Koronavirüs aşısı üretme şansı azalıyor: Aşıyı test edecek yeterli sayıda gönüllü hasta yok

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Koronavirüs aşısının bulunması, salgının seyrini kökünden değiştirebilir. Ancak şu ana kadar hiçbir kurum tarafından aşının ne zaman hazır olacağı ve dağıtımına başlanacağı hakkında net bir bilgi verilmedi. Yaz aylarında salgının yayılma hızının düşmesiyle birlikte, tuhaf bir sorun ortaya çıktı. Aşı geliştiren uzmanlar, aşının işe yarayıp yaramadığını ölçmek amacıyla yapılan testlere katılmak için yeterli sayıda gönüllü bulamayabilir.

Washington Post muhabirleri William Booth ve Carolyn Johnson, aşı üreticilerinin pek vurgulanmayan bir sorununu haberleştirdi.

Vaka sayısı her geçen gün artsa da virüsün yayılma hızı düşüyor. Çin, İngiltere ve ABD’de insanlar üzerinde denenmesi için üretilen aşıların haziran, temmuz ve ağustos aylarında uygulanmaya başlayacağı söyleniyordu. Ancak salgının yayılma hızının düşmesiyle birlikte bu testlere katılacak yeterli sayıda gönüllü bulmak her geçen gün zorlaşıyor.

“Yayılma hızı düştükçe verimli bir aşı üretme şansı azalıyor”

İngiliz-İsveç ilaç ve biyoloji Şirketi AstraZeneca, Oxford’daki aşı grubuyla birlikte ortak bir çalışma yürütüyor. Şirket aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hükümetinden de aşı üretimi için 1.2 milyar dolarlık destek almıştı. Şirketin genel müdürü Pascal Soriot yaptığı açıklamada, “Bana göre şu an yaşadığımız sorun aşı üretmek için gecikmemizden kaynaklanıyor, çünkü Avrupa’da hastalığın etkisi artık düşmeye başladı. Kısa zaman sonra verimli bir aşı geliştirmek daha da zor hale gelebilir” dedi.

Oxford Üniversitesi bünyesinde kurulan aşı ekibinin liderlerinden Adrian Hill de aynı noktayı vurguluyor. Oxford grubu daha önce aşının eylül ayına yetişme ihtimalinin yüzde 80 olduğunu söylese de Hill, İngiltere’de aşının test edildiği kişi sayısının azalmasıyla birlikte bu ihtimalin yüzde 50’ye düştüğünü belirtiyor.

ABD’de ise aşı için onay almak oldukça uzun klinik aşamaların sonuçlanmasını gerektiriyor. Birkaç aylık sürecin ardından eğer aşı yapılan kişinin, plasebo (etkisiz ilaç) verilen kişilerle arasında olumlu anlamda net bir farklılık tespit edilirse ancak o zaman üretilen aşının kullanımına başlanabiliyor.

ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Anthony Fauci bu klinik çalışmalar için en az 30 bin gönüllü gerektiğini ifade ediyor.

Donald Trump ve Anthony Fauci

Enfeksiyon hastalıkları uzmanı David Heymann ise özellikle karantina zamanı aşı denemelerinin daha zor gerçekleştiğini belirtiyor. Ancak karantina uygulamalarının gevşetilmesiyle beraber vaka sayıları yeniden yükselirse aşı çalışmalarına başvuran gönüllülerin sayısında da belirgin bir artış yaşanabilir.

“Aşı denemeleri salgının hızının düşmediği ülkelerde yapılabilir” 

Öne sürülen bir başka fikir de aşı denemelerinin virüsün yayılma hızının düşmediği bölgelerde uygulanması. Bu noktada Anthony Fauci, ABD destekli bazı aşı testlerinin Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerde yapılabileceğini söylüyor. Aynı şekilde en az beş ekibin aşı bulmak için uğraştığı Çin’de, şirketler testlerini Filipinler’de gerçekleştiriyor.

Ancak farklı ülkelerde deneme yapmak birtakım etik soruları da beraberinde getiriyor. Gönüllülerin hangi kriterlere göre tespit edileceği bunlardan biri. Dünyadaki bütün ülkelerin koronavirüs aşısını tedarik etmek istediğini hesaba katarsak aşıyı ilk kimin elde edeceği ve adil olarak nasıl dağıtılacağı zaten cevaplanması bir hayli zor olan bir soruydu. Şimdi ortaya çıkan bir başka soru ise Brezilya veya Filipinler’deki denemelerin başarılı olması ve üretilen aşıların güvenli olduğunun kanıtlanması halinde bu ülkelere aşı kullanımında öncelik tanınıp tanınmayacağı.

Bu iki ülkeye öncelik verilmesi başka sorunları da ortaya çıkartabilir, çünkü iki ülkenin yönetimi de salgınla mücadele etme konusunda çok eleştirildi. Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro hem virüsün yayılmasına müdahale etmedi hem de toplam vaka ve ölü sayılarını açıklamayı durdurdu. Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte ise virüse inanmadığını söyleyerek salgının ilk aşamasında gerçek bir tehdidi küçümsemişti. 

Öyle görünüyor ki hem aşıların test süreci hem de üretilen aşıların güvenli olması halinde hangi ülkelere öncelik tanınacağı sorusu uzun bir süre daha tartışılmaya ve uzmanların kesin konuşmaktan kaçınacağı meseleler olmaya devam edecek.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus