20 milyon icra ve iflas işlemine 15 Haziran’da devam edilecek – Avukat Ali Göymen: “İcra dairelerinin talep artış yükünü karşılayabileceğini düşünmüyoruz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope özel yayınında Batu Bozkürk, Ankara Barosu Türkiye Barolar Birliği Delegesi Avukat Ali Göymen’i konuk etti. Programda, 22 Mart’ta koronavirüs salgını tedbirleri çerçevesinde durdurulan icra ve iflas işlemlerinin 15 Haziran’da yeniden başlayacak olması konuşuldu.

“Adli tatil öne alınsa daha mı iyi olurdu?”

Göymen, Adalet Bakanlığı’nın 22 Mart’ta aldığı kararın detaylarını şöyle paylaştı: “Bu karar idari genelge gibi bir açıklamayla duyuruldu ancak sonra 7226 sayılı yasa yürürlüğe girdi. Yasayla önce 30 Nisan’a kadar maaş hacizleri ve nafaka hariç tüm icra işlemleri durduruldu, sonra bu 15 Haziran’a çekildi. Sadece icra süreleri ve icra takip işlemleri değil, ticaret hayatını etkileyen çeklerin ibraz süreleri de uzatıldı. Davaların açılması, zamanaşımı, ihbar ve ihtar süreleri de uzatılmış oldu. Biz burada şunu tartıştık meslektaşlarımızla: Acaba adli tatil de öne alınsa daha mı iyi olurdu?”

“Borçlu bu süreçte farklı yöntemler geliştirdi”

Avukat Göymen, bu yasanın bazı suistimalleri de beraberinde getirdiğini belirtti: “Tapu işlemleri, devir işlemleri, araç satış işlemleri bu süreçte durdurulmadı. Hal böyle olunca borçlu, alacaklı alacağına kavuşmasın diye satışlar, devirler yaptı, banka mevduatları boşaltıldı. Bununla ilgili konuların yasada düşünülmediğini ya da atlandığına inanıyorum. Fiili haciz dediğimiz, haciz mahalline gidilerek yapılan işlemlerin durdurulması mantıklıydı belki ama elektronik ortamda yapılan banka hesap hacizleri veya taşınmaz hacizleri, araç hacizleri gibi hacizlerin devam etmesi gerekirdi. Burada alacaklıların mağdur olduğunu tahmin edebiliyorum.”

“2014’ten bu yana yapılan kanunların tamamı borçlu lehine”

Türkiye’de 20 milyon gibi yüksek sayıda icra ve iflas dosyası olmasının sebeplerini de Göymen şöyle sıraladı: “İcra dairesi başına düşen dosya sayısı 10-15 yıl öncesine göre çok fazla. Yine 2004 yılından bugüne yapılan icra infaz kanun değişikliklerinin tamamı borçlu lehine. Bunun Avrupa Birliği Uyum Yasaları gereğince olduğu açıklanmıştı. Ayrıca dünyada bizimki gibi bir çek kanunu yok. Çek dediğimiz evrakın karşılığı vardır. Bildiğim kadarıyla Almanya’da karşılıksız çek olursa doğrudan dolandırıcılıktan işlem yapılıyor. 1988 yılında sanıyorum, Çek Kanunu yürürlüğe girmeden önce bizim kanunumuz da böyleydi. Şimdi hep vadeli çalışmak, 60 günlük, 90 günlük çekle mal alıp o malı satarak çevirmek üzerine dayalı bir ekonomimiz var. Bu, yeterli sermayemiz olmadığı anlamına geliyor. Olmayan bir sermayeyi içeride çevirmeye çalışıyoruz. Kredi gibi. Zincir kırılmadığı sürece hiçbir sorun yok. Alıyorsunuz, çarpanınızı koyup satıyorsunuz. Ama zincir bir yerde kırıldığında, alacaklı da alacağına kavuşamadığında kendi borcunu ödeyemiyor. Böyle olunca bir domino taşı gibi devrilip gidiyor. Aslında 20 milyon 500 bin dosyayı böyle düşünmek lazım.”

“İcra dairelerinin talep artış yükünü karşılayabileceğini düşünmüyoruz”

Ali Göymen son olarak, 15 Haziran ve sonrasındaki süreci şöyle değerlendirdi: “Büyük bir yığılma var, şu an işler çok fazla. Birkaç ay sonra yansımaları olacaktır. Davalar ve duruşmalar da aynı şekilde ertelendiği için avukatlar da takiplere biraz daha yoğunlaşacak. İcra dairelerinin bu talep artış yükünü karşılayabileceğini düşünmüyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus