafından da denenmişti”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan video konferans yöntemiyle gerçekleşen kabine toplantısının ardından kameraların karşısına geçerek koronavirüs salgınına ilişkin açıklamalar yaptı.

23-24-25-26 Nisan’da sokağa çıkma yasağı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki perşembe günüe denk gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile devamındaki cuma, cumartesi ve pazar günlerinde 30 büyükşehir ve Zonguldak’ta sokağa çıkma yasağı uygulanacağını söyledi, ayrıntıları İçişleri Bakanlığı’nın duyuracağını belirtti.

Amacımız Ramazan Bayramı sonrası normale dönüş”

Salgına yönelik alınan tedbirlerin meyvelerinin toplandığını belirten Erdoğan “Amacımız önlemleri en titiz şekilde uygulayarak, salgının seyrini, ülkemizin Ramazan Bayramı sonrası normale dönüşüne imkan sağlayacak seviyeye indirmiş olmaktır. Bazı adımları bayram öncesi de atmaya başlayabiliriz. Tüm sektörlerin buna göre hazırlıkları yapmalarında fayda görüyoruz. Unutmayınız, bu salgının üstesinden ancak 83 milyon hep birlikte hareket edersek gelebiliriz” dedi.

“Hastalık iyi seyrediyor”

Erdoğan tedavi sürecine ilişkin de bilgi verdi ve “Test sayısında günde 40 bine ulaştık. Test-vaka oranımız azalıyor. İyileşen hasta sayımız katlanarak artıyor. Buna karşılık yoğun bakımda ve solunum cihazına bağlı olan hastalarımız ile vefat eden hasta sayımız aynı düzeyde devam ediyor. İnşallah yakında onların da azalışına şahit olacağız. Hastanelerimizde olağanüstü bir yoğunluk yaşanmıyor” diye konuştu.

“CHP’li belediyeler şov peşinde”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın süresince bağış kampanyaları düzenleyen, sahra hastanesi çalışması yapan ve ekmek dağıtan CHP’li belediyeleri ise “bozgunculukla” suçladı: “Türkiye salgınla mücadele ederken CHP’nin başını çektiği bir kesim bozgunculuk peşinde koşuyor. Bilindiği gibi salgınla mücadele merkezi bir planlamayı ve güçlü bir koordinasyonu gerektiriyor. Başarılı bir netice alabilmek için uygulamanın her il, ilçe, mahalle düzeyinde bu anlayışla yürütülmesi şarttır. Peki CHP’li belediyeler ne yapıyor? Cumhurbaşkanlığını, Sağlık Bakanlığı’nı, İçişleri Bakanlığı’nı, diğer bakanlıkları, valiliği, kaymakamlığı hiçe sayarak kendi başlarına yardım toplamaya, ekmek dağıtmaya, hastane kurmaya, benzeri işler yapmaya kalkışıyorlar. Asli işlerini yürütemeyen CHP’li belediyelerin ısrarla ve salgınla mücadele kurallarını hiçe sayarak giriştikleri bu tür faaliyetlerin amacı halka hizmet vermek değil, şov yapmaktır. Özellikle İstanbul, Adana ve Mersin belediyelerinin hafta sonu uygulanan yasak sırasında sergiledikleri tavrın başka hiçbir izahı yoktur.”

FETÖ ve PKK benzetmesi

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette kurallara uygun şekilde faaliyet yürüten CHP’li belediyeler de var. Mesela Mersin’de CHP’li büyükşehir belediyesi salgın kurallarını hiçe sayarak şov yaparken aynı partinin Yenişehir ve Mezitli belediyeleri valilik ile işbirliği halinde faaliyet yürütmüştür. Bu tür teşebbüsler geçmişte FETÖ ve PKK gibi örgütler tarafından da denenmişti. Tabii buradaki amacın milletimizin takdirle takip ettiği sağlık, gıda, güvenlik, ekonomik destek, sosyal yardım hizmetlerini itibarsız hale getirmek olduğu açıktır. Salgın sebebiyle sağlık sisteminin çökmesini, kamu güvenliğinin zaafa uğramasını, halkın sokaklara dökülmesini bekleyenler umdukları olmayınca gözlerini yapılan hizmetlere dikmişlerdir. Geçmişte Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesini akamete uğratmak, sınırlarını koruma gayretini kırmak, ekonomisini yıkmak için uğraşmışlardı, şimdi de maalesef salgın hastalıkla mücadele için alınan tedbirleri sabote etmeye çalışıyorlar. Ülkemizin İtalya, İspanya, Amerika gibi ciddi kayıplar veren yerler arasında girmesini bekliyorlardı, baktılar öyle olmadı, umutlarını Uganda’ya bağlayacak kadar küçüldüler.

“Belediye kendi başına iş yapmaya kalkarsa karşısında devleti bulur”

Bununla kalmayıp güya kendilerince hükümetle yarışa kalktılar. Biz şehir hastanelerini anlatırken, onlar fuar merkezini veye merkezlerini panellerle bölerek içindeki standları sahra hastanesi diye yutturmaya kalktılar. Biz geliri olmayan vatandaşlarımıza devletin yıllardır var olan sistemi üzerinden nakit yardımı yaparken onlar hem hukuka hem inancımıza aykırı şekilde zekat toplama peşine düştüler. Ve dediler ki, ‘Zekat toplama konusunda herhangi bir engel yok, devlet de böyle bir engeli koymaz.’ Bu noktada müracaat edilecek tek yer vardır, Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorarsınız, zekatı kimler toplar, kimler toplayamaz onlar size gerekli cevabı verir. Siz kendinize ait olmayan böyle bir alana veyahut da böyle bir konuda konuşma hakkına sahip değilsiniz. Devlet, kuralları uygulayarak yardımları tek hesapta toplayınca da ‘Paralarımıza el konuldu’ yalanına sarıldılar. Devlet olarak biz, kimsenin parasına el koymadık ve böyle bir yanlışın içerisine girmedik, girmeyiz. Onlar toplu taşıma seferlerini hesapsızca azaltarak halkımızı mağdur ettiler. Belediyelerinin sorumluluğundaki faaliyetleri yönetemeyip her şeyi birbirine karıştıranlar hükümetin aldığı tedbirleri sabote ederek beceriksizliklerini örtmeye kalktılar. Biz infaz düzenlemesi ile hem kalıcı bir sistem kurmak hem de cezaevlerindeki yoğunluğu azaltmak için uğraşırken onlar ‘Tecavüzcüler serbest kalacak’ yalanıyla ortalığı bulandırdılar. Belediyeler elbette diğer sorumluluklarının yanı sıra, sosyal yardım da yapabilir ama bunu kanunların belirlediği sınırlar içinde, şehrin mülki amirinin bilgisi ve koordinasyonu dahilinde kendi kaynaklarıyla yapar. Belediye, bakanlığı, valiliği, kaymakamlığı, diğer kamu birimlerini yok sayarak kendi başına iş yapmaya kalkarsa karşısında hukuku bulur, devleti bulur.

“Bu zihniyetten kurtulmak en az Kovid’den arınmak kadar önemli”

Sorun ekmek dağıtmak değil, bunun şehirdeki diğer faaliyetlerle uyumsuz, plansız, programsız, izinsiz şekilde yapmaktır. Sorun vatandaşımız için sağlık tesisi hazırlamak değil, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmaktır. Sorun herhangi bir konuda farklı düşünmek, konuşmak, hareket etmek değil, yalan söylemektir, iftira atmaktır, gerçeği çarpıtmaktır. Türkiye’nin sağlık alanında tarihi bir beka mücadelesi verdiği dönemde milletimi böyle tatsız konularla meşgul etmiş olmaktan dolayı da üzüntülüyüm. Ancak karşımızdaki kirli zihniyet kendisine cevap verilmedikçe azgınlaşmakta, yalanlarının çıtasını yükseltmektedir. Ülkemizin bu hastalıklı siyaset zihniyetinden kurtulmasını en az Kovid vürüsünden arınması kadar önemli görüyorum. Geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinde her şey gibi muhalefet anlayışının da özlediğimiz seviyeye çıkacağını ümit ediyoruz. Bu duygularla milletimin her bir derdine çare olacak bir adımı atmanın inşallah beklentisi içindeyiz.”

“Bugün itibarıyla 100 yerli solunum cihazını teslim aldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan gün içinde görücüye çıkan yerli solunum cihazlarını hatırlatarak, “Yoğun bakım solunum cihazlarının üretimi konusundaki çalışmalarımız başarıyla neticelendi. Kollarımızı sıvadığımız tarihten bir gün sonra üretime başladık. Mayıs sonuna kadar 5 bin üretmiş olacağız. Bu cihazların teknoloji girişimini gerçekleştiren Biosys’e, mühendisleriyle, teknisyenleriyle, tüm çalışanlarıyla katkı veren Baykar Makina ve ASELSAN’a, seri üretimi yapan Arçelik’e şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Bu başarı her fırsatta altını çizdiğimiz milli teknoloji hamlesinin somut örneği. Bugün itibarıyla 100 solunum cihazını teslim aldık” dedi.

Şehir hastanelerinin önemi anlaşıldı

Salgınla mücadelede Türkiye’nin yatak kapasitesi sıkıntısı yaşamadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Son gelişmeler üzerine ilk etabının açılışını öne alarak bugün gerçekleştirdiğimiz İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi salgın hastalıkla mücadele için kullanılacaktır. Toplam yatak kapasitesi 2 bin 682 olan hastanemizin bugün ilk etabının açılışını yaptık. 885 klinik yatağı, 150 yoğun bakım yatağı olmak üzere 1035 yatakla hizmet verecek. Kalan kısmını da önümüzdeki ay hizmete açmayı planlıyoruz. Ayrıca Yeşilköy ve Sancaktepe’deki her biri bin beşer yataklı iki kalıcı hastanemizin inşaatı hızla sürüyor. İnşallah bunları söz verdiğimiz gibi 45 günde tamamlayıp hizmete alacağız. Bu yatırımların önemini ve büyüklüğünü bu salgın vesilesiyle bir kez daha gördük. Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı bir dönemde Türkiye en küçük bir sıkıntıya krize kaosa fırsat vermeden sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmüştür. Hasta ve ölüm vakalarının en büyük sorunu sağlık sisteminin yoğunluğu kaldıramadığı için çökmüş olmasıdır. Türkiye vaktinde aldığı tedbirler sayesinde bu tehlikenin önüne geçerek tüm dünyada salgınla mücadelede en rahat sağlık hizmeti veren ülke durumuna gelmiştir.”

“25 bin vatandaş yurda dönüyor”

Türkiye’nin salgının başlamasından bu yana 39 bin vatandaşını yurtdışından ülkeye getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazan ayı başlayana kadar 25 bin vatandaşı daha yurda getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

“Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasında 1 milyar 800 milyon lira toplandı”

Erdoğan, ekonomi ve istihdama yönelik çalışmaları ise şöyle paylaştı:

  • “Biz Bize Yeteriz Türkiyem kampanyasında toplanan para tutarı 1 milyar 800 milyon liraya yaklaştı.”
  • “Herhangi bir geliri olmayan vatandaşlarımıza yönelik olarak önce 2 milyon 100 bin haneye nakit desteği verdik. İkinci etapta 2 milyon 300 bin haneye biner lira nakit desteği vermeye başlıyoruz. Üçüncü etabı da yakında, bu dönemde özel ihtiyacı olan hanelere yönelik olarak devreye alıyoruz. Buna ilişkin başvuruları almaya başlıyoruz.”
  • “Tarım üretimini desteklemek amacıyla Hazine’ye ait tarım arazilerini kiraladığımız çiftçilerin nisan, mayıs ve haziran ayı kira ödemelerini 6 ay süreyle erteliyoruz. Bunun yanında Erzincan, Erzurum, Kars, Kayseri, Sivas, Bingöl, Muş başta olmak üzere çeşitli illerimizdeki 14 milyon metrekare Hazine arazisini de ilave olarak çiftçilerimizin kullanımına sunuyoruz.”
  • “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere 500 milyon lirayı aşkın ilave kaynak sağladık. Ayrıca 81 vilayetimizin tamamında, 2 milyon 234 bin ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerimize, kızlar için 75 lira erkekler için 50 lira olmak üzere şartlı eğitim yardımı yapıyoruz. Öksüz ve yetim 41 bin öğrencimize ise bu yardımı aylık 150 bin lira olarak veriyoruz.”
  • “Bir başka müjdemiz de bünyelerinde tıp fakültesi bulunan 43 üniversitemize. Bu zorlu süreçte üniversite hastanelerimize hizmet kalitelerini yükseltebilmeleri için çeşitli unvanlarda 8 bin 635 sözleşmeli personel ve 5 bin 865 sürekli işçi kadrosu ihdas ediyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus