Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap: “Önümüzdeki hafta günlük vaka sayısının üç binin altına düşeceğini tahmin ediyoruz, yaz aylarında bulaş azalacak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, Türkiye’de önümüzdeki hafta vaka sayılarının üç binin altına düşeceğini tahmin ettiklerini, normale dönüşün ise ayları belki yılları bulacağını ama yaz aylarında bulaş hızının düşeceğini söyledi. Azap ayrıca, açıklanan vaka ve can kaybı sayılarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, negatif çıksa da bulguları gösterenlerin kayda alınıp alınmadığı konularına da açıklık getirdi.

Kovid-19 pandemisinde dünyada vaka sayısı 2 milyon 700 bini aştı, can kaybı 200 bine yaklaşıyor. Türkiye’de ise 24 Nisan itibarıyla vaka sayısı 100 bini geçti, can kaybı sayısı ise 2 bin 500 sınırına gelmiş durumda. Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, Türkiye’deki vaka sayılarının ne zaman azalacağını, tepe noktasına ne zaman ulaşılacağını, ne zaman normale dönülebileceğini anlattı.

“Tepe noktasına çok yakınız”

Önümüzdeki günlerde her gün yeni eklenen vaka sayısının azalmasını bekliyoruz” diyen Azap, “Tepe noktasına çok yakınız. Virüsün toplumda dolaşmaya başladığı zaman, mart ayının başı gibi kabul edilirse bunun üzerinden 6-8 hafta geçtiğinde tüm ülkelerde tepe noktasına ulaşılıyor. Büyük olasılıkla önümüzdeki hafta içinde günlük yeni vaka sayısı 3 binin altına düşecektir” dedi.

Sokağa çıkma yasağı seçeneği masada

Sokağa çıkma yasağı tedbirinin hâlâ masada olduğunu söyleyen Alpay, değerlendirilen seçenekleri şöyle anlattı: “Bunlar, en başından beri tartışılan konular. İnsan hareketliliğini ne kadar kısıtlayacağınız, ne kadar süreyle kısıtlayacağınız, cevabı çok kolay sorular değil. Alacağınız önlemlerin hepsinin bir katkısı olacak ama bu önlemlerin sosyal, ekonomik yan etkileri olacak. Onlar da salgını kontrol etmenizi zorlaştırabilir. Dolayısıyla bu kararları vermek zor. Halk sağlığı bilim insanlarının karar vermesi gerekir, Bilim Kurulu’nda da bu kişiler var. Onların pandemi kontrolü için oluşturduğu alt kurul var, orada tartışılıyor. Şunu da unutmamak lazım tüm Türkiye’yi ilgilendirecek kararlar almak, tek bir formülü tüm Türkiye’ye uygulamak doğru değil. Bazı illerde vaka sayıları hâlâ iki basamaklı sayılarda, dolayısıyla oralarda sokağa çıkma yasağı gibi kısıtlamaların gereği yok. O yüzden bu kararları il pandemi kurullarının vermesi gerekir. Kendi illerindeki durumu çok iyi biliyorlar, bulaşma dinamiklerini ve sayıları.”

“Üç ay önceki hayatımıza uzun süre dönemeyeceğiz”

Merak edilen bir başka soru ise hayatın ne zaman normale döneceği veya dönüp dönmeyeceği. Alpay, “Eğer üç ay önceki hayatımız kastediliyorsa, ona uzunca bir süre dönemeyeceğiz” diyor ve normale dönme sürecinin ayları bulabileceğini aktarıyor: “Gevşetme önlemlerini almak daha zordur. Çünkü ne kadar, hangisini ne zaman gevşeteceksiniz, ikinci dalgayla karşılaşacak mısınız? Bunlar çok daha zor konular. Dikkatli şekilde gitmek lazım, kesinlikle gevşememek lazım. Normalleşmeye doğru gideceğiz tabii ki ama hiç bırakmayacağımız şey kişisel önlemler olacak. Bundan üç ay önce yapmadığımız şeyleri, belki önümüzdeki birkaç yıl boyunca devam ettirmek zorundayız. Tokalaşmak, öpüşmek, sarılmaktan uzak durmalıyız. Bir metrelik mesafeyi korumak zorundayız, mesafeyi koruyamıyorsak maske kullanmak, hijyene dikkat etmek zorundayız. Üç ay önceki sürece dönmemizin ben aylar alacağını söyleyebilirim. Hatta bu konuda Dünya Sağlık Örgütü de ‘yeni normal’ bir dönem olacak diyor. Belki birkaç sene boyunca yeni normal dönemde yaşamak zorunda kalacağız.

“Yaz aylarında bulaşma hızı azalacak”

“Yazın virüs ortadan kalkmayacak ama bulaşma hızı azalacak. Örneğin, şu an bir kişiden 4-5 kişi hastalık kapıyorsa, yaz aylarında iki kişiye belki bir kişiden 1,5 kişiye dönüşecek. Hızı çok azalacak” diyen Azap, koronavirüsün ilerleyen dönemde grip gibi mevsimsel olarak görüleceğini söylüyor: “Toplumun yüzde 40 ile 60’ı önümüzdeki bir yıl içinde virüsle karşılaşacak. Bilimsel araştırmaların sonucu bu. Bu virüsün ortadan kalkmayacağını, insanlar arasında birkaç yıl dolaşan bir virüs olacağını 1-2 aydır biliyoruz. SARS virüsü tamamen ortadan kalktı ama bu virüs aramızda dolaşacak. Zaman geçtikçe aşı, daha etkili ilaçlar gibi seçenekleriniz olacak. Bu yüzden bir tehdit olmaktan çıkacak. Bunu gribe çok benzetiyoruz. Nasıl ki grip virüsleri kış aylarında artar, yazın azalır tekrar kışın artar. Bu yeni koronavirüs de mevsimsel hastalığımız olacak. Çok panik yapmamıza gerek yok, SARS, MERS gibi ölümcül de değil. Dolayısıyla artık bu virüsle yaşamak zorundayız.”

“Negatif olup koronavirüs teşhisi konanların da kaydı tutuluyor, Bakan açıklayabilir”

Alpay ayrıca, Türkiye’de açıklanan vaka sayılarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, testi negatif çıksa da koronavirüs bulgularını taşıyan hastaların kayda alınıp alınmadığı konularına da açıklık getirdi: “Testi negatif çıkanların da rakamları tutuluyor, hatta onlara tedavi de uygulanıyor. Onlara da Kovid-19’muş gibi yaklaşmamız gerekiyor. Çünkü bu hastalığın tanısında kullandığımız PCR testi çok duyarlı değil, vakaların tümünü yakalayamıyor. Hastalığın kendi özellikleri nedeniyle virüsü saçmayabiliyor, o yüzden test yaptığınızda virüsle karşılaşamayabilirsiniz. Biz, olası klinik bulgularla koronavirüs olarak düşündüğümüz her hastayı koronavirüsmüş gibi ele alıyoruz. Tedavisine, karantinasına başlıyoruz. Halk sağlığı yönetim sistemi dediğimiz bir elektronik ortam var, orada bu sayılar var. Ama kamuoyunda paylaşılan rakamlar, sadece testi pozitif çıkan kişilerden oluşuyor. Olası vakalar bu tabloya eklenebilir, bazı ülkeler sonradan sayı düzeltmesi yaptılar. Ama bunun 10 kat, 20 kat olmasını beklemiyoruz. En fazla bir bu kadar daha vardır, o da en fazla. Bunlar da açıklanabilir Bakanın kararıyla.”

Tedavide kullanılan ilaçların yüzde yüz etkili olmasa da faydalı olduğunu belirten Alpay, “Türkiye’de her gün vaka sayıları katlanarak artıyor olsaydı, tırmanış döneminde olduğumuzu söylerdik. Ama tepeye yakınız, önümüzdeki haftadan itibaren her gün bir öncekinden belirgin olarak daha az yeni hastamız olacak. Bu dönemde yoğun bakımda ve hastanede yatan hasta sayısının artmaya devam ettiğini göreceğiz. Bu da hastalığın özelliğinden kaynaklanıyor. Özellikle yoğun bakım ihtiyacı olan hastalar hemen taburcu olamıyor, 4-6 hafta tedaviye ihtiyaç duyuyorlar. Bu da kötüye gidiş değil, beklenen bir gidiş gibi yorumlanmalı” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus