Naomi Klein: Teknoloji devleri koronavirüs salgınından nasıl kâr etmeyi planlıyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
Koronavirüs her gün binlerce kişiyi öldürmeye devam ettikçe, teknoloji şirketleri erişim güçlerini genişletme fırsatını yakalıyor. Gazeteci Naomi Klein, koronavirüs salgını sırasında sunulan teknolojik hizmetlerin amaçlarını incelediği bir yazı kaleme aldı. Yazının çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

New York Valisi Andrew Cuomo’nun 6 Mayıs Çarşamba günü günlük koronavirüs vaka sayılarını açıklarken küçük bir an için haftalarca ekranları dolduran kasvetli yüz ifadesinin yerini bir gülümseme aldı. Vali Cuomo “Hazırız, buradayız. Biz New York’luyuz, bu yüzden bu konuda iddialıyız. Değişimin sadece yakın bir şey olmadığını, doğru şekilde yapılırsa aslında bir arkadaş gibi olabileceğini biliyoruz” dedi.

Bu konuşma için vali, eski Google CEO’su Eric Schmidt‘ten ilham aldı. Schmidt, valinin düzenlediği toplantıya video konferansla katıldı.

Schmidt ”Öncelikli odağımız telefonla muayene, uzaktan eğitim ve geniş banttır.  Hızlandırılmış çözümler aramalı ve teknolojiyi işleri daha iyi hale getirmek için kullanmalıyız’‘ dedi. Eski Google CEO’sunun amacının yardımseverlik olduğu düşünülse de, videonun arkaplanı başka şeyler de içeriyordu.

Sadece bir gün önce CuomoBill ve Melinda Gates Vakfı ile daha akıllı bir eğitim sistemi geliştirmek için benzer bir ortaklık ilan etmişti. Gates’i öngörülü biri olarak tanımlayan Cuomo, salgının tarihte “Gates’in fikirlerini gerçekten birleştirip ilerletebileceğimiz bir an yarattığını” söyledi.

Fiziksel izolasyonu acı verici bir zorunluluk olarak değil, kalıcı ve son derece kârlı bir gelecek olarak görebiliriz. Steer Tech’in CEO’su Anuja Sonalker, salgının şekillendirdiği yeni teknoloji alışkanlıklarını anlattı: “İnsansız, temassız teknolojiye yönelik istek arttı. İnsanlar biyolojik tehlike, makineler ise değil”.

Vali Cuomo

Evlerimizin asla kişisel alanlar olmadığı, aynı zamanda yüksek hızlı dijital bağlantılı okullarımız, doktor muayenehanelerimiz, spor salonlarımız ve devlet tarafından karar verilirse hapishanelerimiz olan bir gelecek. Çok daha az doktor, öğretmen ve sürücünün çalışacağı bir gelecek. Tamamen yapay zeka üzerine kurulabilecek, her hareketimizin, her sözümüzün, her ilişkimizin, hükümet ve teknoloji devleri arasındaki eşi görülmemiş işbirlikleri ile izlenebilir hale geleceği bir gelecek.

Tüm bunlar size tanıdık geliyorsa, bunun nedeni koronavirüs öncesi, bu geleceğin bize rahatlık ve kişiselleştirme adına satılmasıydı. Uzaktan sağlık hizmetleri ve çevrimiçi sınıfların güvenliği, kalitesi ve eşitsizliği, yayaları ezen sürücüsüz arabalar, konum takibi yapabilen ve mahremiyetimizi ortadan kaldıran, ırk ve cinsiyet ayrımcılığını güçlendiren nakitsiz ticaret hakkında çoğumuzun endişeleri vardı. Ve en önemlisi, medya, perakende veya taşımacılıkta olsun; baskın oldukları alanlarda yarattıkları enkaz için tüm sorumluluğu ortadan kaldıran bir avuç teknoloji şirketi tarafından biriktirilen, demokrasiyi tehdit eden zenginlik ve güç hakkında endişelerimiz vardı.

Bugün, bu köklü kaygıların büyük bir kısmı, bir panik dalgası tarafından süpürülüyor. Salgın dolayısıyla bu teknolojilerin hayatlarımızı, kendimizi ve sevdiklerimizi güvende tutmak için vazgeçilmez oldukları akıllarımıza kazınıyor.

Cuomo ve milyarder ortakları sayesinde, New York eyaleti bu korkunç gelecek için ışıltılı bir sergi salonu olarak konumlandırılıyor, ancak tutkular eyaletin ve ülkenin sınırlarının çok ötesine ulaşıyor.

Amerikalılar koronavirüs tehdidini anlamadan çok önce, Schmidt bir lobi ve halkla ilişkiler kampanyası yürütmüştü ve bu kampanya Cuomo’nun kendisinin inşa etmeye olanak verdiği asıl vizyonunu bastırıyordu. Bu vizyonun merkezinde, hükümetin bir avuç Silikon Vadisi deviyle devlet okulları, hastaneler, doktor muayenhaneleri, polis ve ordu vesilesiyle sorunsuz bir şekilde bütünleşmesi (yüksek maliyetle) ve temel işlevlerinin çoğunu özel teknoloji şirketlerine aktarmaktı.

Bu, Schmidt’in ABD Savunma Bakanlığı‘na askeriyede yapay zekanın daha fazla kullanılması konusunda tavsiyede bulunan Savunma İnovasyon Kurulu başkanlığı görevinde ilerlettiği bir vizyon. Schmidt, Kongre’ye; ekonomik risk de dahil olmak üzere ABD’nin ulusal ve ekonomik güvenlik ihtiyaçlarını ele almak amacıyla yapay zekadaki gelişmeler, ilgili makine öğrenimi ve ilgili teknolojiler konusunda tavsiyelerde bulunmakta. Her iki kurul da güçlü Silikon Vadisi CEO’ları ve Oracle, Amazon, Microsoft, Facebook ve elbette Schmidt’in Google‘daki eski meslektaşları gibi şirketlerden üst düzey yöneticilerle dolu. İki kurulun da temel amacı, kurul üyelerinin şirketlerine doğrudan fayda sağlayacak şekilde hükümetten yapay zeka ve 5G gibi altyapı sistemlerine yatırım yapmasını talep etmek.

Elektronik Gizlilik Bilgi Merkezi kısa süre önce, bilgi talebi hakkı yoluyla Mayıs 2019’da Schmidt tarafından Yapay Zeka Ulusal Güvenlik Komisyonu’nda (NSCAI) yapılan bir sunuma erişti. Sunum, Çin‘in teknolojinin pek çok alanında ABD’nin önüne geçtiğini işaret ediyordu.

Bununla birlikte NSCAI, diğer tüm faktörlerden daha fazla, Çin’in rekabet üstünlüğünün bir nedeni olarak toplu gözetim ve veri toplamada kamu-özel sektör ortaklıklarını benimsediğini işaret ediyor. “Devlet Veri Kümeleri: Akıllı Şehirler” başlıklı bir sunum, Çin’in, Google’ın Çinli ana rakibi Alibaba ile birlikte ilerlediğini ortaya koyuyor.

Bu sunumdan beş ay sonra, Kasım ayında NSCAI, Kongre’ye Çin’in bu durumuyla ilgili bir rapor sundu. Elektronik Gizlilik Bilgi Merkezi tarafından elde edilen rapor, “Stratejik bir rekabet içerisindeyiz. Ulusal güvenlik ve ekonomimizin geleceği tehlikede’‘ diyor.

Eric Schmidt

 Bir New York Times makalesinde Schmidt, “Google’ı ben yürüttüm. Silikon Vadisi Çin’e karşı kaybedebilir” dedi, hükümet ve sanayi arasında ortaklık çağrısında bulundu ve bir kez daha sarı tehlike alarmını çaldı: “Yapay zeka, biyoteknolojiden bankacılığa kadar her alanda yeni ufuklar açacak ve aynı zamanda bir savunma önceliği olacak … Mevcut eğilimler devam ederse, Çin’in araştırma ve geliştirmeye yönelik toplam yatırımlarının aynı yıl içinde ABD’ninkini geçmesi ve ekonomisinin ABD’den büyük olması bekleniyor. Bu eğilimler değişmedikçe, 2030’larda daha büyük bir ekonomiye, daha fazla araştırma ve geliştirme yatırımına, daha iyi araştırmaya ve daha güçlü bilgi işlem altyapısına sahip bir ülke ile rekabet edeceğiz. Sonuçta, Çinliler dünyanın önde gelen yenilikçileri olmak için yarışıyor”.

Bu, koronavirüs salgınının bir salgın olarak ilan edilmesinden tam iki hafta önceydi ve bu büyük, yüksek teknolojili genişlemenin bir hedefinin Amerikan sağlığını korumak olduğuna dair hiçbir söz yoktu.

O günden bu yana iki ay içinde Schmidt önceden mevcut olan bu talepleri ortaya koydu: Yüksek teknoloji araştırma ve altyapısına yapılan büyük kamu harcamaları , yapay zekadaki bir dizi “kamu-özel ortaklığı” ve sayısız gizlilik ve güvenlik korumalarının gevşetilmesi. Şimdi tüm bu önlemler (ve daha fazlası), önümüzdeki yıllarda bizimle birlikte olacak yeni bir virüsten korunmamız için tek umudumuz olarak halka satılıyor.

Schmidt‘in derin bağları olan teknoloji şirketlerinin tümü, kendilerini halk sağlığının hayırsever koruyucuları ve kahraman olarak yeniden konumlandırdılar. New York’un kilitlenmesinin üzerinden iki haftadan daha az bir süre geçtikten sonra Schmidt, Wall Street Journal için bir makale yazdı.

“Diğer Amerikalılar gibi, teknoloji uzmanları da cephedeki salgın tepkisini desteklemek için üzerlerine düşeni yapmaya çalışıyorlar.

Fakat her Amerikalı koronavirüs salgını bittiğinde ulusun nerede olmasını istediğimizi sormalıdır. Mevcut krizde kullanılan yeni teknolojiler bizi nasıl daha iyi bir geleceğe itebilir? … Amazon gibi şirketler nasıl verimli bir şekilde tedarik ve dağıtım yapabileceğini biliyorlar. Bilgi işlem sistemleri ve uzmanlığı olmayan devlet görevlilerine hizmet ve tavsiyelerde bulunmaları gerekecektir.

Ayrıca, bugün daha önce hiç olmadığı gibi test edilen uzaktan eğitime yönelik trendi hızlandırmalıyız. Çevrimiçi olarak, öğrencilerin hangi okul bölgesinde yaşarlarsa yaşasınlar, en iyi öğretmenlerden eğitim almalarına olanak tanıyan bir şart yoktur.

Hızlı, büyük ölçekli deneylere duyulan ihtiyaç da biyoteknoloji devrimini hızlandıracak… Son olarak, ülke gerçek bir dijital altyapı için gecikmiş durumda… Tele-her şeye dayalı gelecekteki bir ekonomi ve eğitim sistemi kuracaksak, bağlantılı nüfus ve ultra hızlı altyapı sistemine ihtiyacımız var. Hükümet, ülkenin dijital altyapısını bulut tabanlı platformlara dönüştürmek ve bunları 5G ağıyla bağlamak için büyük bir yatırım yapmalı.”

Schmidt, bu vizyonu sürdürmek konusunda acımasızdır. Bu makalenin yayınlanmasından iki hafta sonra, ülke genelindeki öğretmenlerin ve ailelerin salgın durumuyla birlikte uzaktan toparlanmak için zorlandıkları geçici evde eğitim programlamasını “uzaktan eğitimde büyük bir deney” olarak tanımladı.

Schmidt, bu deneyin amacının “çocukların uzaktan nasıl eğitim aldıklarını, gerçekten öğrenip öğrenmediklerini” görmek olduğunu söyledi. Bu bağlamda uzaktan eğitim sisteminin geliştirilmesi gerektiğini savundu. New York Ekonomi Kulübü ev sahipliğinde gerçekleştirilen video görüşmesi sırasında Schmidt ayrıca daha fazla tele-sağlık, daha fazla 5G, daha fazla dijital ticaret için çağrıda bulundu.

Schmidt’in sözleri, yakın zamana kadar, halkın teknoloji şirketlerine karşı negatif düşüncelerinin hızla arttığının bir hatırlatıcısıdır. Başkan adayları açıkça büyük teknolojileri parçalamayı tartışıyorlardı. Amazon, şiddetli yerel muhalefet nedeniyle bir New York merkezi için planlarından vazgeçmek zorunda kaldı. Google’ın Sidewalk Labs projesi bir kriz içerisindeydi ve Google çalışanları askeri uygulamalarla gözetim teknolojisi oluşturmayı reddediyordu.

Kısacası demokrasi, Schmidt’in ilerlediği vizyonunun önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkıyordu. NSCAI belgelerinin de gösterdiği gibi, halkın üyeleri ve bu mega firmalar içindeki teknoloji çalışanları tarafından yapılan güç uygulaması, Schmidt ve Amazon CEO’su Jeff Bezos açısından yapay zeka silahlanma yarışını yavaşlattı.

Şimdi, bu devam eden salgının ve getirdiği geleceğe dair korku ve belirsizliğin ortasında, bu şirketler tüm o demokratik katılımı süpürmek ve Çinli rakipleriyle aynı güce sahip olmak için zamanlarını bekliyorlar.

Bütün bunlar çok hızlı ilerliyor. Avustralya hükümeti, tartışmalı koronavirüs takip uygulaması için verileri depolamak adına Amazon ile sözleşme imzaladı.  Kanada hükümeti, tıbbi ekipman sağlamak için Amazon ile sözleşme imzaladı. Mayıs ayının başlarında sadece birkaç gün içinde, Google’ın çatı kuruluşu Alphabet, kentsel altyapıyı yeniden yapılandırmak için 400 milyon dolar ile yeni bir Sidewalk Labs girişimini başlattı. Schmidt başkanlığındaki Savunma İnovasyon Kurulu‘nun genel müdürü Josh Marcuse, bu işi küresel kamu sektörü için strateji ve inovasyon başkanı olarak Google’da tam zamanlı çalışmak üzere terk ettiğini, Schmidt’le birlikte lobicilikleri ile yarattığı birçok fırsatta Google’ın para kazanmasına yardımcı olacağını açıkladı.

Açık olmak gerekirse, teknoloji kesinlikle önümüzdeki aylarda ve yıllarda halk sağlığını nasıl korumamız gerektiğinin önemli bir parçasıdır. Soru şu: Teknoloji, demokrasi ve kamu gözetimi disiplinlerine tabi olacak mı, yoksa gelecek yıllar boyunca hayatımızı şekillendirecek kritik soruları sormadan mı ortaya çıkacak? Gerçekten kriz zamanlarında dijital bağlantının ne kadar kritik olduğunu görüyorsak, bu ağlar ve verilerimiz gerçekten GoogleAmazon ve Apple gibi özel şirketlerin elinde olmalı mı? Kamu fonları bu kadarını ödüyorsa, bu şirketler kamu fonlarının da sahibi olmalı ve kontrol etmeli mi? İnternet hayatımızda bu kadar önemliyse, açıkça olduğu gibi, kar amacı gütmeyen bir kamu hizmeti olarak mı ele alınmalı?

Schmidt, aşırı kalabalık sınıfların, en azından aşı olana kadar sağlık riski taşıdığı konusunda haklı. Peki öğretmen sayısını iki katına çıkarmaya ve sınıf boyutunu yarıya indirmeye ve her okulun bir hemşiresi olduğundan emin olmaya ne dersiniz?

Bu, bir işsizlik krizinde çok ihtiyaç duyulan işleri yaratacak ve öğrenme ortamındaki herkese daha geniş bir dirsek koyma alanı sağlayacaktır. Binalar çok kalabalıksa, günü vardiyalara ayırmaya ve daha fazla açık hava eğitimine sahip olmaya, doğada zamanın çocukların öğrenme kapasitesini artırdığını gösteren bol miktarda araştırmaya dayanmaya ne dersiniz?

Elbette bu tür değişiklikleri tanıtmak zor olurdu. Ancak, genç insanlarla yüz yüze eğitim yapmak için birbirleriyle sosyalleşmeyi öğrendikleri gruplarda, eğitilmiş insanların denenmiş ve gerçek teknolojisinden vazgeçmek kadar riskli değiller.

New York eyaletinin Gates Vakfı ile yeni ortaklığını öğrendikten sonra, New York Eyaleti Birleşik Öğretmenler Birliği başkanı Andy Pallotta hızlı tepki verdi: “Eğitimi yeniden canlandırmak istiyorsak, sosyal hizmet uzmanlarına olan ihtiyacı ele almaya başlayalım, ruh sağlığı danışmanları, okul hemşireleri, zenginleştirici sanat kursları, gelişmiş kurslar ve eyalet genelinde okul bölgelerinde daha küçük sınıflar” dedi.

İnternet erişimi ve ev bilgisayarlarına sahip olmayan çocuklara ek olarak, uzaktan eğitimin birçok engelli çocuğa hizmet edip edemeyeceği konusunda büyük sorular var.

Mesele, okulların ne tedavi edebildiğimiz ne de aşılayamadığımız oldukça bulaşıcı bir virüs karşısında değişip değişmeyeceği değildir. Bu kolektif şok anlarında her zaman olduğu gibi sorun, bu değişikliklerin neye benzemesi gerektiği ve kime yarar sağlamaları (özel teknoloji şirketleri veya öğrenciler) gerektiği konusunda özel tartışmaların olmamasıdır.

Aynı sorular sağlık hakkında da sorulmalıdır. Bir salgın sırasında doktor ofislerinden ve hastanelerden kaçınmak mantıklıdır. Ancak tele-sağlık hizmetleri yeterli midir?

Her durumda, insanlara yatırım yapmak ve teknolojiye yatırım yapmak arasında gerçek ve zor seçimlerle karşı karşıyayız. Çünkü acımasız gerçek şu ki, her ikisini de yapmamız pek olası değildir. Teknoloji şirketleri uzaktan öğrenme, tele-sağlık, 5G ve sürücüsüz araçlar için vahşi lobicilik kampanyalarını kazanırsa, kamu öncelikleri için  para kalmayacak.

Teknoloji bize güçlü araçlar sağlar, ancak her çözüm teknolojik değildir. Eyaletlerimizi ve şehirlerimizi Bill Gates ve Schmidt gibi kişilere nasıl yeniden canlandıracağımız konusundaki kilit kararları dış kaynaklardan temin etmenin sorunu, teknolojinin düzeltemeyeceği hiçbir sorun olmadığı inancını kabul etmektir.

Onlar ve Silikon Vadisi‘ndeki diğerleri için, salgın sadece minnettarlığı değil, aynı zamanda hissettikleri gücü de reddetti. Andrew Cuomo, eski Google CEO’sunu, devletin yeniden açılmasını şekillendirecek olan grubun başına getirerek, dizginleri ona bırakmış gibi görünüyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus